4. Hukuk Dairesi 2022/10909 E. , 2025/7643 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/865 E., 2022/840 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.07.2017 tarihinde müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalanan ...'nin sevk ve idaresindeki motosikletin dava dışı aracın sol arka kısmına çarpması sonucu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sırasında motosikletin arka kısmında yolcu olan ... isimli şahsın bulunduğunu, her ikisinin de ağır yaralı olması nedeniyle sürücünün kim olduğunun tespit edilemediğini, kaza anında her ikisinin de sürücü belgesinin bulunmadığını, ilerleyen aşamalarda sürücünün ... olduğunun tespit edildiğini, kazanın oluşumunda motosiklet sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle sürücü ... ve yolcu ...'in farklı tarihlerde vefat ettiğini, kaza nedeniyle yolcu olarak bulunan ...'in ailesi tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulduğunu ve sigorta limitleri dahilinde 172.640,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, yine sigortalı motosikletin pert olması nedeniyle araç sahibine 8.100,00 TL tazminat ödendiğini, motosikletin maliki olan davalı ... 'ye rücu ihbarnamesi gönderildiğini, davalı tarafından ...'nin motorsikleti çaldığı ve ödenmiş tazminattan sorumlu olmadığını ileri sürerek rücu mektubuna itiraz ettiğini, davalının iddia ettiği gibi bir hırsızlık olayının söz konusu olmadığını, evin bahçesinde açıkta bırakılmış bir motosikletin yaklaşık 6 saat boyunca bahçede olmadığının fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, 8.100,00 TL'nin ödeme tarihi olan 16.10.2017 tarihinden itibaren, 172.640,00 TL'nin ödeme tarihi olan 22.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından hiçbir hukuki dayanak olmaksızın ödenen bedelin davalıdan rücu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hiçbir kusuru olmaksızın rızası dışında çalınarak hakimiyeti dışına çıkmış aracı nedeniyle sorumluluğu olmayan davalıya açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, davaya konu trafik kazasına dahil olan ve sürücü olduğu tespit edilen ...'nin olay günü davalıya ait motosikleti çalarak arkadaşı olan ... ile kullanmaya başladığını, olayın başından bu yana davalının aracının ... tarafından çalındığını iddia ettiğini, davalının kazanın ardından alınan ifadesinde de durumun açık olduğunu, bu tarihte ...'nin henüz sürücü olduğunun tespit edilemediğini, davalının aracın ... tarafından çalındığını ve kullanıldığını komşularının görgüsü ile olay günü öğrendiğini, bu hususta da kollukta ifade verdiğini, bu nedenle davalının araç işleten olarak sorumlu tutulmasının imkansız olduğunu, ... 'in daha önce de davalının aracını çaldığını, zarar verdiğini, bu nedenle aileler arasında sorun yaşandığını, müteveffa...'in adli sicil kaydı incelendiğinde benzer suçlardan sabıkası olduğunun anlaşılacağını, davalının aracının çalındığını ve çalanın öldüğünü neredeyse aynı anda öğrendiğini, ölmüş bir kimse hakkında şikayette bulunulmasının makul olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait aracın davalının evinin bahçesinde kilit altında iken dava dışı ... tarafından çalındıktan sonra dava dışı ...'nin dava konusu motosikletle kaza yaptığı ve davalının motosikletinin çalındığını yapılan kazadan sonra öğrendiği dosyada dinlenen davalı tanık beyanları ile sabit olduğu, dava dışı ...'nin motosiklet çalma suçundan birden fazla sabıkasının bulunduğu, yaşadığı mahallede ...'nin benzer suçları çoğu kez işlediğinin davalı tanıkları tarafından da beyan edildiği, her ne kadar ... ile davalı arasında akrabalık ilişkisi var ise de, davalı ile dava dışı ...'nin görüşmediğini, ...'nin ablası olan davalı tanığı ...'nin beyanları ile sabit olduğu, bu bağlamda motosikletini evinin bahçe kapısına koyan/kilitleyen ve dava dışı ...'nin dava konusu motosikletle kaza yaptıktan sonra motosikletinin çalındığını fark edip bu durumu da kolluk birimlerine beyan eden davalının aracın çalınmasında bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sigortalıya ait motosikletin evinin bahçesinde kilitli bulunduğu halde, davalı sigortalının bilgisi ve rızası dışında, kayınbiraderi müteveffa ... tarafından çalındığı ve trafiğe çıkarıldığı esnada davada konusu trafik kazasının meydana geldiği; motosikletin çalınmasında, davalı sigortalının herhangi bir ihmalinin ya da kusurunun bulunmadığı; müteveffa ...'nin, kazaya karışan motosiklet ile birlikte dava dışı başka motosikleti de daha önce bir kaç kez bu şekilde çaldığı ve kullandığı, buna göre, davacı ... şirketinin, davalı sigortalısına rücu edebilme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının sorumluluktan kurtulmak adına, motosikletinin çalındığını iddia ettiğini, kazanın olduğu zamanın yaz mevsimi ve havanın aydınlık olduğu temmuz ayı 18:00 saatlerinde gerçekleştiğini, anahtarı üzerinde ve evin bahçesinde açıkta bırakılmış bir motorsikletin yaklaşık 6 saat boyunca bahçede olmadığının fark edilmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının motorsikletini her zaman olduğu gibi aynı özensizlik ve tedbirsizlik ile anahtarı üzerinde olacak şekilde (kilitli olmayan bahçe kapısı ile muhafaza altına alınmayarak) bahçede açıkta bulundurması davalının çalınma iddiasını kesinlikle çürüttüğünü ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, olayın savcılıkta tespit edildiği şekilde olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı harcın davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.