Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/5671 E., 2025/2602 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5671 E., 2025/2602 K. (17.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5671
Karar No
2025/2602
Karar Tarihi
17.02.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/5671 E. , 2025/2602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/112 Değişik İş, 2023/139 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-5618 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/316236 İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortaladığı aracın, müvekkili sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucunda 18.05.2021 tarihinde yaralamalı iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 359.590,15 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, müvekkilince alınan uzman mütalaası ile maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğunu, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacının kaza nedeniyle elde ettiği başkaca gelir olması halinde hesap olunan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın aynı zamanda iş kazası mahiyetinde olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan kask ve koruyucu tertibat takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumlu olmadığını, faize karar verilmesi halinde yasal faize karar verilebileceğini, davacı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 359.590,15 TL tazminatın 23.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 53.342,62 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun karar tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olmasına, tazminat hesabının Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasına, kusur takdirinin kazanın oluş şekline uygun olmasına, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirecek bir durum ve olgunun bulunmamasına göre buna yönelik itirazların reddine ve yine davacı lehine maktu vekalet ücretinin altında kalmamak ve kabul miktarını aşmamak üzere nispi hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden buna yönelik itirazların kabulüne ve davanın kabulü ile 359.590,15 TL tazminatın 23.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 10.668,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir .

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, müvekkilince alınan uzman mütalaası ile maluliyet raporu arasında çelişki bulunduğunu, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerekirken rapor alınmadan kesinleşmemiş bir dosyadan alınan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının kaza nedeniyle elde ettiği başkaca gelir olması halinde hesap olunan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın aynı zamanda iş kazası mahiyetinde olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan kask ve koruyucu tertibat takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumlu olmadığını, faize karar verilmesi halinde yasal faize karar verilebileceğini, davacı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalının ZMSS poliçesi ile sigortaladığı aracın, davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucunda yaralanan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/1-a maddesinde düzenlenen şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak kuralını ihlal ettiği, davacının ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesinde düzenlenen aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinin ifade edildiği görülmüştür. Davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak davacının tedavi gideri talebinde bulunduğu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2022.E.161317 esas sayılı dosyası üzerinden alınan kusur raporunda davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında tarafların kusur oranlarını belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Hakem heyetince, herhangi bir kusur raporu alınmaksızın davacının tedavi gideri talebinde bulunduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2022.E.161317 esas sayılı dosyası üzerinden alınan kusur raporuna istinaden davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin varsa ceza soruşturma ve kovuşturma dosyası da dosya arasına alınarak ve tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için uzman bilirkişiden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 3-Dosya kapsamından, davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıya SGK tarafından geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin olarak ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %15 oranında, geçici iş göremezlik süresinin 90 gün olarak tespit edildiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda ise 18.05.2021 kaza tarihinden itibaren sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince söz konusu rapor benimsenmek suretiyle hüküm tesis edildiği ve İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin bu husustaki itirazlarının reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının 18.05.2021 kaza tarihinden itibaren 90 gün için geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanacağı, bu sürenin bitiminden itibaren ise davacının sürekli iş göremezlik tazminatından kaynaklanan zararının bulunduğu kabul edilmek suretiyle geçici iş göremezlik süresinin hitamından sonra sürekli iş göremezlik tazminatı hesabı için rapor alınarak meydana gelen sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, SGK tarafından davacıya yapılan geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin ödemeler dikkate alınmaksızın kaza tarihinden itibaren davacı için sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanarak mükerrer tahsilata yol açacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. 4- Olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; davacının olaya ilişkin olarak kolluk tarafından alınan ifadesinden; davacının motokurye olarak çalıştığı ve yine davacı tarafça sunulan ve hükme esas alınan maluliyet raporunda davaya konu kazanın trafik iş kazası olduğunun ifade edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması talep edilmiş ise de dava konusu olay nedeniyle davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına dair bir araştırma yapılmadığı ve bu hususta sadece davacı vekili tarafından dava konusu kaza nedeniyle davacıya sürekli iş göremezlik ödemesi yapılmadığına dair SGK tarafından verildiği iddia olunan 10.01.2023 tarihli cevabi yazının sunulduğu görülmektedir. Şu durumda, davaya konu kazada davacının yaralanması nedeniyle iş kazasına dayalı herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması hâlinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği (iş kazası sigorta kolundan olup olmadığı) ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının SGK’dan sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi, rücuya tabi ödeme bulunması hâlinde ilk peşin sermaye değeri tutarlarının indirilmesiyle tazminatın hesaplanması için ek rapor alınması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı