Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/12161 E., 2025/2222 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12161 E., 2025/2222 K. (11.02.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12161
Karar No
2025/2222
Karar Tarihi
11.02.2025
Konu
Miras

4. Hukuk Dairesi 2024/12161 E. , 2025/2222 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1245 E., 2022/926 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/124 E., 2019/694 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nin 26.12.2015 tarihinde öldüğünü, murisin ölmeden önce davalı ile arkadaşlık ilişkisine girdiğini ve hastalığından yararlanarak onu istismar ettiğini, 2014 yılında murise ait 34 ... 8877 plakalı Land Rover marka aracını düşük bedel ile aldığını, davalının aracın bedelini ödemesinin mümkün olmadığını, satışın muvazaalı olarak müvekkillerinden mal kaçırma amacı ile yapıldığını belirterek, muvazaalı satışın iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, müvekkilinin muris ile hastalanmadan önce tanıştıklarını, kısa zaman içerisinde arkadaşlıklarının ilerlediğini ve birlikte yaşama iradesi ile hareket etmeye başladıklarını, daha sonra evlilik kararı aldıklarını ancak murisin hastalığının ortaya çıkması neticesinde resmi olarak evlilik birliğinin kurulma imkanının bulunmadığını, murisin hastalığının ortaya çıkması üzerine vefat tarihine kadar murisin her türlü bakımını müvekkilinin gerçekleştirdiğini, gerek hastanede gerekse murisin evde olduğu zamanlarda muris ile sadece müvekkilinin ilgilendiğini, tüm tedavi süreci boyunca murisin yanından hiç ayrılmadığını, davacıların ise murisle hastalığı döneminde hiç ilgilenmediklerini ,hatta murisin hastalığından uzunca bir süre öncesinden beri kendisiyle görüşmediklerini, davacıların murisi sadece para istemek için aradıklarını, hiçbir surette yanında olmadıklarını, tedavi süresi boyunca hastaneye dahi gelmediklerini, dava konusu 34 ... 8877 plakalı aracın muris tarafından kendi hür iradesi ile müvekkiline satıldığını, araç bedelinin muris tarafından alındığına ilişkin araç satış sözleşmesinde murisin imzasının bulunduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 34 ... 88 77 plakalı aracı muris ... tarafından davalıya satış yapılarak devredildiği hususunda ihtilaf olmadığını, davalı tarafın muris ile son zamanlarında hayat arkadaşlığı yaptığının tarafların da kabulünde olduğunu, davalı tarafın araca karşılık bedel ödediği savunmalarının ,bedelin ödendiğinin resmi bir belge olan Gaziosmanpaşa 2nci Noterliğinin 24.10.2014 tarih ve 14892 yemiye nolu resmi senedinde de yer aldığını, davacı tarafın Türk Medeni Kanunun 7 nci maddesine göre resmi senet mahiyetindeki bu belgenin aksini ,yani davacının bedel ödemediğini ispat edemediğini, davalının banka kayıtlarının celp edildiğini, banka kayıtlarındaki hesap hareketlerinden ekonomik gücünün yerinde olduğunun anlaşıldığını, dinlenen murisin kardeşi ...' nun davalının bir miktar para verdiği yönünde beyanları da mevcut olduğunu, davalının, murisin hayat arkadaşı olduğu ona ömrünün sonunda manevi destekte bulunduğu yine tanık beyanları ile anlaşıldığı, hayatın olağan akışı içerisinde bir kimsenin kendisine manevi destekte bulunan hayat arkadaşına bir malı piyasa değerinin çok altında satması mümkün olup bu durum satış sözleşmesinin sıhatine engel teşkil etmediğini, alınan bilirkişi raporlarında da aracın devir tarihinde 200.000,00 TL olması karşısında davalının bu manevi desteğinin göz önünde bulundurulması gerektiğinden satış sözleşmesinin sıhatinde herhangi bir sıkıntı bulunmadığının sabit görüldüğü gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların tüm delillerinin toplandığı ve değerlendirildiği, eksik bir araştırmanın bulunmadığı; davacıların mirasbırakanı ile davalının, mirasbırakanın vefatından önce 4-5 yıl kadar birlikte yaşadıkları, dava konusu aracın, davalıya satışının gerçek bir satış olduğu, davacıların mirasbırakanının, satışı yapılan dava konusu araç dışında başkaca mal varlığının bulunduğu ve davalının da, dava konusu aracı satın alabilecek ekonomik güce sahip olduğu, aracın satış değeri ile bilirkişi raporuyla belirlenen değeri arasında ciddi bir farkın bulunmadığı; bir başka deyişle; mal kaçırma ve mirasçılara zarar verme kastının ispatlanamadığı, olayda muvazaa koşullarının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince de; bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir hata bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, mirasbırakanın, İstanbul'da noter olarak görev yaptığını, davalının ise noterin yanında katip olarak asgari ölçülerde ücret alan bir kişi olduğunu, mirasbırakanın dava konusu aracı satmasını gerektiren herhangi bir nedeninin bulunmadığını, aracın Land Raver marka lüks bir araç olduğunu, bilirkişi tarafından değerinin 200.000,00 TL olarak belirlendiğini, noterlikçe gerçekleştirilen satış sözleşmesinde aracın satış değerinin 145.383,70 TL olarak belirlendiğini, bu farkın TBK'nın 19 uncu maddesinde söz edilen muvazaa iddiasının kanıtı olduğunu, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacı ile yapıldığını belirterek , kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, BK'nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f70b3b3f135a4d0a ce844af615722c92

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı