Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2023/7706 E., 2025/6990 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7706 E., 2025/6990 K. (30.04.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7706
Karar No
2025/6990
Karar Tarihi
30.04.2025
Konu
Dolandırıcılık, Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/7706 E. , 2025/6990 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/338 D.İş, 2023/338 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-22607 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2023/22607 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 23.08.2020 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen meçhul aracın seyir halindeyken yaya olan davacı ...'ya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralanarak malul kaldığını ileri sürerek, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplamda 8.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.05.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 408.528,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 410.000,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu, olayda davalı kurumun sorumluluğunu gerektirir somut bir olgu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıya kusur tespitine yarar evrak sunulmadığı, davacının söz konusu iddiasını destekleyen dayanağının sadece kendi soyut beyanı olduğu, bu nedenle başvuru şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muayene evrakları ve tahkikat evrakları nazara alındığında, davacının yaralanmasının trafik kazası neticesinde meydana geldiği, kazaya sebebiyet veren aracın plakasının ve sürücüsünün tespit edilemediği, bu haliyle ...'na başvuru koşullarının oluştuğu, davanın usulden reddine dair kararın yerinde olmadığı belirtilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 408.528,50 TL sürekli iş göremezlik, 1.450,50 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 410.000,00 TL tazminatın 15.07.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın usulden reddine dair Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hukuka uygun olduğunu, İtiraz Hakem Heyeti aksi kanaatte ise eksik inceleme ile davanın kabulüne karar vermek yerine herhangi bir hak kaybına neden olmamak adına el çekme kararı vermesi gerekirken davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, davacının, davalıya ilk başvuru aşamasında kazaya plakası bilinmeyen bir aracın neden olduğu ve kazanın ne şekilde gerçekleştiğini ispata yönelik hiçbir somut belge sunmadığından dava şartını sağlamaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, tespit edilemeyen aracın varlığı ve kazaya kusuru ile sebep olduğunun somut delillerle ispat edilemediğini, başvuru koşullarının yerine getirilmemesinin yanısıra esasen dosyadaki delil durumunun tespit edilemeyen bir aracın kusurunu ispatlamaya yeterli olmayıp kazanın oluş şeklinin de ispatlanamadığını, kabul anlamına gelmemekle, aracın cinsinin tespiti gerektiğini zira 50 cc altı araçların sigorta yaptırma zorunluluğu bulunmadığından ...'nın da sorumluluğu bulunmayacağını, itiraz aşamasında alınan kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, davacının soyut beyanına göre %50 kusur atfının hatalı olduğunu, araç sürücüsüne hızını ayarlamama sebebiyle %50 kusur atfı yapılmış ise de fren izi vs herhangi bir bilgi mevcut olmadığını, varsayım ve beyanlara dayalı kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, henüz kazaya tespit edilemeyen bir aracın kusuru ile neden olduğu dahi ispatlanamamış iken kusur raporu alınmasını kabul etmediklerini, bu rapora itibar edilerek tazminat hesaplanmasının mümkün olmadığını, delillerin toplanması, tanık ifadelerinin alınması, kamera kayıtlarının araştırılması, yerinde inceleme/keşif yerine getirilerek kusur raporu alınması hususunda heyet teşekkülü sağlanması , eğer tüm bu sayılanlar tahkim yargılamasına elverişli değilse usulden ret kararı/el çekme kararı verilmesi gerektiğini, davacı tarafından alınan maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı olup raporun ÇÖZGER Yönetmelik esaslarına uygun hazırlanması gerektiğini, kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre TRH %1.8 teknik faiz aksi kanaatte ise güncel ZMSS Genel Şartları'na göre TRH %1.65 teknik faiz oranının uygulanması gerektiğini, bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını aksi kanaate bakıcıya ilişkin net bir evrak sunulmadığından net ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, ebeveynlerin bakım, denetim ve gözetim yükümlülüğü ihlali sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerekiğini, temerrüt gerçekleşmediğini, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davanın henüz başında dava ilk ikame edilirken yatırılmış olması gereken teminatın, İtiraz Hakem Heyeti aşamasında tamamlatılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı iddia olunan 23.08.2020 tarihli trafik kazası nedeniyle davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, uyuşmazlığın mahiyeti, toplanan delillerin durumu, olayın oluş şekli ile tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, tüm delillerin adil yargılanma hakkına uygun şekilde toplanmasından sonra davalının zarardan sorumlu olup olmadığının belirlenebilmesi için yargılamanın genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilmesi gerekmekle, İtiraz Hakem Heyeti tarafından dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde Üye ...'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. Karşı Oy Yazısı Dava konusu olayda davacı, sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen cismani zararının tazmini için öncelikle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmuştur. Hakem heyeti tarafından davanın kabulü ile zararın tazminine karar verilmiştir. Dairemiz çoğunluğu tarafından uyuşmazlığın mahkemede çözümlenmesi gerektiğinden bahisle İtiraz Hakem Heyeti tarafından dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. Bu durum, davacının temel bir hakkı olan adil yargılanma hakkını kısıtlamaktadır ve hukuka aykırıdır. Kanunun 30. maddesi, sigortacılıkla ilgili uyuşmazlıklarda davacının iki farklı yola başvurma hakkı olduğunu açıkça belirtmektedir: 1. Genel mahkemelerde dava açmak, 2. Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmak, Bu iki yol, davacının kendi iradesiyle seçebileceği alternatif yollardır. Davacının tahkim yolunu seçmiş olması, uyuşmazlığın esasının bu platformda incelenmesi gerektiğini gösterir. Somut olayda, hakem heyetinin işin esasına girmeksizin dosyadan el çekmesi, davacının hukuki korunma ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır. Kanunun 30/14-F maddesinde belirtilen ve tahkim heyetinin el çekebileceği istisnai durumlar (örneğin, haksız fiil, dolandırıcılık gibi ceza hukuku gerektiren durumlar) mevcut değildir. Bu nedenle, hakem heyetinin el çekme kararı vermesi yerinde olmayacaktır. Sonuç olarak, sigorta tahkim sisteminin amacı, sigorta uyuşmazlıklarının hızlı ve etkin bir şekilde çözülmesini sağlamaktır. Bu amaçtan saparak, hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde dosyadan el çekmesi, hem kanunun amacına hem de davacının haklarına zarar vermektedir. Bu sebeple, işin esasının incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 61b7f3c503c05210 9f76605a49f5d9fa

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı