4. Hukuk Dairesi 2022/16723 E. , 2025/8400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/510 Esas 2022/2198 Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; davalı şirketin yayın sahibi olduğu ..., ..., ... adlı internet sitelerinde 02.09.2016 tarihinde yayınlanan haberler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, habere konu iddia nedeniyle hakkında İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/141 Esas 2019/306 sayılı kararı ile beraat kararı verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, yayınlanan haberlerde suçlu olarak gösterildiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek yayınların hukuka aykırı olduğunun tespiti, hükmün yayınlanması ve her bir yayın için 50.000,00 TL olmak üzere 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberlerde ...'da KHK ile ihraç edilen personelin listesine yer verildiğini, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağını, haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğu, yayınlarda kullanılan söz ve beyanların ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, basın özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığı ayrıca basının belli ölçüde abartma, hatta tahrik etme ve polemik olarak kabul edilebilecek, kişisel açıdan taşkın ifadeler kullanma hakkının bulunduğu, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberlerde KHK ile memuriyetten çıkarılan kişilerin listesinin yayınlandığı, davacının da bu liste içerisinde olduğu konusunda ihtilaf olmadığı, haber tarihi itibari ile davacı hakkında ceza yargılamasının sürdüğü, haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararı bu yönden yerinde olmakla beraber davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin usule aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davalı yararına maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; dava konusu haberlerde halen ceza yargılamasının devam ettiği hususu dikkate alınmaksızın masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, nihayetinde hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğini, iddianamenin haber tarihinden sonra düzenlendiğini, haberlerde suçlu olarak lanse edildiğini, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, kullanılan başlıkla habere subjektif yorum katıldığını, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, bu haberler nedeniyle yeniden iş bulamadığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu ücrete hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücreti yönünden hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı şirketin yayın sahibi olduğu ..., ..., ... adlı internet sitelerinde 02.09.2016 tarihinde yayınlanan haberler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yayınların görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğunun; davacı ile ilgili sarf edilen söz ve ifadelerin, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, yayınlara yönelik toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, yayınlarda geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının ayrıca davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Aşağıda dökümü yazılı onama harcının davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1f31eb96fa829e9e 29f5ff1fb1d96bc0