4. Hukuk Dairesi 2022/5023 E. , 2025/7196 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/903 E., 2022/301 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ..., davalı vekili Avukat ... geldiler. Davacı ve davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.05.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı olan davalının 08.06.2018 tarihinde İstanbul ...'de açık hava toplantısında sarf etmiş olduğu söz ve ifadelerle CHP ... olan müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, bu sözlerin ifade özgürlüğü ve eleştiri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, hakaret ve iftira niteliğinde olduğunu, müvekkilinin kamuoyu nezdinde itibarının sarsıldığını belirterek 5 kuruş manevi tazminatın davalıdan tahsilini, hukuka aykırılığın tespitini ve mahkeme kararının yayınlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu konuşmasında adı geçen belediyelerin usulsüzlükleri ile ilgili soruşturmaların devam ettiğini, konuşmasında bu hususa ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu, basında daha önce bu konuda birçok haber yapıldığını, ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu sarf edilen sözlerin eleştiri, sitem veya görüş açıklama niteliğinde bulunmadığı gibi düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında da kalmadığı; hakaret boyutuna ulaştığı, davacının kişilik haklarının zedelendiği; olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihinde paranın satın alım gücü dikkate alındığında talep edilen manevi tazminat miktarının kabul edilmesi gerektiği ancak yayın talebi yönünden, hükmün yerine getirileceği tarih itibariyle konuşmanın güncelliğini kaybetmiş olacağı ve hukuki yarar sağlanamayacağından reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5 kuruş manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; mahkeme kararının yayınlanması talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konuşma tarihinde davacı aleyhine açılan bir kısım davalarda tazminat ödemesi yönünde kararlar verildiği, davalının da bu tazminatların ödenmesini kişisel değer yargısı niteliğindeki ifadelerle, sert ve hiciv yoluyla gündeme getirdiği, davalının tarzı kaba ve nezaket dışı olarak kabul edilebilirse de, doğrudan davacının kişiliğine ve özel hayatına yönelik somut olgu isnadında bulunulmadığı, konuşmanın ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamı sınırları içinde kaldığı, davacının siyasi kimliği gereği bu tür sert eleştirilere katlanması gerektiği, demokratik bir toplum için davalının ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir koşulların dava konusu konuşma özelinde ispatlanamadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının hakaret ve iftira niteliğinde olan dava konusu sözleri Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hiciv olarak nitelendirilmiş ise de bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, iftira amacıyla somut olgu isnat edildiğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, küçük düşürmek kastı ile hareket edildiğini, birçok kez benzer şekilde saldırıda bulunan davalıya hukuki yaptırım uygulanması gerektiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı olan davalının 08.06.2018 tarihinde İstanbul ...'de açık hava toplantısında sarf etmiş olduğu söz ve ifadelerle CHP ...olan davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı İçişleri Bakanı tarafından 08.06.2018 tarihinde İstanbul ...'de halka yapmış olduğu konuşmada davacı ... partisi başkanına yönelik sarf etmiş olduğu söz ve ifadelerin davacının davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği iddiası ile eldeki davanın açıldığının, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında da benimsendiği gibi, demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan ve toplumun ilerlemesi, bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü, sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli olup, yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul ettiğinin; seçmenlerini temsil eden, onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini politik alana aktaran ve çıkarlarını savunan, seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğünün özellikle değerli olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında da belirtildiği üzere siyasi hüviyete sahip şahısların kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanmaları gerektiğinin, bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlama, eğer bir siyasetçinin ifade özgürlüğüne yönelik ise dava konusu istemlerin çok daha sıkı bir denetimden geçirilmesi gerektiğinin; ... partisi üyesi olan davalının, ... partisi lideri olan davacıyı hedef alarak siyasi arenada avantaj elde etme ve aynı zamanda parti teşkilatındaki kişileri motive etme gayesinde olduğunun, bu noktada siyaset adamlarının birbirlerine karşı kullandıkları sözlerin açıkça polemik çıkarmaya, şiddetli tepkiler yaratmaya ve taraftarlarını konsolide etmeye yönelik siyaset üsluplarının bir parçası olduğu kabul edilmesi gerektiğinin, dava konusu konuşma ile davalı tarafından ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığının, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d7d0a0f3c1a010cc 94a82914a1b5ee27