Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/13121 E., 2025/7726 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13121 E., 2025/7726 K. (14.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13121
Karar No
2025/7726
Karar Tarihi
14.05.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

4. Hukuk Dairesi 2023/13121 E. , 2025/7726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/8 E., 2023/108 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... aleyhine takip yapıldığını, alacaklarının semeresiz kaldığını, borçlunun müteahhit, davalı ... ve ...'nın arsa sahibi sıfatı ile 29.07.2008 tarihinde yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği 2-4-5 ve 8 nolu bağımsız bölümlerin 1/3 hissesinin borçluya ait olduğu konusunda anlaşmaya varıldığı halde müteahhit adına tescil edilmesi gereken dairelerin mal kaçırma amacı ile muvazaalı olarak 2-5 ve 8 nolu bağımsız bölümün davalı ...'a 4 nolu bağımsız bölümün ...'ye devredildiğinden bu tapuların iptali ile borçlu adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ve ...'in ağabeyleri, ...'in ise eşi olduğunu, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince yükleniciye düşen 4 nolu bağımsız bölümü arkadaşı ..., 2, 5 ve 8 numaralı daireleri ise kendisinin gerçek bedellerini ödeyerek satın aldığını, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak binayı iskan izni alınmış şekilde tamamlanmadığı sürece arsa tapusunu talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu ..., duruşmalara katılmamış cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 2011/195 E. 2015/332 K. sayılı kararıyla; "...Dava, İİK'nın 94. maddesine dayalı cebr-i tescil istemine ilişkin olarak açılmış olup, davacı vekili bila tarihli dilekçesinde dava konusu olan taşınmazların davalılar tarafından satılmış olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi gereğince seçimlik haklarını kullanarak davalılara karşı tazminat davasına dönüştürdüklerini beyan etmiştir... ...davacı vekili dava konusu bağımsız bölümlerle ilgili oluşturulan tapu kayıtlarının muvaaza nedeniyle hükümsüz olduğunu, iptali gerektiğini ileri sürerek açmış olduğu işbu davada davalılar ... ve ... ile diğer davalı ...'ın da müteahhit sıfatıyla akdettikleri kat karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin yükümlülükleri açıkça belirtilmiş olup iskan ruhsatı alınarak kat mülkiyetinin tesis edilmediği, bir kısım eksikliklerin arsa sahiplerince yerine getirildiğinin tanık anlatımlarından anlaşıldığı, muvaaza iddiası kanıtlanamadığı gibi İİK'nın 94/2 maddesi gereğince İcra Müdürlüğü tarafından verilen yetkinin münhasıran tescile yönelik olduğu, davacının yargılama aşamasında talebini alacağın tahsiline hasrettiği, bu durumda anılan madde hükmüne göre davacının alacak davasını takip yetkisinin bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 tarih ve 2016/1931 Esas, 2018/6973 karar sayılı ilamı ile; hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu, somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe göre, davacının asıl amacının borçlu hakkında yaptığı ve sonuçsuz kalmış takip nedeniyle alacağını tahsil etme imkanına kavuşmak olduğu bu nedenle davanın niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece de değerlendirmenin bir kısmı bu şekilde yapıldığı ancak bu davanın görülebilmesi için dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davacı vekili 4 nolu bağımsız bölümü de dava konusu yaptığı halde tapu maliki olan...'nün davada taraf olmadığı, mahkemece dava konusu yapılan 2-4-5-8 nolu bağımsız bölümlerin tüm tedavüllerini gösterir tapu kayıtlarını celp ederek, taraf teşkili sağlanmak, bundan sonra borçlu ile arsa sahipleri arasındaki 29.07.2008 tarihli sözleşme gereğince ve yapılan inşaata göre borçlu müteahhidin dava konusu bağımsız bölümleri hak edip etmediği bilirkişi aracılığı ile tesbit edilerek, hak ettiğinin tesbiti halinde davalılara yapılan devrin BK'nun 19. maddesine göre değerlendirilmesinin yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olduğu, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu, kabule göre ise, dava esastan red edildiğine göre davalılar yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de isabetsiz olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve bozma ilamı doğrultusunda taraf teşkili sağlandığı, dahili davalılara tebligat yapıldığı, ... mirasçıları dahili davalılar tarafından mirasın reddedilmiş olması nedeniyle tereke tasfiye memurunun atanması beklendiği, tereke tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, bir kısım dahili davalıların dava tarihi itibariyle malik sıfatları bulunmadığından bu davalılar hakkındaki dava tefrik edilerek haklarında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacının alacaklı olduğu ... ile bir kısım davalılar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, inşaat tamamlanmadan yüklenici ...'in ceza evine girdiği inşaatın kalan işlerinin arsa malikleri adına vekilleri ... tarafından yaptırıldığı, sözleşme gereğince yüklenici ... hissesine isabet eden dairelerin de onun satmış olduğu kişilere arsa sahipleri tarafından devredilmiş olduğu, yüklenicinin sözleşme gereğince kendisine düşen daireleri satmış ve paralarını da almış olduğu, bu nedenle yüklenicinin arsa sahiplerinden alacağı bulunmadığı anlaşıldığından davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın Yargıtay'ın bozma kararına aykırı olduğunu, deliller toplanmadan, bozma kararı doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, hiçbir araştırma yapılmayıp yargılamanın esasına girilmeden alelacele verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozmanın sadece taraf teşkili sağlanması gerekçesine uyulduğunu, sonra da dahil edilen bir kısım davalılar yönünden dosya tefrik edilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, ancak bu hatalı tefrik kararı ve verilen ret kararının da Yargıtay tarafından bozulduğunu, Yargıtay’ın bozma gerekçesi gereği keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, dava konusu taşınmaz devirlerinin muvazaalı olup olmadıklarını ispatlama hakkı verilmeden alelacele karar verildiğini, davalının kendi beyanlarıyla gerçek satış değeri ile akitte gösterilen değer arasında aşırı fark bulunduğunu, dava konusu taşınmazda 275.000,00 TL bedelli davalı aleyhine ...Bankası’nın ipotek şerhi mevcut olduğunu, davalı taraf 120.000,00 TL kredi kullandığını iddia ederken; tapu şerhinde taraflarca her zaman düzenlenebilecek adi yazılı belgeler-makbuzlar-muvafakatnamenin hukuki geçerliliği olmadığını, hiçbir şekilde davalının beyanlarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı borçlu yüklenici müteahhidin temerrüde düştüğünü, arsa sahibinin sözleşmeden döneceğini bilerek payı devralan ve bu durum davalının beyan ettiği dava dosyasıyla da ispatlandığından, iş bu halde davalı üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işemin iptaline ilişkindir. 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı). Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 tarih ve 2016/1931 Esas, 2018/6973 karar sayılı bozma ilamında, davanın görülebilmesi için dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davacı vekili 4 nolu bağımsız bölümü de dava konusu yaptığı halde tapu maliki olan ...'nün davada taraf olmadığı, mahkemece dava konusu yapılan 2-4-5-8 nolu bağımsız bölümlerin tüm tedavüllerini gösterir tapu kayıtlarını celp ederek, taraf teşkili sağlanarak karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davalılar ..., ..., ... ve ... davaya dahil edilmiş ancak ...'ın taşınmazı 17.04.2012 tarihinde, ...'un ise 19.06.2012 tarihinde satın almış oldukları ve dava tarihi itibariyle malik sıfatları bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılar hakkındaki davanın esas davadan tefriki ile dava tarihi itibariyle davalıların taşınmazda malik olmadıkları ve kendilerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, söz konusu tefrik edilen dosyanın temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2023 tarih ve 2022/13391 Esas ve 2023/638 Karar sayılı kararı ile de, davada dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davalılar ... ve .... hakkındaki davanın ana dava ile birleştirilerek davacıya dava konusu taşınmazların devirlerinin muvazaalı olduğunu ispatlama hakkının verilmesi ve sadece davanın açılmasından sonra yapılan devirler yönünden, davacının davasını HMK’nın 125 inci maddesine göre tazminata dönüştürme hakkı olduğu da hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, yazılı şekilde önce tefrik, sonra davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrası ilgili dosyanın Dairemiz incelenmesinde bulunan eldeki dosya ile birleştirilmek üzere bekletici mesele yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Hâl böyle olunca; mahkemeceYargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 tarih ve 2016/1931 Esas, 2018/6973 karar sayılı bozma ilamına uygun şekilde bozma gereği yerine getirilerek yargılama yapılması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7e5a24c079821422 03f9805c917046f6 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2023/13121 E. , 2025/7726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/8 E., 2023/108 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... aleyhine takip yapıldığını, alacaklarının semeresiz kaldığını, borçlunun müteahhit, davalı ... ve ...'nın arsa sahibi sıfatı ile 29.07.2008 tarihinde yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği 2-4-5 ve 8 nolu bağımsız bölümlerin 1/3 hissesinin borçluya ait olduğu konusunda anlaşmaya varıldığı halde müteahhit adına tescil edilmesi gereken dairelerin mal kaçırma amacı ile muvazaalı olarak 2-5 ve 8 nolu bağımsız bölümün davalı ...'a 4 nolu bağımsız bölümün ...'ye devredildiğinden bu tapuların iptali ile borçlu adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... ve ...'in ağabeyleri, ...'in ise eşi olduğunu, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince yükleniciye düşen 4 nolu bağımsız bölümü arkadaşı ..., 2, 5 ve 8 numaralı daireleri ise kendisinin gerçek bedellerini ödeyerek satın aldığını, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak binayı iskan izni alınmış şekilde tamamlanmadığı sürece arsa tapusunu talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu ..., duruşmalara katılmamış cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 2011/195 E. 2015/332 K. sayılı kararıyla; "...Dava, İİK'nın 94. maddesine dayalı cebr-i tescil istemine ilişkin olarak açılmış olup, davacı vekili bila tarihli dilekçesinde dava konusu olan taşınmazların davalılar tarafından satılmış olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi gereğince seçimlik haklarını kullanarak davalılara karşı tazminat davasına dönüştürdüklerini beyan etmiştir... ...davacı vekili dava konusu bağımsız bölümlerle ilgili oluşturulan tapu kayıtlarının muvaaza nedeniyle hükümsüz olduğunu, iptali gerektiğini ileri sürerek açmış olduğu işbu davada davalılar ... ve ... ile diğer davalı ...'ın da müteahhit sıfatıyla akdettikleri kat karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin yükümlülükleri açıkça belirtilmiş olup iskan ruhsatı alınarak kat mülkiyetinin tesis edilmediği, bir kısım eksikliklerin arsa sahiplerince yerine getirildiğinin tanık anlatımlarından anlaşıldığı, muvaaza iddiası kanıtlanamadığı gibi İİK'nın 94/2 maddesi gereğince İcra Müdürlüğü tarafından verilen yetkinin münhasıran tescile yönelik olduğu, davacının yargılama aşamasında talebini alacağın tahsiline hasrettiği, bu durumda anılan madde hükmüne göre davacının alacak davasını takip yetkisinin bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 tarih ve 2016/1931 Esas, 2018/6973 karar sayılı ilamı ile; hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu, somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe göre, davacının asıl amacının borçlu hakkında yaptığı ve sonuçsuz kalmış takip nedeniyle alacağını tahsil etme imkanına kavuşmak olduğu bu nedenle davanın niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece de değerlendirmenin bir kısmı bu şekilde yapıldığı ancak bu davanın görülebilmesi için dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davacı vekili 4 nolu bağımsız bölümü de dava konusu yaptığı halde tapu maliki olan...'nün davada taraf olmadığı, mahkemece dava konusu yapılan 2-4-5-8 nolu bağımsız bölümlerin tüm tedavüllerini gösterir tapu kayıtlarını celp ederek, taraf teşkili sağlanmak, bundan sonra borçlu ile arsa sahipleri arasındaki 29.07.2008 tarihli sözleşme gereğince ve yapılan inşaata göre borçlu müteahhidin dava konusu bağımsız bölümleri hak edip etmediği bilirkişi aracılığı ile tesbit edilerek, hak ettiğinin tesbiti halinde davalılara yapılan devrin BK'nun 19. maddesine göre değerlendirilmesinin yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olduğu, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu, kabule göre ise, dava esastan red edildiğine göre davalılar yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de isabetsiz olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve bozma ilamı doğrultusunda taraf teşkili sağlandığı, dahili davalılara tebligat yapıldığı, ... mirasçıları dahili davalılar tarafından mirasın reddedilmiş olması nedeniyle tereke tasfiye memurunun atanması beklendiği, tereke tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, bir kısım dahili davalıların dava tarihi itibariyle malik sıfatları bulunmadığından bu davalılar hakkındaki dava tefrik edilerek haklarında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, dinlenen tanık beyanları doğrultusunda davacının alacaklı olduğu ... ile bir kısım davalılar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, inşaat tamamlanmadan yüklenici ...'in ceza evine girdiği inşaatın kalan işlerinin arsa malikleri adına vekilleri ... tarafından yaptırıldığı, sözleşme gereğince yüklenici ... hissesine isabet eden dairelerin de onun satmış olduğu kişilere arsa sahipleri tarafından devredilmiş olduğu, yüklenicinin sözleşme gereğince kendisine düşen daireleri satmış ve paralarını da almış olduğu, bu nedenle yüklenicinin arsa sahiplerinden alacağı bulunmadığı anlaşıldığından davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın Yargıtay'ın bozma kararına aykırı olduğunu, deliller toplanmadan, bozma kararı doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, hiçbir araştırma yapılmayıp yargılamanın esasına girilmeden alelacele verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozmanın sadece taraf teşkili sağlanması gerekçesine uyulduğunu, sonra da dahil edilen bir kısım davalılar yönünden dosya tefrik edilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, ancak bu hatalı tefrik kararı ve verilen ret kararının da Yargıtay tarafından bozulduğunu, Yargıtay’ın bozma gerekçesi gereği keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, dava konusu taşınmaz devirlerinin muvazaalı olup olmadıklarını ispatlama hakkı verilmeden alelacele karar verildiğini, davalının kendi beyanlarıyla gerçek satış değeri ile akitte gösterilen değer arasında aşırı fark bulunduğunu, dava konusu taşınmazda 275.000,00 TL bedelli davalı aleyhine ...Bankası’nın ipotek şerhi mevcut olduğunu, davalı taraf 120.000,00 TL kredi kullandığını iddia ederken; tapu şerhinde taraflarca her zaman düzenlenebilecek adi yazılı belgeler-makbuzlar-muvafakatnamenin hukuki geçerliliği olmadığını, hiçbir şekilde davalının beyanlarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı borçlu yüklenici müteahhidin temerrüde düştüğünü, arsa sahibinin sözleşmeden döneceğini bilerek payı devralan ve bu durum davalının beyan ettiği dava dosyasıyla da ispatlandığından, iş bu halde davalı üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işemin iptaline ilişkindir. 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı Kararı). Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 tarih ve 2016/1931 Esas, 2018/6973 karar sayılı bozma ilamında, davanın görülebilmesi için dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davacı vekili 4 nolu bağımsız bölümü de dava konusu yaptığı halde tapu maliki olan ...'nün davada taraf olmadığı, mahkemece dava konusu yapılan 2-4-5-8 nolu bağımsız bölümlerin tüm tedavüllerini gösterir tapu kayıtlarını celp ederek, taraf teşkili sağlanarak karar verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, davalılar ..., ..., ... ve ... davaya dahil edilmiş ancak ...'ın taşınmazı 17.04.2012 tarihinde, ...'un ise 19.06.2012 tarihinde satın almış oldukları ve dava tarihi itibariyle malik sıfatları bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılar hakkındaki davanın esas davadan tefriki ile dava tarihi itibariyle davalıların taşınmazda malik olmadıkları ve kendilerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, söz konusu tefrik edilen dosyanın temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2023 tarih ve 2022/13391 Esas ve 2023/638 Karar sayılı kararı ile de, davada dava konusu yapılan tüm bağımsız bölümlerin tapu maliklerinin davalı olarak yer alması gerektiği, davalılar ... ve .... hakkındaki davanın ana dava ile birleştirilerek davacıya dava konusu taşınmazların devirlerinin muvazaalı olduğunu ispatlama hakkının verilmesi ve sadece davanın açılmasından sonra yapılan devirler yönünden, davacının davasını HMK’nın 125 inci maddesine göre tazminata dönüştürme hakkı olduğu da hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, yazılı şekilde önce tefrik, sonra davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrası ilgili dosyanın Dairemiz incelenmesinde bulunan eldeki dosya ile birleştirilmek üzere bekletici mesele yapılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Hâl böyle olunca; mahkemeceYargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.07.2018 tarih ve 2016/1931 Esas, 2018/6973 karar sayılı bozma ilamına uygun şekilde bozma gereği yerine getirilerek yargılama yapılması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 7e5a24c079821422 03f9805c917046f6 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı