4. Hukuk Dairesi 2024/12774 E. , 2025/10205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1210 E., 2024/1455 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/127 Esas 2020/912 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 06.11.2016 tarihinde yolcu olarak bulunduğu aracın, davalı ... tarafından ihtiyari mali sorumluluk sigortası yapılan araç ile karıştığı çift taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine yazılı başvuru yapılarak davacının haksız fiil sonucu cismani zarara uğraması nedeniyle duyduğu acı ve üzüntünün giderilmesi bakımından manevi tazminat talep edildiğini, bu başvuruya olumlu yanıt verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını iddia ederek 150.000,00 TL manevi tazminatın 14.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyari mali sorumluluk sigortası kapsamında ödeme yapmak için davalı sigortalının kusurlu olması gerektiğini, davacı yan tarafından, dava dilekçesinde her ne kadar müvekkilinin kaza sebebi ile uğramış olduğu manevi zararın ödenmesi talebi ile başvurulduğu belirtilse de, dava öncesi müvekkili şirkete başvuru şartının gereği gibi yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüde düşmesinin söz konusu olmayacağı gibi, henüz miktarı ve niteliği belirlenmemiş bir alacağa dair talep hakkının borcu muaccel hale getirmesinin de imkânsız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için müvekkili şirket sigortalısı araç sürücüsünün kusurlu olduğu düşünülse dahi davacının yaralanmasında müterafik kusurunun mevcut olduğunu, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacının sosyal-ekonomik durumunun araştırılması gerektiğini, davayı ve talebi kabul anlamına gelmemek üzere, dava konusu trafik kazası ile ilgili olarak doğru bir değerlendirme yapılabilmesi için; öncelikle tüm delillerin toplanmasını, takiben dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini, Adli Tıp Kurumu tarafından davacının emniyet kemeri takmaması sebebiyle müterafik kusurunun da araştırılmasını talep ettiklerini, davacı yanın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talebi haksız olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre 06.11.2016 tarihinde dava dışı sürücü ... yönetimindeki 42 ... 76 plaka sayılı çekici ve çekiciye bağlı 42 ... 26 plaka sayılı yarı römork ile dava dışı ... yönetimindeki 42 ... 23 plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda 42 ... 23 plaka sayılı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'in yaralandığı, davacının kaza nedeniyle yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) oranının %9,2 olduğu, iyileşme süresinin 4 ayı bulduğu, bu süre zarfında herhangi bir gelir getirecek işte çalışamayacağı, bu sürenin ise geçici iş göremezlik süresi olarak değerlendirildiği, söz konusu kazanın davalı ... şirketine sigortalı aracın sürücüsü ...'ın %85 oranında, dava dışı sürücü ...'in %15 oranındaki kusurlu hareketi sonucu meydana geldiği, kazaya karışan 42 ... 76 plaka sayılı aracın davalı ... Nezdinde 22.05.2016-22.05.2017 tarihleri arasında ... Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davacının manevi zararlarının tazmininde davalı ... şirketinin Maksimum Kasko Poliçesi kapsamında sorumlu olduğu" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 75.000,00 TL manevi tazminatın 14.02.2019 tarihinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/422 Esas 2021/470 Karar sayılı kararı ile dosyada yeniden maluliyet raporu alınmasının gerekmediği, düzenlenen raporun dosya kapsamı ile uyumlu olduğu belirtilmiş ancak davalının manevi tazminat miktarına yönelik itirazları yerinde bulunmuş, davacının kaza nedeniyle % 9,2 oranında malul kalıp, 4 ay iyileşme süresi olması ve davalının % 85 kusuru dikkate alındığında manevi tazminatın 15.000,00 TL üzerinden kısmen kabulü gerektiği değerlendirilmiş, yine arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle davacı lehine maktu arabuluculuk faaliyeti için vekalet ücreti takdir edilmesinin ve arabuluculuk ücretinin kabul ret oranında davalıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın 14.02.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 02.10.2023 tarihli ve 2021/17880 Esas, 2023/10080 sayılı kararı ile davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, "...Somut olayda; olayın meydana geliş şekli, davacı yolcunun kusuru bulunmaması, yaralanma derecesi, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne, 75.000,00 TL manevi tazminatın 14.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, medikal firma raporu ile çeliştiğini, çelişkinin giderilmesi için ATK' dan rapor alınması gerektiğini, manevi tazminatın cezalandırma aracı olamayacağını, fahiş belirlendiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yolcunun, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesini yapan davalı ... şirketinden manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.