Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/156 E., 2025/8785 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/156 E., 2025/8785 K. (29.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/156
Karar No
2025/8785
Karar Tarihi
29.05.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/156 E. , 2025/8785 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/375 E., 2022/2390 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekili ile ihbar olunan... vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın davalı şirkete ait ... Kanalında yayınlanan... isimli TV programlarına katılarak müvekkili ...'in biyolojik kızı olduğu yönünde yayınlar yapıldığını, müvekkilleri ile davalı ... arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, yapılan hukuka aykırı yayınların sosyal medyada da yer aldığını, müvekkillerinin ikametlerinin önünde görüntü ve röportaj almaya çalışıldığını, özel ve aile hayatlarına saygı gösterilmesine dair haklarının ihlal edildiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 21.09.2017 tarihli ... programı nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 19.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat; 22.09.2017 tarihli ... programı nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 14.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminat, aynı yayın nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL ...'dan, 4.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere 5.000,00 TL manevi tazminat; 24.10.2017 tarihli ... programı nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 19.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat; 25.10.2017 tarihli ... programı nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 19.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat, aynı yayın nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 19.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat; 26.10.2017 tarihli ... programı nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 19.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat, aynı yayın nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 19.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminat, aynı yayın nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 9.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminat; 08.11.2017 tarihli ... programı nedeniyle müvekkili ... için 1.000,00 TL davalı ...'dan, 49.000,00 TL davalı şirketten olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ayrıca davalı ...'nın müvekkillerinin evi önündeki eylemleri nedeniyle ...'dan 50.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin biyolojik annesini bulmak amacıyla kendisini büyüten ailenin verdiği bilgilerden yola çıkarak dava konusu yayınlara katıldığını, davacı tarafın bu konuda bilgi vermemesi nedeniyle de ihtilaf konusu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu programının yapımcısının dava dışı ... olduğunu, yayınlar nedeniyle kusur ve sorumluluklarının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'nın biyolojik ailesini bulmak amacıyla davalının yayın sahibi olduğu ...'de yayınlanan ... ve ... isimli ... programlarına katıldığı, bu konuda edindiği bilgilerden yola çıkarak şüphelerini dile getirdiği, kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir söz ve ifade sarf etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ...'in davalı ...'nın gerçek annesi olmadığının DNA testi ile sabit olduğu, dava konusu yayınların görünür gerçeğe uygun olmadığı, asılsız bir iddia ile davacı ...'in üniversite öğrencisiyken gayri meşru hamilelik sonucu doğan bebeğini hemşire ve ebe işbirliğiyle para karşılığında satan kişi olarak ülke gündeminde tutulduğu, davacılar ... ve ...'in davacı ...'in kızı ve eşi olduğu, yayınlarda bu kişilerin de bilgilerinin paylaşıldığı, kamuoyu nezdinde küçük düşürüldükleri, davacıların kim oldukları anlaşılmayacak bir biçimde yayın yapılması mümkünken davacıların tanınmalarına matuf bilgilerin yayınlanmasında üstün nitelikte özel yahut kamusal yarardan söz edilemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 14.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 110.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten;davacı ... için 11.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten; davacı ... için 11.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten; davacı ... için 11.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten dava tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı medya kuruluşunun izlenme oranları değerlendirildiğinde kişilik haklarına saldırının ağır bir boyuta ulaştığını, müvekkillerine ait bilgiler yayında paylaşıldığı için sosyal medya ve telefon aracılığı ile halen saldırıya maruz kaldıklarını, bu nedenle hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin biyolojik annesini bulmak amacıyla kendisini büyüten ailenin verdiği bilgilerden yola çıkarak dava konusu yayınlara katıldığını, davacı tarafın bu konuda bilgi vermemesi nedeniyle de davacı ...'in annesi olabileceğine dair kendisinde emare oluştuğunu, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu, davacılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; ATK raporundan önce yayına katılan davalı ...'nın anne ve babasını arama çabasının insani bir davranış olduğunu, dava konusu yayınların yapılmasında kamu yararı bulunduğunu, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı şirkete ait ... yayınlanan ... ve ... isimli program yayınları nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Davacılar ..., ... vekilinin davalılara yönelik; davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin adı geçen davacılara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2022 yılı için 107.090,00 TL’dir. Dosya kapsamından, davacı ...'in davalı ...'ya yönelik talebinin 52.000,00 TL, davalı şirkete yönelik 13.000,00 TL manevi tazminat olduğu; davacı ... vekilinin davalı ...'ya yönelik talebinin 52.000,00 TL, davalı şirkete yönelik 38.000,00 TL manevi tazminat olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 11.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten; davacı ... için 11.500,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, davacılar ... ve ... için temyize konu edilen bu anlamda kabul edilmeyen ve hüküm altına alınan bu miktarların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacılar ... ile ... vekilinin ve davalıların bu davacılara yönelik temyiz dilekçelerinin miktar nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı ...'in davalı ...'ya yönelik; davalı ...'nın davacı ...'e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı ...'in davalı ...'dan 57.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 14.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, davalı ...'in davalı ... yönünden temyize konu edilen reddedilen miktar 43.000,00 TL ve hüküm altına alınan 14.000,00 TL olup bu miktarlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı ... vekilinin davalı ...'ya yönelik ve davalı ...'nın bu davacıya yönelik temyiz dilekçelerinin miktar nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 3.Davacı ... vekilinin davalı şirkete yönelik ve davalı şirketin davacı ...'e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacı ...'in kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin; olay tarihi, tarafların konumu, saldırının ve zararın ağırlığı dikkate alındığında davacı ... yararına bu anlamda davalı şirket aleyhine hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR 1. İhbar olunan vekilinin ve HMK'nın 124. maddesine göre taraf olmaktan çıkarılan ... vekilinin temyizi yönünden, temyiz hakları bulunmadığından temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar ..., ... vekilinin davalılara yönelik; davalıların da adı geçen davacılara yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan ayrı ayrı REDDİNE, 3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin davalı ...'ya yönelik, davalı ...'nın da davacı ...'e yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan ayrı ayrı REDDİNE, 4. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin davalı şirkete yönelik ve davalı şirket vekilinin davacı ...'e yönelik temyizi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının adı geçen taraflar yönünden ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ... ve ...'ye iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacı ...'e yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davalı ...'ye davacı ... yönünden yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) Ek 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 341, 362 ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınmakta iken Anayasa Mahkemesi (AYM); 04/12/2024 tarihli ve E.2023/182, K.2024/203 sayılı kararıyla HMK’nın 341 ve 362. maddelerindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınması kuralını Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi şöyledir: Kanun koyucunun kanun yoluna başvurmada belirlediği kesinlik sınırını yargılamanın devam ettiği süreçte yıldan yıla güncellediği dikkate alındığında enflasyon nedeniyle ekonomik önemini yitiren dava konusu mal ya da alacağın değerinin de enflasyonun olumsuz etkisinden korunması gerekir. Davanın açıldığı tarihte geçerli olan parasal sınırlara göre istinafa veya temyize başvurulabilecek bir karara karşı, kararın verildiği tarihe göre belirlenen miktarın esas alınması, özellikle yargılamaların uzun sürdüğü durumlarda hükmün verildiği tarihte geçerli olan parasal tutarlara göre kanun yoluna başvurma imkânını ortadan kaldırabilmektedir. AYM, kanun yoluna başvuruda kesinlik sınırı güncellenirken dava konusu mal ya da alacağın değerinin güncellenememesi nedeniyle tarafların kanun yoluna başvurma imkânından mahrum kalmaları nedeniyle hükmün denetlenmesini talep etme hakkının kısıtlandığı ve bu kısıtlamanın orantısız ve ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşmıştır. Anılan karar sonrasında kanun koyucu, 4/6/2025 tarihinde yayımlanmakla yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle HMK’nın anılan hükmünü değiştirerek parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınmasını benimsemiştir. Sayın çoğunluğun görüşünden ayrı olarak kanun değişikliğinin usule veya esas ilişkin olup olmadığından bağımsız olarak henüz karar verilmemiş tüm davalarda uygulanması gerektiği kanaatindeyim. AYM, konuyu adil yargılanma hakkı başlığı altında ve hak arama özgürlüğü kapsamında incelemiş, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulduğu hükmü iptal etmiştir. AYM’nin adli yargılanma hakkına aykırı bularak hükmü iptal etmesi ve ardından kanun koyucunun öngördüğü yeni düzenleme göz önüne alındığında önceki uygulamanın hukuka aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda temel hak ve özgürlüklere aykırı bir kanun hükmü ile adil yargılanma hakkını koruma altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi çatıştığında AİHS’e üstünlük tanınması gerekeceğine dair Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca mahkemelerin, mevcut kanun hükmünü fiilen uygulamama (zımnen ilga) yetkisi bulunduğu aşikârdır. Bu itibarla gerek Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi, gerekse de bu fikri benimseyen yasama organının iradesi gözetildiğinde derdest tüm davalarda, temel hak ve özgürlüklerle çatıştığı konusunda tereddüt bulunmayan kanun hükmünün uygulanma imkânı yoktur. İkinci olarak, nihai kararın bireysel başvuru yoluyla AYM önüne taşınması durumunda Mahkemenin önceki kararındaki gerekçe gözetildiğinde Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca başkaca hiçbir inceleme yapmaksızın hak ihlali kararı vereceği muhakkaktır. Kişileri, bireysel başvuru yoluyla hak aramaya maruz bırakmak; hukuk devleti, hukuka saygılı devlet ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmayacağı gibi bireysel başvurunun ikincil (tali) ve olağanüstü bir hak arama mekanizması olduğu göz önüne alındığında hukuki de değildir. Mahkemeye erişim hakkını ve dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması sonucunu doğuracak böyle bir yolun tercih edilmesi Anayasa’nın 90/5. ve 153. maddeleri uyarınca hukuka ve Anayasa’ya uygun bir çözüm yolu değildir. Açıkladığım gerekçelerle; kanuni değişikliğin, henüz kesinleşmemiş ve görülmekte olan tüm davalar bakımından uygulanması gerektiği kanaatindeyim. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK'ya eklenen Ek-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında eldeki dava tarihi olan 2017 yılı için 41.530,00 TL'dir. HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 41.530,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Buna göre davacılar ..., ... vekilinin davalılara yönelik; davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin adı geçen davacılara yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde, temyize konu edilen bu anlamda kabul edilmeyen ve hüküm altına alınan miktarların kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla değerlendirme bölümünün 1. bendine nihayetinde katılmakla beraber gerekçesi itibariyle katılmıyorum. Davacı ...'in davalı ...'ya yönelik; davalı ...'nın davacı ...'e yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde; davacı ...'in davalı ...'dan 57.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 14.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verildiği; buna göre temyize konu edilen reddedilen miktar 43.000,00 olup, kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL'nin üzerinde olduğundan değerlendirme bölümünün 2. bendine kesinlik sınırı nedeniyle dilekçenin reddine dair verilen karara katılmıyorum.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı