4. Hukuk Dairesi 2022/5883 E. , 2025/7114 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/284 E., 2022/131 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.09.2012 tarihinde davacı yayaya, davalı ...'un sevk ve idaresindeki davalı ...’ye ait otobüsün çarptığını, meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının bacağının diz altından kesildiğini, davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatı ve mahrum kalınan gelir, 2.000,00 TL tedavi gideri ve 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen trafik kazasında davalı sürücünün kusuru bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6098 sayılı TBK'nun 74 üncü maddesi ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hakiminin, ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ve delil yetersizliğine dayalı beraat kararı ile bağlı olmadığı, bununla birlikte hukuk hakiminin sanığın isnat edilen eylemi gerçekleştirmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararının bu yönleriyle bağlı olduğu, İstanbul (Kapatılan) Anadolu 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1227 E. sayılı dosyasında davalı ...’un sanık sıfatıyla davaya konu olay nedeniyle taksirle yaralama suçu isnadı ile yargıladığı, mahkemenin 2012/1227 E., 2014/481 K. sayılı 21.05.2014 tarihli kararı ile davalı sürücünün mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/21062 E., 2015/9195 K. sayılı 28.05.2015 tarihli bozma ilamı ile ".... otobüs şoförü olan sanığın, ışıklı kavşakta kırmızı ışıkta durduğu ve yeşil ışık yanınca harekete geçtiği sırada, sağ ön kapıdan otobüse binmek isteyen katılan müştekinin, kolluk ve mahkemede "otobüsün kapalı olan ön kapı camından şoföre binmek için rica ettiği ancak şoförün duymadığı ve kapı açılmayınca kendisini geri attığı" şeklindeki ifadesi ve sanığın başka kişilerin uyarması üzerine yeni harekete geçtiği otobüsü durdurduğu şeklindeki ifadesi, olay yerinin özellikleri dikkate alındığında, mağdurun yaralanmasının kendi fiilinden kaynaklandığı, bu olay nedeniyle sanığın taksirinin bulunmadığından sanığın beraati yönünde hüküm tesis edilmesi..." gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/394 E., 2015/987 K. sayılı 19.11.2015 tarihli kararı ile yüklenen suç açısından davalı sanığın taksirinin bulunmaması nedeniyle beraatine karar verildiği, kararın 27.11.2015 tarihinde kesinleştiği, 6098 sayılı TBK'nun 74 üncü maddesi ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hakiminin, sanığın isnat edilen eylemi gerçekleştirmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile bağlı olacağından ve yukarıda açıklandığı üzere, davacının ifadesine de atıf yapılarak oluşturulan Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/21062 E., 2015/9195 K. sayılı 28.05.2015 tarihli bozma ilamı, İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/394 E., 2015/987 K. sayılı 19.11.2015 tarihli kararı ile bozmaya uygun olarak sanık hakkında verilen beraat kararı ve bu kararın kesinleşmesi ile davacının yaralanmasının kendi fiilinden kaynaklandığı kesin olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmadığı, ancak gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağının kabul edildiği, maddi olayların ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararının, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıdığı, bu durumda, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, mahallinde keşif yapıldığı, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ile ... Trafik kürsüsünden oluşturulan bilirkişi heyetinden kusur raporları alındığı, alınan kusur raporları ile kusura ilişkin çelişkinin giderildiği, ceza mahkemesi kararını inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/21062 E., 2015/9195 K. sayılı 28.05.2015 tarihli bozma ilamında açıkça "... mağdurun yaralanmasının kendi fiilinden kaynaklandığı, bu olay nedeniyle sanığın taksirinin bulunmadığından sanığın beraati yönünde hüküm tesis edilmesi..." gerektiği yönündeki maddi olgu tespitine göre ilk derece mahkemesince, alınan ve birbirini doğrulayan tüm kusur raporlarına göre kazanın oluşumunda davalı sürücüye yüklenecek bir kusur ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranının doğru tespit edilmediğini, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, sürücünün kaza esnasında davacının bacağının üzerinden üç kez geçtiğini, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, kusura ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, kazaya ilişkin kamera kayıtlarının incelenmesi halinde davalı sürücünün kusurlu olduğunun anlaşılacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü ve işleteni oldukları aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı, mahrum kalınan gelir, tedavi gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olmasına, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.