Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/12095 E., 2025/7431 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12095 E., 2025/7431 K. (08.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12095
Karar No
2025/7431
Karar Tarihi
08.05.2025

4. Hukuk Dairesi 2022/12095 E. , 2025/7431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/884 E., 2022/1476 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca ... Belediyesinin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, tüm hak, alacak ve borçlarıyla birlikte davacı ...'na devredildiğini, davalının ... ili ... Belediye başkanı olarak görev yaptığı dönemde İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğü tarafından yapılan denetimler sonucunda hazırlanan raporda, belediye personel ihtiyacından fazla personel alımı yaptığı ve bu personellere ödenen maaşlardan dolayı kurumu zarara uğrattığının tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 227.674,00 TL kurum zararının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzman bilirkişi heyetinden alınan 22.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı ... başkanlığında personel azlığı nedeniyle belediye hizmetlerinin aksamaması amacıyla dönemin belediye başkanı davalı tarafından personel açığının daha az maliyetli geçici işçiler ile doldurulmaya çalışıldığı, norm kadro fazlası çalıştırılan geçici işçilere ödenen ücretlerin karşılıksız, fazla ya da yersiz olmadığı, belediyenin bu işçilerin hizmetinden yararlanmak suretiyle kamu yararı sağlamış olduğu, kamu yararı göz ardı edilerek davalının, belediyeyi zarara uğrattığı yönündeki değerlendirmelerin soyut iddialar niteliğinde olduğu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi uyarınca kamu zararından söz edilebilmesi için mevzuata aykırı karar veya işlemlerle fazla veya yersiz ödeme yapılmasının gerektiği, geçici işçilere yapılan ücret ödemelerinin fazla veya yersiz ödeme kapsamında değerlendirilmesinin bu kişilerin hizmetinden yararlanılmasından dolayı hukuken mümkün olmadığı, geçici işçilerin çalıştıkları, bunun karşılığında emek ve mesai sarf ettikleri ve ücrete hak kazandıkları dikkate alındığında fazla veya yersiz ödemeden söz edilemeyeceği, aksi iddiaların geçici işçilere ücret ödenmemesi ve hizmetlerinden bedelsiz yararlanma gibi bir durum ortaya çıkaracağı, bu durumun da angarya kapsamına gireceği, Anayasa'nın 18. maddesi uyarınca angaryanın yasak olduğu, davalının 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde belirtilen görevlerini yerine getirdiği ve bu sırada da aynı Kanun'un 37. maddesindeki yetkisini kullandığının kabulü gerektiğinin mütalaa edildiği ve söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesinde belirtilen hususlara yönelik yeterli araştırma yapılmadan İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğü tarafından yapılan denetimler sonucunda hazırlanan raporun göz ardı edildiğini, geçici işçilere yapılan ödemelerin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesinde tanımlanan kamu zararı niteliğinde olup olmadığı, geçici işçilere ödeme yapılmasına ve geçici işçi çalıştırılmasına gerçekten ihtiyaç olup olmadığı hususu araştırılmadan sadece 22.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun esas alındığını ve eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin 8.bendine aykırılık nedeniyle uğranılan kamu zararının tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava; 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/8 maddesine aykırı olarak geçici işçi alımı nedeniyle uğranılan idare zararının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen davanın reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince reddedilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme sonunda da kararın onanmasına karar verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/8 maddesinde “Belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde otuzunu aşamaz. Nüfusu 10.000'in altında olan belediyelerde bu oran yüzde kırk olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz. Yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması sebebiyle oluşacak kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faiziyle birlikte belediye başkanından tahsil edilir. Personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir.” hükmü yer almakta olup, bu düzenlemeye göre idare zararının ne şekilde oluştuğu açık bir şekilde belirlenmiştir. Tüm dosya kapsamı ile davalı tarafından yapılan işçi alımlarının yasal düzenlemeye uygun olmadığı sabittir. Her ne kadar mahkemece usulsüz olarak alınan işçilerin Belediyede çalışarak hizmet verdikleri ve kendilerine bu nedenle ödeme yapıldığı, bu nedenle de kamu zararı oluşmadığı belirtilmiş ise de, davanın dayanağı 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49/8 maddesi olup, davalı tarafça maddedeki düzenlemeye aykırı şekilde işçi alımı yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda yasal düzenlemeye aykırı şekilde alınan işçilere yapılan ödeme ile zarar oluşmuş olup, mahkemenin işçilere fiili çalışmalarının karşılığının ödenmesi sebebiyle zararın oluşmadığı gerekçesine katılmak mümkün değildir. Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2014 gün, 2013/4-489 esas, 2014/98 sayılı kararında bu husus “… Madde metninde sorumluluk koşulları düzenlenmiş ve toplanan deliller ile işçinin usulsüz olarak alındığı ve bu surette kamu zararına neden olunduğu belirlenmiş olup, alınan işçilere hizmeti karşılığı kurumca ücret ödenmesi gerçekleşen zararı ortadan kaldırmaz.” şeklinde ifade edilmiştir. Bu durumda; mahkemece, belirlenecek olan zararın tahsili yönünde hüküm kurulması gerekirken, davanın reddine ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmayıp, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı