Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/13119 E., 2025/2759 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/13119 E., 2025/2759 K. (19.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/13119
Karar No
2025/2759
Karar Tarihi
19.02.2025
Konu
Tazminat, Miras

4. Hukuk Dairesi 2023/13119 E. , 2025/2759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/65 Esas-2023/148 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin kullanmakta olduğu bisiklet ile davalıların sürücü ve ZMSS oldukları aracın 28.08.2012 tarihinde çarpışması nedeni ile ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, davacıların murisin desteğinden yoksun kaldıklarını beyan ederek, her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesi ile; kaza sonucu vefat eden Hasan ... mirasçılarına müvekkil şirketin gerekli evrakları ibraz edip başvurmaları üzerine inceleme sonunda 7.493,00 TL ödeme teklif edildiğini, mirasçılar tarafından bu miktarın kabul edilmediğini, müvekkil şirketin sorumluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, nitekim dava konusu olayda da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu anlamda Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, mevcut olayda müvekkil şirketin temerrüde düşmediği gibi davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kaldı ki dava konusu olayla ilgili olarak dava öncesinde müvekkil şirkete başvuruda bulunulduğunu, müvekkil şirketin süresi içerisinde ödeme teklifinde bulunduğunu, temerrüde düşülmediğinden ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden müvekkil şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin sigorta poliçesi kapsamı dışında olduğunu, bu nedenle davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın olay tarihinden itibaren faiz talebine itiraz ettiklerini, zira davacı tarafın dava öncesinde müvekkil şirkete usulüne uygun başvurusunun bulunmaması nedeniyle olay tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulamayacağını, dava tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulabileceğini, faiz türü taleplerinin de hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin14.04.2016 tarih, 2013/41-2016/81 sayılı kararı ile 28.288,08 TL maddi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 17.803,15 TL maddi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, diğer davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının her bir davacı yönünden ayrı ayrı reddine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 30.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... ...'a verilmesine, 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... ...'a 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, davacılar tarafından davalı ...Ş. aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2019/5155 Esas ve 2020/6436 Karar sayılı ilamı ile;"1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin aşağıda ki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-... Somut olayda her bir davacının davalı ...Ş. yönünden manevi tazminat istemleri tümden reddedilmiş olması bakımından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10. maddesinin 3. bendine göre kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine, davacılar sayısınca maktu vekalet ücreti taktiri gerekirken bu hususun gözden kaçırılarak davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir. 3-Muris Hasan kaza tarihinde 21 yaşında olup belirli aylarda aday imam olarak çalıştığı ve açıköğretim ilahiyat fakültesinde okuduğu belirtilmiş ise de, adı geçen murisin askerlik vazifesinin de zorunlu olduğu gözetilerek askere gidip gitmediği, tecil durumu ve ayrıca askerlik dönüşü belli bir süre sonra iş bularak çalışmaya başlayabileceği, dolayısıyla bu dönemlerde gelir elde edemeyeceği hususlarının göz önünde bulundurulması gerekirken, bilirkişi raporunda bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece belirtilen hususlarda aynı hesap bilirkişisinden ek rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 4-... kaza tarihi, kusur oranları dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatların “bir miktar fazla” olduğu" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, somut olayda, mütevvefanın anne ve babası lehine destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanarak hükmedilmiş olup, ayrıca dava açıldıktan sonra davacı baba ...'ın vefat etmesi üzerine de tazminatın ona göre hesaplandığı, yapılan ödemeler dava açıldıktan sonra yapılmış olduğundan taksilde tekerrür olmamak kaydıyla hüküm kurulduğu, her ne kadar bozma ilamından sonra mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında bilirkişi kusur oranını %75'e %35 olarak belirlemiş ise de; ilk derece mahkemesinin ilk kararında müteveffa %80 oranında kusurlu bulunmuş ve bu hukuki nitelendirme bozma ilamına konu edilmediğinden usuli kazanılmış hak ilkesi neticesinde kusur oranının bu şekilde kabul edildiği, her ne kadar davalı taraf davacılar ile protokol yaptıklarını bu nedenle de manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini savunsa da; davacıların avukatına buna dair verilmiş bir yetki olduğu davalı tarafça kanıtlanamamış olup, müteveffanın yaşı nazara alındığında yapılan protokoldeki manevi tazminat tutarının düşük olduğu, manevi tazminata hükmedilirken aldıkları bu manevi tazminatın göz önünde bulundurulduğu, manevi tazminattan sigorta şirketinin sorumlu tutulmayacağı, kardeşler için de destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmeyeceği gerekçeleriyle; "1-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabul-kısmen reddi ile; Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla talep gibi 53.045,17 TL maddi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Davacı ...'a verilmesine,fazlaya ilişkin talebin saklı tutulmasına, 4.568,87 TL maddi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile muris ...'ın mirasçılarına miras payları oranında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Diğer davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının her bir davacı yönünden ayrı ayrı reddine, 2-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabul-kısmen reddi ile; 13.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Muris ... için 13.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile muris ...'ın mirasçılarına miras payları oranında verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, 9.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 9.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 9.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacı ... ...'a verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacılar tarafından davalı ...Ş. aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Davalı ... temyiz dilekçesinde; davacıların vekili Av. Şenay ... ile müvekkil ...'u temsilen imzalanan protokol uyarınca davacıların bilgisi ve izni dahilinde Cide Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/41 Esas - 2016/81 Karar numaralı yerel mahkeme ilamı ile hüküm altına alınan manevi tazminat karşılığı olarak, babalarına (davacı ...'a) ait olan Ziraat Bankası hesabına, davalı müvekkili ... tarafından Cide Asliye Hukuk 2013/41 Esas - 2016/81 Karar numaralı kararı temyiz edildikten sonra 17.10.2017 tarihinde 32.500,00 TL gönderileceği hususunda anlaşılmış olup müvekkili tarafından protokolde yazılı banka hesabına belirlenen tutarda ödeme yapıldığını, davacıların ilgili temyiz kararı adeta kendi lehlerine sonuçlanmış, sulh ve ibra protokolü imzalanmamış gibi yeniden hem maddi hem manevi tazminat talep ettiklerini, davacıların vekili tarafından sunulan vekaletnamede sulh ve ibra yetkisi yer aldığını, bu denli önemli bir hususta tarafların vekillerinin yetkisizliğine ilişkin itirazı var ise bu hususu ispat etmek durumunda olduklarını, Yargıtay'ca manevi tazminata yönelik temyiz incelemesi yapılmadan ek karar vermek üzere dosyanın yeniden yerel mahkemeye gönderilmesi gerekirken hatalı şekilde manevi tazminata ilişkin yeniden bir hesap yapıldığını, her ne kadar yeni hesaplama güncel asgari ücret dikkate alınarak yapılmış olunsa da faiz başlangıç tarihi itibariyle müvekkilin yine fahiş miktarda tazminata mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine kazaya ilişkin dosyaya sunulan bilirkişi raporları uyarınca %80 kusurlu taraf müteveffa Hasan ... ve %20 tali kusurlu tarafın müvekkili olduğu hususu yazılmış olmasına rağmen maddi tazminata ilişkin hesaplamaların fahiş rakamlar üzerinden yapıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe Uyuşmazlık, trafik kazasında ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma gereğince karar verilmiş olmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Manevi tazminatın haksız eylem nedeniyle ancak bir defa istenebileceği, bu tazminat türünün bir gereğidir. Diğer bir anlatımla hukuk sisteminde manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi kabul edilmiştir. Somut olayda, davacı vekili müteveffanın babası ... ve annesi ..., kardeşleri ..., ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş; mahkemece verilen ilk kararla 30.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 30.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 25.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... ...'a ve 25.000,00 TL manevi tazminatın da davacı ... ...'a davalı ...'tan tahsili ile verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu aşamada davalı ...'u temsilen imzalanan Sulh İbra Protokolü başlıklı 17.10.2017 tarihli belgede maddi tazminatın protokol dışında olduğu, 2013/41 Esas ile hüküm altına alınan manevi tazminata karşılık 17.10.2017 de 32.500,00 TL ödeneceği, manevi tazminat, vekalet ve yargılama giderine dair tüm taleplerinden feragat ettikleri, bu alacak için ibra ettikleri beyanlarının yer aldığı, belgenin davacı ve alacaklılar ..., ..., ... ve ...'a vekaleten vekili ... ile davalı ... vekili imzalı olduğu anlaşılmış, mahkemece Dairenin kusur oranları dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatlarının “bir miktar fazla” olduğu gerekçesiyle verilen bozma kararı sonrasında mahkemece; "...Her ne kadar davalı taraf davacıların protokol yaptıklarını bu nedenle de manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini savunsa da; davacıların avukatına buna dair verilmiş bir yetki olduğu davalı tarafça kanıtlanamamış olup, müteveffanın yaşı nazara alındığında yapılan protokoldeki manevi tazminat tutarının düşük olduğunun gözetildiği, bu nedenle davacıların manevi tazminat haklarından vazgeçtikleri değerlendirilmemiş fakat manevi tazminata hükmedilirken aldıkları bu manevi tazminat göz önünde bulundurularak hüküm kurulduğu" belirtilerek davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 13.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, muris ... için 13.000,00 TL manevi tazminatıın ...'ın mirasçılarına miras payları oranında verilmesine, 9.000,00 TL manevi tazminatın davacı ...'a, 9.000,00 TL manevi tazminatın ...'a ve 9.000,00 TL manevi tazminatın davacı ... ...'a verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemeyeceğinden ve uğranılan manevi zararın Sulh İbra Protokolü başlıklı 17.10.2017 tarihli belge ile taraflar arasında kabul edilerek belirlenmiş ve ödenmiş olduğu anlaşıldığından yeniden ve ek olarak manevi tazminat istenemez. Bu nedenle mahkemece, bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir. 3. Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca ve bozma kapsamına uygun şekilde işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 Esas ve 1988/89 Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır. Dosya kapsamından; mahkemenin bozma öncesi vermiş olduğu ilk kararın, davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edildiği ancak Dairece verilen bozma kararının; 3 numaralı bendi ile aktüer hesabına dair yapılan bozmanın davalı ... yararına yapıldığı ve bu suretle davalı ... yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla, mahkemece verilen son kararla adı geçen davalı lehine yapılan bozmaya aykırı olarak önceden tanzim olunan raporda yer alan tutardan farklı olarak ve davalı aleyhine olacak şekilde asgari ücret tutarında meydana gelen katsayı artışı dikkate alınarak yapılan hesaplamanın hükme esas alınması suretiyle davacılar lehine, davalı ... aleyhine ilk kararla belirlenenden daha fazla tutarda tazminata karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR 1. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı