Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/14814 E., 2025/4296 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/14814 E., 2025/4296 K. (13.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/14814
Karar No
2025/4296
Karar Tarihi
13.03.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/14814 E. , 2025/4296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/736 E., 2022/423 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2014/325 E., 2018/354 K. Taraflar arasındaki zorunlu deprem sigortasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 26.12.2023 tarih ve 2022/9250 Esas- 2023/14111 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddesi uyarınca bozulmasına karar karar verilmiştir. Davacılar vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; Daire kararının düzeltilmesini talep etmiştir. Davacılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi dilekçesinin kabulüyle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleşen davalarda; 24.05.2014 tarihinde Ege Denizi açıklarında meydana gelen 6.5 büyüklüğündeki deprem sonrası davacıların konutlarında depremden kaynaklanan maddi hasar oluştuğunu, davacılara ait konutların davalı tarafından olay tarihini kapsar şekilde zorunlu deprem sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 20.10.2014 tarihinde binanın ağır hasarlı olması sebebi ile tahliye edilerek yıkıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl davada davacı ... için 10.000,00 TL, birleşen davada davacı ... için 10.000,00 TL, birleşen diğer davada davacı ... için 20.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini davacı ... için 75.000,00 TL, ... için 82.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; binada deprem kaynaklı ve deprem kaynaklı olmayan hasarlar tespit edildiğini, deprem kaynaklı olmayan hasarlar için bina yönetimince gönderilen resmi raporlar incelendiğinde yapıda korozyon oluştuğunu, bununla birlikte deprem etkisi olmadan dahi mevcut bina betonarme sisteminin yetersiz olduğunu, yapıda oluşan ağır hasarın DASK poliçesi teminat kapsamında kalmadığının tespit edildiğini, davacıların zararlarının eksper raporları kapsamında ödediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III.BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "sigortalı konutların bulunduğu binanın projeli ve ruhsata bağlı, yapım yılındaki deprem yönetmeliğine göre proje ve statik hesaplarının tasdik edildiği, poliçelerin tanziminin de hasarsız oluşları görülerek düzenlendiği, deprem sonrası yapının riskli görülerek yıkıldığı, dosyaya alınan tespit raporunda binanın metruk, harap, meskun amaçlı kullanılmayan sigorta kapsamı dışındaki bina vasfında olmadığı, hasarın, belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeni ile zamanla oluşan zararlar kapsamında bulunmadığı, anılan deprem sonrası birçok hasarlı yapının oluştuğu, dinlenen tanıkların anlatımlarından deprem öncesi binada herhangi bir hasarın söz konusu olmadığı, deprem sonrası ve depremden ötürü yatay yükleri karşılayamamadan kaynaklı oluşan hasarlar sonucu riskli yapı durumunun oluştuğu ve bunun sonucunda yapının yıkıldığı, davacıların sahibi oldukları konutlardaki hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğu, sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmı hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri gözönünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyetinin esas alınması gerektiği, buna yönelik alınan 18.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun esas alındığı, ancak ek bilirkişi raporundaki değerlendirmede, belirlenen bedellerden poliçe kapsamındaki muafiyet indirimi yapılmadığından, kök raporlarında belirlenen muafiyet bedelinin ek rapordaki bedellerden indirilerek ulaşılan değerlere hükmedildiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 47.080,00 TL, davacı ... için 52.660,00 TL ve davacı ... için 104.040,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "depremden sonra binanın riskli yapı olduğuna karar verildiği ve binanın yıkılmak zorunda kaldığı gözetildiğinde meydana gelen hasarın DASK sigorta poliçesi kapsamında kaldığı, yıpranma payının mahsubunun hatalı olduğu, konutların poliçede yer alan metrekarelerinin 110 olması nedeniyle 110 m2 olarak hesap yapılması gerekirken daha düşük metrekarelerde hesap yapılmasının hatalı olduğu, temerrüt tarihi ile yargılama giderleri yönünden hata yapıldığı, taşınmazın brüt alanı 110 m2 kabul edilerek taşınmazın yapım maliyeti 110,00 m2 x 650,00 TL/m2 = 71.500,00 TL'den DASK Genel Şartlarının A.6 maddesine uyarınca poliçe teminat bedeli üzerinden %2 oranında tenzili muafiyet uygulanarak davacıların zararlarının tespit edildiği" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine, asıl ve birleşen dosyalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 69.960,00 TL tazminatın, davacı ... için 69.820,00 TL tazminatın, davacı ... için 139.920,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi heyetinin yapı analizi ve sonuçlarına göre, meydana gelen depremde taşıyıcı kolonları hasarlanmamış ve rizikodan önceki haline onarımla getirilmesi mümkün olduğu teknik açıdan belirlenmiş hasarların bulunduğu bir binada, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasarlar arasında nedensellik ilişkisi olmadığını, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeni ile yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olup Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında olmadığını, davacıların talebinin sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yeniden rapor alınması gerektiğini belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur.

