4. Hukuk Dairesi 2022/12782 E. , 2025/7301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1185 E., 2022/839 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın 09.01.2016 tarihinde karıştığı trafik kazasında, araçta yolcu olan davacıların desteğinin vefat ettiğini iddia ederek 50.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiş, talebini davacı ... yönünden 67.640,83 TL, davacı ... ... yönünden ise 267.683,86 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kazanın, kaçakçılık suçunu oluşturduğundan, talep edilen zararın teminat kapsamı dışında olduğunu, Karayolları Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5/i maddesinde, cürüm işlerken doğan zararların teminat dışı haller arasında sayıldığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda suç cürümü varlığının olmadığı varsayıldığında dahi, ...'nın sorumluluğunun bulunmadığını, taşımanın, ticari bir taşıma olmaması nedeniyle, zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunmadığını, dosyada, sıralı sorumluluk ilkesinin uygulanmasının söz konusu olamayacağını, davacıların kimlik bilgilerinin net olarak tespit edilmesi gerektiğini, destek paylarının, müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığının araştırılarak hesaplanması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davacı ... ... yönünden 211.369,56 TL, davacı ... için ise 57.559,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte, yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmadığından, başka bir deyişle dava konusu taşımacılık eylemi, göçmen kaçakçılığı suçunun (cürüm) işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğundan davalı ...'nın sigortalının (zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası bulunmayan işletenin) 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğunu üstlendiğinden söz etme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; desteğin araçta yolcu olarak bulunduğunu, göçmen kaçakçılığı suçu nedeniyle yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalının sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacılar Suriye uyruklu olup, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2 nci maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu Mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece, öncelikle davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 46fd8a98aae82b9b 5d334a1b00cdd9b1