Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2022/6893 E., 2025/9368 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/6893 E., 2025/9368 K. (16.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6893
Karar No
2025/9368
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/6893 E. , 2025/9368 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/221 E., 2022/578 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/282 E., 2020/480 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/315 Esas, 2015/160 Karar sayılı ve 25.06.2015 tarihli ilamıyla 133.402,50 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının yargılama gideri ve avukatlık ücreti ile birlikte ... Belediyesi tarafından davacılara ödenmesine karar verildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, ödeme için Belediyeye 20.06.2017 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığını, ancak ödeme yapılmadığını, bu nedenle icra takibi başlatıldığını, icra takip talebindeki toplam talebin 181.624,45 TL olduğunu, söz konusu yargı kararının yerine getirilmesinden, kararın hüküm fıkralarında yer alan alacak kalemlerinin davacılara ödenmesinde sorumlu olanların büyükşehir belediye başkanı, mali hizmetlerden sorumlu genel sekreter ve mali hizmet daire başkanı olan davalılar olduğunu, kesinleşmiş yargı kararını yerine getirmeyen davalı kamu kurumunun sorumlu yöneticileri olan davalılara noter kanalıyla ihtarname gönderilmesine rağmen yargı kararının yerine getirilmediğini, davalıların yargı kararını bilerek ve isteyerek yerine getirmediklerini, davacıların maddi ve manevi zarara uğratıldığını, davacıların taşınmazlarına ... Belediyesi tarafından el konulmasından bu yana 10 yıldan fazla bir zaman geçtiğini, davalıların yargı kararını yerine getirmeyerek öncelikle yargı kararında yazılı alacak kalemlerinin bugüne kadar işlemiş faizleri ve icra masrafları tutarında maddi zarara sebep olduklarını, davalıların ayrıca munzam zarara da sebep olduklarını, munzam zararın ölçülerinden birinin davacıların taşınmazlarının el koyma tarihindeki nakdi bedellerinin bugüne kadar geçen süre içinde sağlayabileceği en yüksek ticari sermaye değeri olduğunu, munzam zararın hesaplanması gerektiğini belirterek belirsiz alacak olarak kesinleşmiş yargı kararının yerine getirilmemesinden doğan maddi zararın tespitine, her bir davacı için 10.000,00 TL olmak üzere 30.000,00 TL maddi ve her bir davacı için 20.000,00 TL olmak üzere 60.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 90.000,00 TL tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 06.12.2017 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek davalı belediye başkanının yeni atandığını, yargı kararını yerine getirmekle yükümlü olduğunu, asıl davada davalıların sorumluluklarının devam ettiğini belirterek belirsiz alacak olarak kesinleşmiş yargı kararının yerine getirilmemesinden doğan maddi zararın tespitine, her bir davacı için 10.000,00 TL olmak üzere 30.000,00 TL maddi ve her bir davacı için 20.000,00 TL olmak üzere 60.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 90.000,00 TL tazminatın ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 06.12.2017 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, işbu davanın asıl davayla birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiş; Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/57 Esas, 2019/24 Karar sayılı ve 24.01.2018 tarihli kararıyla işbu davanın asıl davayla birleştirilmesine karar verilmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; görev ve husumet itirazında bulunduklarını, ... Belediyesinin kamulaştırmasız el atma davalarında yıllardan beri uyguladığı ödeme şekli açısından davalılara husumet düşmediğini, idarenin kanuna uygun olarak işlem yaptığını, idarenin olayda hiçbir kusuru olmadığını, ayrıca bu işlerin tümünün davalılar dışındaki üniteler tarafından gerçekleştirildiğini, haksız fiilin unsurlarının oluşmadığını, davacıların iddiasının aksine davalıların tazminatın ödenmesi ya da ödememesi yönünde hiçbir eylemde bulunmadığını, olayda davacıların hiçbir zararları olmadığını, davacıların arsasının değerinin dava tarihine göre saptandığını ve ödeme tarihine kadar da faiz takdir edildiğini, tazminat alacağının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesinin 8. fıkrası gereğince ödeneceğini, alacağın kaydının yapıldığını, davalıların kişisel kusurundan bahsedilebilmesi için kin ve intikam duygularıyla hareket ettiklerinin kanıtlanması gerektiğini, davacıların munzam zarar taleplerinin de haksız ve yersiz olduğunu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının halen Yargıtayda olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; herhangi bir kişisel kusuru bulunmayan davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, husumetin Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerektiğinden yargı mercinin idari yargı olduğunu, davacılara yönelik ödeme yapılmamasına ilişkin özel bir talimatı ve şahsi bir kusurunun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2018 tarihli ve 2017/398 Esas, 2018/27 Karar sayılı kararı ile kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken ve görevlerini yaparken kişilere zarar vermelerinin kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturduğu, bu durumda davanın kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu aleyhine idari yargı yerinde açılması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF A. Kaldırma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli ve 2018/1610 Esas, 2019/795 Karar sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 28. maddesinin 4. fıkrasında yapılan düzenlemenin idari yargı yerlerinden verilen mahkeme kararlarının süresi içinde uygulanmaması haline ilişkin olduğu, adli yargı yerlerinden verilen kararlarını infazını kapsamadığı, davacıların davalıların görevlerini kasten yerine getirmedikleri ve böylece kendilerinin zarara uğradığını iddia etmelerine göre davalı kamu görevlilerinin kişisel kusurlarına