VI. BOZMA KARARI Dairemizin 26.12.2023 tarih ve 2022/9250 Esas- 2023/14111 Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

VII. MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİ A.Maddi Hatanın Düzeltilmesi Yoluna Başvuran Dairemizin 26.12.2023 tarih ve 2022/9250 Esas- 2023/14111 Karar sayılı ilâmına karşı davacılar vekili kararın düzeltmesi isteminde bulunmuştur. B. Maddi Hatanın Düzeltilmesi Sebepleri Davacılar vekili dilekçesinde; davacı ... ve davacı ... yönünden temyize konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2020/736 esas ve 2022/423 karar Sayılı kararının temyiz kesinlik sınırının altında kaldığını, bu iki davacı yönünden kararın kesinleştiğini, davalı vekilinin temyiz isteminin bu davacılar yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay bozma ilamındaki bu maddi hatanın giderilerek hükmün bu yönden tavzihini talep etmiştir. C. Değerlendirme 1. Davacılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin incelenmesinde, temyize konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2020/736 Esas ve 2022/423 Karar sayılı kararında davalı aleyhine, davacı ... lehine 69.960,00 TL tazminatın, davacı ... lehine 69.820,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Karar tarihi itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi kararları yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 107.090,00 TL’dir. HMK 362/1-a ve 362/2 nci maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 107.090,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir. Dosya içeriğine göre davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup davacı ... ve davacı ... lehine, davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen miktar her bir davacı yönünden ayrı ayrı kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabulü ile Dairemizin 26.12.2023 tarih ve 2022/9250 Esas- 2023/14111 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2. Davalı vekilinin davacı ... ve davacı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Karar tarihi itibariyle Bölge Adliye Mahkemesi kararları yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 107.090,00 TL’dir. HMK 362/1-a ve 362/2 nci maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 107.090,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir. Dosya içeriğine göre davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup davacı ... ve davacı ... lehine, davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen miktar her bir davacı yönünden ayrı ayrı kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Buna göre davalı vekilinin davacı ... ve davacı ... tarafından açılan davalar yönünden temyiz dilekçesinin ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 3. Davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının konutunda meydana gelen hasarın depremden kaynaklanmış olduğunun tespitinin yerinde olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava, DASK sigorta poliçesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları'nın "Tazminatın Hesabı" başlıklı B.3.1 inci maddesi "Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz" şeklinde düzenlenmiştir. Davaya konu edilen deprem 24.05.2014 tarihinde meydana gelmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince konutun poliçede yer alan metrekaresi ile metrekare birim fiyatının çarpılması sonucu ortaya çıkan taşınmaz değerinden %2 oranındaki poliçe muafiyetinin mahsup edilmesinden sonra bakiye kalan değere hükmedilmiştir. Ancak konutun yeniden yapım bedeli hesaplanırken yıpranma payının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle Bölge Adliye Mahkemesinin tazminatın hesaplanması hususundaki değerlendirmesi hatalı olup, dosya kapsamı itibariyle varılan sonuç yerinde değildir. Şu halde; davacının yeni bir bina yaptıracağı varsayılarak maliyet hesabı yapıldığına göre; mevcut binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilerek hesaplanan tazminattan yıpranma payı düşülmelidir. Bölge Adliye Mahkemesince, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın olay tarihindeki verilerine göre yeniden yapım bedelinin hesaplanması, mevcut binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilip hesaplanan tazminattan yıpranma payı düşülerek gerçek zarar kapsamı belirlenmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VIII. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabulü ile Dairemizin 26.12.2023 tarih ve 2022/9250 Esas- 2023/14111 Karar sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ... ve ...'a temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ...'ya yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, 4. Yukarıda (4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ...'ya yönelik temyiz itirazının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı