Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/15372 E., 2025/7271 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15372 E., 2025/7271 K. (07.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/15372
Karar No
2025/7271
Karar Tarihi
07.05.2025

4. Hukuk Dairesi 2022/15372 E. , 2025/7271 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2693 E., 2022/1821 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 9501 ada, 12 parsel 236,49 m2 arsa niteliğindeki taşınmazın diğer davalı akrabası, ...’a düşük bedel ile devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline, davacıya cebri icra yetkisi verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde iddia edilen hususların gerçekle ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin evine yakın yerde arsa satıldığını duyunca ilerde çocuklarına ev yaparım düşüncesi ile aldığını, müvekkilinin satışı yapan diğer davalının borca batık olduğundan ya da alacaklıdan mal kaçırma amacında olup olmadığından haberinin olmadığını, müvekkilinin dava konusu arsayı alacak güce sahip olduğunu, bildirerek açılan davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu arsayı ihtiyacı olduğu için sattığını, parasını da aldığını, satış yaptığı dönemde işlerinin iyi olduğunu ancak alacaklarını alamadığı için sonradan işlerinin bozulduğunu, kendisinin davacı bankaya çekli ya da senetli bir borcunun bulunmadığını bildirerek açılan davanın reddini savunmuştur. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 14.04.2022 tarihli ve 2022/79 Esas ve 2022/149 Karar sayılı kararıyla; dava konusu gayrımenkulün, davalı ... tarafından davalı ...'a 17.06.2021 tarihinde satılarak devredildiği, borcun ise 05.07.2021 tarihinde doğduğu, tasarrufun borcun doğumundan önce yapılmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince tasarrufun borcun doğumunda önce olmasından kaynaklı olarak özel dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 gün, 2022/2693 E- 2022/1821 K sayılı kararı ile İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu icra dosyasının dayanağı olan senedin tanzim tarihi tasarruf tarihinden çok kısa bir süre önce olsa da davalı borçlu ile davacı müvekkili arasında bu senetten önce de hukuki ilişkinin mevcut olduğunu, davalı borçlu ile davacı müvekkili banka arasında kredi sözleşmeleri akdedildiğini ve davalı borçlu tarafından tasarruf tarihinden önce krediler kullanıldığını, senetten önce de hukuki ilişki bulunduğunu ve dolayısıyla tasarruf tarihinin borcun doğumundan sonra olduğu göz önünde bulundurularak davanın esasına girilmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı borçlu ile davacı müvekkil banka arasında alacak borç ilişkisi senedi tanzim tarihinden ve tasarruf tarihinden önce doğduğunu, açıklamaların hiçbir şekilde senedin teminat senedi olduğu anlamına gelmediğini, davalı borçlu ile davacı müvekkili banka arasındaki alacak-borç ilişkisi tasarruf tarihinden önce doğduğunu, davacı müvekkil banka senet ile alacaklı olsa da ilaveten sözleşmeler ile de alacaklı olduğunu, bu sebeple usulden red kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu, dilekçe ekinde taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeleri mahkemeye sunduklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Somut olayda; mahkemece davanın dayanağı olan icra dosyasının 05.07.2021 tanzim tarihli 01.11.2021 vade tarihli 650.000,00 TL bedelli senede dayalı olduğu, dava konusu tasarrufun ise 17.06.2021 tarihinde yapıldığı, dava konusu tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun görülmemiştir. Davacı vekili, davalı borçlu ... ile dava konusu senet haricinde kredi sözleşmesi ilişkisi de bulunduğunu ve bu sözleşmelerin de süreklilik arz ettiğini beyan etmiştir. O halde mahkemece, davacının ileri sürdüğü kredi sözleşmeleri de dosya içerisine alınarak, davalı borçlu ile davacı arasındaki kredi ilişkisinin ne zaman başladığı, kredi sözleşmelerine konu borçların ödenip ödenmediği, cari hesap ilişkisi olup olmadığı belirlenmeksizin, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORDADAN KALDIRILMASINA İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın HMK nun 373/ 1 hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 806da0a8234026b4 da6fe4668ff2aaf3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı