4. Hukuk Dairesi 2023/4174 E. , 2025/9130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1165 Esas - 2023/245 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/291 Esas 2020/358 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Eski Belediye Başkan Yardımcısı olduğunu, davalının yayın sahibi olduğu ... Gazetesi ve www...com.tr isimli internet sitesinde 08.07.2016 tarihinde yapılan haberde sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, habere konu iddialardan dolayı müvekkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu gerçek dışı haberler nedeniyle basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 500.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; adli soruşturmaya konu olan olaylarla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için dava konusu haberin yapıldığını, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının siyasetçi olduğu, toplum içinde bulunduğu konum itibariyla hakkındaki yayınları hoşgörü ile karşılaması ve katlanması gerektiği, ceza soruşturmasına konu olan bir olayla ilgili halkı bilgilendirmek amacıyla dava konusu haber ve yayının yapıldığı, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, objektif sınırlar içinde haber yapıldığı, haberde öz ile biçim dengesinin korunduğu; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu; demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen sözlerle değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerli olduğu, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu habere konu iddialardan dolayı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen yayın ile müvekkiline suç isnat edildiğini, kişilik haklarına ağır saldırı bulunduğunu, haberin doğru olmadığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ... Gazetesi ve www...com.tr'de 08.07.2016 tarihinde yapılan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haber ve yayının görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğunun; davacı ile ilgili sarf edilen söz ve ifadelerin, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, yayınlara yönelik toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, siyasetçilerin konumu itibarı ile yapılan sert eleştirilere katlanması gerektiğinin, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve ... başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin..” ifade edildiğinin, haber ile yayında geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.