dayandıkları, şu durumda davalılara husumet yöneltilebileceğinin kabulü ile işin esası incelenerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile zarar iddiasıyla açılan tazminat davalarında davacının zarara uğradığını ispatla yükümlü olup ayrıca zararın doğmasında davalının kusurunun bulunması gerektiği, davacı tarafça ilama bağlı alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan zararın ne şekilde oluştuğuna dair bir bilgi ve belge sunulmadığı, icra takip dosyası incelendiğinde 01.08.2017 tarihli takip talebinde 31.279,01 TL faiz hesaplandığı, takibin bu şekilde kesinleştiği, yine 16.10.2018 tarihli dosya hesabında 16.348,52 TL faiz hesaplandığı, Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2017/14828 sayılı icra dosyasında 05.11.2019 tarihinde 204.567,85 TL ödeme yapıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararı ile davacı tarafın kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; davacılar tarafından ... Belediyesi Başkanlığı aleyhinde açılan kamulaştırmasız el atma davasında hükmedilen asıl alacak ve yargılama giderlerinin tahsili amacıyla davacılar tarafından, borçlu ... Belediyesi Başkanlığı aleyhine icra takibi başlatılması ve icra takibine konu edilen alacağın ödenmemesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın kamu görevlisi olan davalılardan talep edilemeyeceği kanaatine varıldığından bu alacak kalemi açısından davacıların yapmış olduğu istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı tarafın munzam zarara ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; davaya konu edilen alacak kalemlerinden munzam zararın davalıların kişisel kusurları nedeniyle oluştuğu ileri sürüldüğünden bu yöndeki talep açısından davalılara husumet yöneltilmesinin doğru olduğu, dava konusu edilen zararın yasal dayanağını oluşturan Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükmüne göre, borcun ödenmemesi veya geç ödenmesi nedeniyle alacaklı -geçmiş günler için öngörülen faizle karşılanamayacak- bir zarara uğramış ise, borçlunun, geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlamadıkça bu zararı da karşılamak zorunda olduğu, Kanun'un bu hüküm ile alacaklıya temerrüt faizini aşan zararını borçludan isteme olanağı tanıdığı, ancak bunun için uğranılan zararın varlığı ve miktarının alacaklı tarafından kanıtlanması gerektiği, munzam zarar davasında davacının, zararın varlığını ve miktarını, davalının ise borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacağı, genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olmasının munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmeyeceği, davacının kanıtlaması gereken hususun, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyeti olduğu, soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik konjöktürel olguların TBK'nın 122. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmeyeceği, dosya kapsamına göre davacıların munzam zararın gerçekleştiğine dair somut olaylar ileri sürmeyip zararın varlığını ispatlayamadıkları için TBK'nın 122. maddesi gereğince tazminata hükmedilemeyeceğinden İlk Derece Mahkemesince munzam zarar yönünden de davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar tarafından hükmün icraya konulduğu ve dava açıldıktan sonra takip konusu alacağın borçlu belediye tarafından ödendiği, davalı belediye başkanı, genel sekreter ve mali hizmetler daire başkanının kamulaştırmasız el atma bedelinden şahsi sorumluluğunun bulunmadığı ve bu nedenle haklarında açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, tüm davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri yönündeki iddianın dayanağının bulunmaması sebebiyle vekil ile temsil edilen davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olduğu ancak vekalet ücretinin miktarı konusunda özel istinaf bulunmadığından istinaf sebepleri ile sınırlı inceleme yapıldığı, İlk Derece Mahkemesinin asıl ve birleşen davaların reddine dair gerekçesinde hata edilmesi sebebiyle gerekçenin düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kararın gerekçesinde hata edilmesi sebebiyle yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf mahkemesinin alacağı akdi bir ilişkiden doğan bir alacak gibi ele aldığını, taşınmaz mal bedelinin ödenmesinde gecikmeden doğan değer kaybı, ödemeyi geciktiren kamu yöneticilerinin kişisel kusurlarından doğmuşsa kamu yöneticilerinin şahsen sorumlu olacağını, davalıların gecikmenin kendi kusurlarından kaynaklanmadığını ispatla ya da neden zamanında ödemediklerini açıklamakla yükümlü olduklarını, alınan bilirkişi raporunda munzam zarar hesabı yapıldığını, bilirkişi incelemesinden sonra dahi yaklaşık 17 ay geçtiği ve bu süre zarfında yıllık enflasyon oranının %100'ü aştığını, alacaklıların kamulaştırılan taşınmaz bedelini aradan geçen uzun süreye rağmen henüz tahsil etmemeleri nedeniyle bu bedelin dava tarihindeki satın alma gücü dikkate alındığında zararlarını kanıtlamış olduklarının kabulü gerektiğini, munzam zararın yeniden güncellenerek davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, yargı kararına bağlanan alacağın ve ferilerinin işbu dava açıldıktan sonra icra dosyasına ödendiğini ve davalıların dava açılmasına sebep oldukları hususunun göz ardı edildiğini, birleşen dava için ise ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl ve birleşen davanın müşterek ve müteselsil sorumluluk iddiasıyla açıldığını, davanın reddi sebebinin tüm davalılar için tek olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava ve birleşen davada uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma davasına ilişkin mahkeme ilamının yerine getirilmemesi nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalıların ödeme yapılmamasına ilişkin kişisel kusurları olduğunun ve munzam zarar talebinin ispatlanamamasına, asıl ve birleşen dava birbirinden bağımsız müstakil dava olup birleşen dava yönünden ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleşen dava davacılarına yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı