Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/2692 E., 2025/7263 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/2692 E., 2025/7263 K. (07.05.2025) – Tescil

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2692
Karar No
2025/7263
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tescil, Kira, Kira Sözleşmesi, Alacak, Senet

4. Hukuk Dairesi 2023/2692 E. , 2025/7263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2175 E- 2022/2760 K Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ve ...'dan alacaklı olduğunu, davalılar hakkında ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçluların acz halinde olduğunu, adlarına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mah. 4092 ada 64 parseldeki avlulu kargir ev ve garajdan ibaret olan taşınmazı mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak diğer davalı ...'a devrettiklerinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının gerçek bir alacağının olmadığını, takibe konu bono senedinin gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, bono senedinin her zaman düzenlenebilir mahiyette bir belge olduğunu, takip konusu senedin düzenleme tarihinin kasıtlı olarak geriye dönük 2017 yılı şeklinde yazıldığını, esasında 2020 yılında düzenlendiğini ve gerçek bir alacak/borç ilişkisine dayanmadığını, davalı borçlu ...'ın dava konusu taşınmazı müvekkiline sattığı tarihte ve sonrasında aciz durumda olmadığını, üzerine kayıtlı başkaca taşınmazları bulunduğunu, tasarrufun iptali davası bakımından dava şartının bulunmadığını, satışın gerçek bir satış olduğunu, öncelikle tasarrufun iptali davası olduğu açıkladığından, müvekkili üzerindeki tapu kaydının iptali ve diğer davalılar adına tescili yönündeki davanın reddine, gerçek bir alacak bulunmadığından, davalı borçlular tasarruf tarihinde ve sonrasında aciz halde olmadıklarından, gerçek bir satış işlemi bulunduğundan ve müvekkilinin diğer davalıların alacaklılarından mal kaçırmak maksadıyla hareket edip etmediklerini bilmediği sabit olduğundan tasarrufun iptali davasının reddine, müvekkil aleyhine karar verilmesi durumunda, malvarlığı azalacak müvekkilin uğrayacağı zararın diğer davalılardan kanuni faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2022 gün, 2021/236 E- 2022/291 K sayılı ilamı ile "davacı vekiline takip konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verildiği davacının dava dışı ...'dan mehir alacağı olduğunu belirttiği, davacının sunduğu mehir senedinin her zaman düzenlenebilecek mahiyette adi bir belge olduğu, bu belgenin takip konusu bonoyla arasındaki illiyet bağının kurulamadığı dolayısıyla temel ilişkinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine " karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2022 gün, 2022/2175 E- 2022/2760 K sayılı kararı ile "Davacı tarafça borcun doğum sebebi olarak icra takibinde bildirilen 500.000 TL miktarlı, 05.06.2017 tanzim ve 09.09.2020 vade tarihli bonodan kaynaklı alacağın dayanağının davacı vekilince dava sırasında sunulan iki satırlık mehir senedi başlıklı belgede, Uyap'tan alınan nüfus kayıt örneğine göre evli olmadığı (veya resmi nikahlı) olmadığı .... isimli kişiden 2010 yılında mehir alındığının soyut yazılı belge ile belirtildiği, bunun dışında alacağa dönük başkaca delil ve belge sunulmadığı, bonoların ve dayanağı olduğu belirtilen senedin her zaman düzenlebilir niteliği ve bu yöndeki tanık beyanları da gözetilerek, bonolar ve senet dışında davacının bunların dayanağı temel ilişkiden kaynaklı alacağı ispatlayacak herhangi bir delil getiremedikleri, bu sebeple davacı alacağın gerçek olmadığı, muvazaalı bulunduğu tüm dosya kapsamındaki delillerden anlaşıldığından, mahkemece davanın bu sebeple reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesi ile davacının istinaf taleplerinin esastan reddine" karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, mal kaçırma kastıyla muvazaalı olarak devredildiğinin açık olduğunu, taşınmazı devreden icra dosyasındaki borçluların borca batık olduğunu ve devirden sonra alınan parayı ne yaptıklarını, nereye harcadıklarını ispat edemediklerini, tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen taşınmazın rayiç değeri arasında misli farkın olduğunu, davalı ...'ın dava konusu taşınmazda hala ikamet ettiğini, kiracı olarak oturduğuna dair kira sözleşmesi sunmadığı gibi kira bedeli ödediğine dair tek bir belge veya dekontta sunmadığını, sadece bu bu durumun bile tapu devrinin muvazaalı olarak devredildiğinin ispatı olduğunu, icra dosyasındaki borçlu ...'ın iş bu dava dosyasında davalı tanığı olarak beyanda bulunduğunu ve ''Takibe konu senedi babam borçları ile ilgili sıkıntıları olduğundan bahisle düzmece bir senet yapıldı babam olması sebebi ile bende kabul ettim'' dediğini, ancak icra dosyasındaki borçluların bu iddialarıyla ilgili olarak hiçbir şekilde dava açmadıklarını ve itirazda bulunmadıklarını, dava dosyasında davalıların kötü niyetli oldukları ve ortak hareket ettiklerinin ortada olduğunu, beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacının alacağın gerçek bir alacak olduğuna dair dosyaya somut delil ibraz edememesine göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 419d33e0483aade5 27c18e801199399e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı