4. Hukuk Dairesi 2022/17063 E. , 2025/1460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2693 E., 2022/2589 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/367 E., 2021/499 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ile ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kamu borçlusu ...'nin kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen amme alacağının, borçlu mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle yapılan araştırmada borçlunun Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, ... Mahallesi, 8111 ada, 13 parselde kayıtlı taşınmazını 20.01.2011 tarihinde amme alacağının ödenmesini engellemek amacıyla muvazaalı olarak kardeşleri ... ve ...'e sattığının tespit edildiğini, borçlunun 08.04.2011 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıları Pınar ve Rıdvan'ın mirası reddettiklerine dair herhangi bir karara ulaşılamadığından sorumluluklarının bulunduğunu belirterek satış işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; babası ile arasının açık olması sebebiyle kendisiyle görüşmediğini, ne iş yaptığını bilmediğini, ölümünü duyduğunda mirası reddetmesi gerektiğini de bilemediğini, satışın gerçek bir satış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufa konu taşınmazın Ankara'da bulunup davalıların da Konya ve Ankara'da ikamet ettiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın müvekkillerine ve murise miras yoluyla intikal ettiğini, her mirasçının 1/3 pay sahibi olduğunu, müvekkillerinin ortaklığın giderilmesi davası açılmaması amacıyla babalarından kalan ve doğdukları ev olması nedeniyle özel anlam ifade eden baba evini satın almayı tercih ettiklerini, 20.000,00 TL'yi ...'nin hesabına havale ettiklerini, muvazaalı olarak ve kamu alacağının ödenmesini engellemek amacıyla satılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde; babası ile arasının açık olduğunu, 2006 yılından beri görüşmediğini, aile bireylerinden kimseyle iletişim içinde olmadığını, babası ölmeden 3 ay önce babasının arkadaşlarının arayarak çok hasta olduğunu belirttiklerini ve kendisinin adresini alarak babasını kapının önüne bırakıp gittiklerini, babasını eve alarak tüm bağırmaları ve hakaretlerine rağmen baktığını, borçlarının olduğunu öğrendiğinde mirasın hükmen reddi davası açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalılar hisse devri karşılığında 20.000,00 TL ödeme yapıldığını bildirmiş iseler de devre konu 2/36 hissenin değerinin 30.324,98 TL olması, 20.000,00 TL üzerinde ödeme yapıldığının davalılar tarafından iddia ve ispat edilememesi, davalılar ... ve ... ile ...'ün kardeş olup aralarındaki tasarrufun, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 28/1 maddesine göre bağışlama niteliğinde olduğu, aralarındaki hısımlık dikkate alındığında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 30. maddesine göre borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerden olmaları nedeniyle de davalılar arasında yapılan tasarrufun geçersiz ve iptale tabi olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, ... Mahallesi'nde bulunan 8111 ada, 13 parsel sayılı taşınmazda ... tarafından davalılar ... ve ...'ye 20.01.2011 tarihinde yapılan tasarrufun, 6183 sayılı Kanun'un 30. maddesi uyarınca davacı yönünden iptaline, tasarruf tarihi olan 20.01.2011 tarihindeki 936.872,66 TL vergi aslı ve 26.629,64 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 963.502,30 TL vadesi geçen kesinleşmiş vergi borcu ile sınırlı olmak üzere bu taşınmazın 2/36 hissesi üzerinde davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ile ... vekili ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalılar 20.000,00 TL hisse devri ile ilgili ödeme yaptıklarını beyan etmişler ise de, müteveffanın hissesini devrettiği kişiler kardeşleri olup, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunu'nun 28/1 maddesi gereğince devir işlemi bağış hükmünde olduğundan ve yine aynı kanunun 30. maddesi gereğince borçlunun durumunu bilebilecek kişilerden olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; borcun 2008-2009 yılına ait 2015 yılında düzenlenen ödeme emirleri ile talep edildiğini, bu nedenle zaman aşımı talebinde bulunduklarını, müteveffanın İzmir'de yaşadığını, bu sebeple görüşmediklerini, uzun süre yüksek alkol kullanarak ailesine zarar verdiğini, çocuklarının dahi ...'nin hayatından haberdar olmadıklarını, emekli polis memuru olmasına rağmen 6 şirkette müdür yada ortak olması, alkol bağımlılığı, kendi çocukları ile ilişkisi gözetildiğinde normal bir aile ilişkisinin olmadığını, 1. derecedeki murisin çocuklarının dahi bilmediği bir hususun müvekkilleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, babalarından kalan doğdukları evin murisin payını talep ettiği 20.000,00 TL karşılığında ...'e havale ile gönderdiklerini, rayiç değeri kabul etmediklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... temyiz dilekçesinde; mirasçıların mirası reddettiğini, bu nedenle husumet yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, harç ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, babasının mal varlığından hiç bir şekilde haberinin olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1.6183 sayılı Kanun'un 25. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gereği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır. 2.Somut olayda, borçlu ...'nin eldeki dava açılmadan önce 08.04.2011 tarihinde vefat ettiği davalı ... de dahil tüm mirasçılarının ise İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/738 E., 2017/483 K. sayılı kararı ile murisin mirasını hükmen reddettikleri, ancak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2019 tarih ve 2017/1651 E., 2019/405 K. sayılı kararı ile mirasın reddine ilişkin kararın kaldırılarak eldeki tasarrufun iptali davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmış ise de, davacının eldeki davadaki amacı, yaptığı icra takibi nedeniyle alacağını tahsil edebilmek için yapılan taşınmaz satışının kendisi yönünden geçersizliğini sağlamak olup, davacının bu hakkının ayni değil şahsi sonuç doğurduğu, davada tasarrufun iptali sebeplerinin olması halinde iptal ve tescil olmaksızın, taşınmazın haciz ve satışına karar verilmesi gerekeceğinden, mirasın reddine karar verilen dosyada eldeki tasarrufun iptali davasının beklenmesine gerek olmayıp, aksine eldeki davada mirasın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi beklenerek, kesinleşmesi halinde T.M.K'nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddetmiş olacağından terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, mirasın reddi kararının kesinleşmesi beklenerek, kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.01.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 03.07.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) Ayrıca yine murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı vardır. Hal böyle olunca Mahkemece usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. 3.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ... ile ... vekilinin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ...'nin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı ... ile ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ..., ... ve ...'ye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.