4. Hukuk Dairesi 2022/9781 E. , 2025/10087 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1753 E., 2022/1456 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in davacının babası olduğunu, davalının davacıyı evlat olarak kabul etmediğini, davacı tarafından Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/122 Esas, 2013/84 Karar sayılı babalık davasının Yargıtay onama kararı ile kesinleştiğini ve davalının nüfusuna kaydolduğunu, davalı babanın, davacının kendi çocuğu olduğunu bildiği halde tamamen kötüniyetli bir tutum içerisine girerek davacıyı hem babalık duygusundan mahrum bıraktığını, hem de kendisi refah içerisinde yaşarken çeşitli maddi zorluklar içerisinde yaşamaya ittiğini, davalı zenginlik içerisinde Amerika' da yaşarken davacı ile annesinin zorlu hayat mücadelesinde bir başına kaldığını, davalının adına kayıtlı sayısız malvarlığı bulunduğunu, Amerika'da büyük bir şirketin sahibi olmasına rağmen davacıya bu yaşa kadar tek bir kuruş dahi vermediğini, davacının hem maddi hem de manevi açıdan zarara uğradığını, çocukluğundan beri baba sevgi ve ilgisinden mahrum kaldığını, baba-oğul ilişkisini hiçbir zaman yaşayamadığını, davacının çocukluğundan beri hem okul hem de diğer sosyal ortamlarda babasız olduğu için çevrenin kötü sözlerine ve bakışlarına maruz kaldığını, çocukluğundan beri bu şekilde dışlanmaya, horlanmaya ve sevgisizliğe itilen davacının davalının haksız fiili sonucunda maddi ve manevi anlamda zarara uğradığını, bu hususların yanı sıra davacının doğumdan beri mevcut ihtiyaçlarının da davalı tarafından dava dışı anne ile birlikte müştereken ödenmesi gerekirken, davalı tarafından davacı müvekkiline ya da dava dışı anneye maddi yardımda bulunmadığını, davacının bugüne kadar doğmuş maddi giderlerinden davalı babanın da sorumlu olduğunu açıklayıp 250.000,00 TL manevi tazminat ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Amerika'da oturmakta olup seyrek olarak Türkiye'ye geldiğini, dava dilekçesi tebliğ edilmediğini ancak davadan haricen yeni haberdar olmuş bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürelerin geçmiş olduğunu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yersiz olduğunu, davacının kendi çocuğu olmadığı düşüncesinde olduğu, geçmişteki yaşam tarzı nedeniyle davacının annesini ve dolayısıyla davacıyı yaralamamak için olayların detaylarına girmek istemediğini, davacının kendi çocuğu olduğunu bilseydi maddi ve manevi yönlerden gereken ilgiyi fazlasıyla göstereceğini, davalının kan örneği alınmadan ve tanık ifadelerine dayanılarak oluşturulan babalık kararının gerçeği yansıtıp yansıtmadığının belli olmadığını, davalının çok zengin, şirket sahibi olduğu vs. şeklindeki beyanların tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın, bu düşünceyle babalık davası açıp büyük tazminatlar ve büyük mal varlığı alabilmeyi amaçladığını, gerçeğin tam tersi olduğunu, davalının ailesinin maddi desteği ve sosyal yardımlarla yaşamaya çalıştığını, davalının ABD'deki çalışma hayatında başlangıçta küçük başarılar elde etmişse de zaman içinde işlerinin kötü gittiğini, sahip olduğu her şeyi(sağlığı dahil) kaybettiğini, davalıya ait menkul ve gayrimenkul hiçbir mal varlığı bulunmadığı gibi hakkında Amerika Birleşik Devletleri ... Bölgesi Mahkemesinin lO-...-... Bölüm 7 sayılı kararı (dosyalama tarihi 03.03.2011) ile iflas kararı verildiğini, malların tasfiye edildiğini, ayrıca davalının geçirmiş olduğu bir kazada boynunda ve omuriliğinde oluşan hasar nedeniyle çalışamaz durumda olduğunu, davacının annesi tarafından 1990'lı yılların başlarında Kartal Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan babalık davasında müvekkilinin kan örneği verdiğini ancak davalının yurt dışında yaşadığından dava ile yakından ilgilenemediğini ve o tarihte davayı takip eden avukatın "dava lehimize sonuçlandı" demesi üzerine davacının babasının kendisi olmadığını düşünerek şahsi münasebet kurmaya gerek görmediğini, müvekkilinin hiçbir mal varlığı ve geliri olmadığından talep edilen maddi ve manevi tazminatı karşılayacak durumda olmadığını, talep edilen tazminatların fahiş ve hakkaniyete uygun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davalının babalık davası sonucunda davacının babası olduğu ortaya çıkmış ve karar 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Davacının kararın kesinleştiği tarihte 24 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Davalının davacıya karşı 6098 sayılı TBK 'nın 49. Maddesinde belirtildiği şekliyle bir haksız fiilden bahsetme imkanı bulunmamaktadır... TMK 304. Maddesine göre ana, kanunda belirtilen hususlar dahilinde maddi tazminat talebinde bulunabilir. Çocuğun mali haklarına ilişkin Türk Medeni Kanunda hüküm bulunmamaktadır... TMK.'nın 328/2.maddesinin ve TMK.'nın 364/1.maddesin de olaya uygulanma imkanı bulunmamaktadır....Kanuni düzenlememizin, içtihatların belirlediği kriterlere bakıldığında, davacının ergin olması, devam eden eğitiminin bulunmaması, geçimini sağlayacak asgari ücretinin de bulunması sebebiyle yardıma muhtaç olarak kabul edilmesi mümkün olmamaktadır..." gerekçesiyle maddi tazminata dair kanuni hükümlerin şartlarının bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.06.2020 tarih 2020/53 Esas - 2020/123 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm oluşturularak; davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maddi tazminat talebinin de kabulü gerektiğini, davalının refah içinde yaşarken davacının ise maddi sıkıntılar çektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğunu, davacının 33 yıllık yaşamında babasının hiçbir özel anında yanında olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ABD'de yaşamakta olan davalı aleyhine açılan babalık davasının yargılaması sırasından verilen kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davalının babalığına hükmedildiğini, bu hükmün tıbbi inceleme yapılmadan verildiğini, açtıkları yargılamanın yenilenmesi davasında da bu hususun vekil ile davalı arasında bir iç sorun olarak değerlendirildiğini, bu nedenle talebin reddedildiğini, davacının kendi oğlu olduğundan davalının hala emin olmadığını, manevi tazminattan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının ise tarafların ekonomik ve sosyal durumları incelenmeksizin belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; babalık görevinin yerine getirilmemesi nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ile davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d2b8f404eda3b385 bbcb45145632c851