3. Hukuk Dairesi 2025/944 E. , 2025/4399 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/460 E., 2024/2814 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/180 E., 2023/536 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ithalatı sınırlı yapılan ... marka 2020 model ... tipi aracı, davalıya ait teşhir ve satış şubesinde satışa hazır vaziyette gördüğünü ve satın almak istediğini, anahtar teslim fiyatı olarak 2.650.000,00 TL'ye anlaşıldığını, kısa süre öncesinde 1.100.000 TL'ye aldığı ... marka otomobilini piyasa değerinin altında 1.000.000 TL'ye sattığını, davalının şirket satış yöntem ve kuralları gereği en az 300.000,00 TL'nin kendi bünyelerindeki ... 'dan kredi olarak kullanılması gerektiğini söylediğini, satın aldığı aracı hemen teslim almak ve kullanmak arzusunda olan, tüm satış bedelini de hazır eden müvekkilinin kredi kullanmak zorunda kaldığını, kredi kullanılmasının da aracın teslimini kesinlikle geciktirmeyeceği garantisinin verildiğini, bu esnada sipariş teyit formu başlıklı belgenin de imzalatıldığını, sanki araç yurt dışından getirtilmesi için sipariş edilmiş ve siparişin de teyiti alınıyor gibi düzenlenen sipariş teyit formunun lüzumsuz ve bu belgeye sonuç bağlayan davalı beyanlarının da hukuken değersiz kaldığının izahtan vareste olduğunu, takiben aracın proforma faturasının müvekkili adına düzenlendiğini, müvekkilinin toplam 2.350.000,00 TL'yi davalıya gönderdiğini, davalının da 27.08.2020 tarihinde müvekkili adına ... 300.000,00 TL kredi başvurusunda bulunduğunu, aynı anda ön onay alan kredi işlemlerinin tamamlandığını, hemen akabinde müvekkilini arayan davalının, kredi işlemlerinin tamamlandığını, sorun olmadığını ve ertesi gün aracını teslim edeceğini müvekkiline söylediğini, ancak kredinin hesaba geçmemesi gerekçe gösterilerek teslimin geciktiğini, en son aracın 31.08.2020 günü teslim edileceğinin müvekkiline söylendiğini, ancak 30.08.2020 tarihinde ÖTV oranlarının artırıldığını, bu defa da aracın teslimi için müvekkilinden 610.000,00 TL fazladan para talep edildiğini, davacı müvekkilinin aracın teslim edilmemesinde kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığını ileri sürerek; satışın iptali nedeniyle aynı aracı müvekkilinin 3.120.000,00 TL'ye satın almak zorunda kalması suretiyle uğradığı zararının tespiti ile, 29.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte, şimdilik 100.000,00 TL'sinin tahsiline, davalıyla anlaşılan satış bedelini ödemek için müvekkilinin sahibi olduğu ... marka aracının piyasa değerinin 100.000,00 TL altında satılması nedeniyle uğradığı zararının tespitiyle, satış tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte şimdilik 500,00 TL'sinin tahsiline, müvekkilinin davalıya yaptığı ödemelerin, davalı hesabına geçtiği tarihten iade tarihine kadar geçen sürede reeskont faiz oranından işleyen faizlerinin tespiti ile şimdilik 500,00 TL'sinin tahsiline, davalı tarafından sürekli oyalanan ve özellikle aracın tesliminde hayal kırıklığına uğratılan müvekkilinin, duyduğu üzüntü, endişe ve diğer sıkıntıları nedeniyle meydana gelen manevi zararlarının bir nebze tazmini için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının bahse konu aracı almak için müvekkiline başvurduğunu, 2.650.000,00 TL bedel karşılığında satın alabileceğini belirttiğini ve imzalanan sipariş teyit formunda, teslim anına kadar araç bedelinde meydana gelen değişiliklerden kimin sorumlu olacağının açıkça düzenlendiğini, formun imzalanmasının ardından 26.08.2020 tarihinde 1.000.000,00 TL, 27.08.2020 tarihinde 1.000.000,00 TL , 28.08.2020 tarihinde 350.000,00 TL olmak üzere toplam 2.350.000,00 TL'nin davacı tarafından ödendiğini, son olarak 31.08.2020 tarihinde ise kullandırılan krediye istinaden 300.000,00 TL ... tarafından müvekkili şirket hesaplarına aktarıldığını, ancak ÖTV'nin oransal artışından dolayı aracın değerinin 3.260.000,00 TL'ye ulaştığını, bu nedenle davacıya kalan 610.000,00 TL'yi ödemesi ve aracın teslim alınması için bildirimde bulunduğunu, davacının ödemeyi reddettiğini, aracın kendisin 3 gün içerisinde teslimi içeren mail gönderdiğini buna karşılık şirket tarafından ... Noterliğinin 02.09.2020 tarihli ... yevmiye nolu cevap metni keşide edildiğini ve davacıya gönderildiğini, taraflar arasında düzenlenen sipariş teyit formunda aracın teslim tarihine kadar oluşacak fiyat değişimlerinin aynen fiyata yansıtılacağının belirtildiğini, davacının 610.000,00 TL'yi ödememesi üzerine ödemiş olduğu miktarların iadesinin yapılarak satışın iptal edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2021 tarihli kararıyla; davacının ÖTV artışı nedeniyle zarara uğradığı tespit edilmekle birlikte, 2.650.000,00 TL satış bedelinin tamamının ödenmesinin ÖTV artışından sonra gerçekleşmesi sebebiyle, bu zararın oluşumunda davalı firmaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının tespit edildiği, davacı tarafından dava konusu aracın satın alınabilmesi için zaten kendisine ait bir başka aracı ... Noterliğinin 28.06.2020 tarih ve ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile 1.100.000,00 TL bedel ile satın aldığı, yine aynı aracın ... plaka ile ... Noterliğinin 28.08.2020 tarihli araç satış sözleşmesi ile davacı tarafından 1.000.000,00 TL bedelle satılmasından kaynaklı olarak davacının 100.000,00 TL zarara uğradığı tespit edilmekle birlikte, bu zarar ile davalı firma faaliyeti arasında uygun illiyet bağı kurulamadığı, davacının davalıya yaptığı ödemelerin, davalı hesabına geçtiği tarihten iade tarihine kadar geçen sürede reeskont faiz oranından işleyen faizlerinin tespiti ile şimdilik 500,00 TL'sinin tahsiline yönelik taleple ilgili olarak, dava konusu satış işlemi davalı firmanın kusurundan kaynaklı olarak iptal edilmediğinden, davacının bu yöndeki talebinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli kararıyla; davacının aynı aracı daha yüksek fiyatla satın almak zorunda kalmak suretiyle oluşan zararına davalının kusurlu eylemiyle sebep olup olmadığı yeterince araştırılmadan, özellikle davacı tarafından dosyaya sunulan ve davacı ile davalının yetkilisi arasında geçtiği iddia edilen yazışmalar irdelenmeksizin, davacıya kullandırılan kredi tutarının davalı hesabına davacının iddia ettiği gibi olması gerekenden geç intikal edip etmediği, davalının bu süreçte kusurlu hareketi bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olduğu, bu durumda, Mahkemece, anlatılan eksiklikler giderilmek ve davalının olayda kusuru olup olmadığı hususunda, sunulan deliller doğrultusunda daha ayrıntılı inceleme yapılmak suretiyle, konusunda uzman bilirkişilerden taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli rapor alınarak, hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği, tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;eldeki davanın sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk kurallarıyla çözümlenmesi gerektiği, davalı yanca, araç satış işlemi sırasında davacıya, davalının bayisi olduğu dava dışı finansman kuruluşu tarafından finanse edilen 300.000,00 TL tutarlı kredi kullandırıldığı, davacı ile davalının yetkilisi ... arasında yapılan görüşmelerde, davacıya kullanılan kredi ödemesinin 24 saat içinde hesaba geçeceğine dair bilgi verilmiş, ancak 29.08.2020 tarihli görüşmeye göre, kullandırılan kredi ödemesinin hesaba geçmediği(finans akşam geçer demişti!), üzgün olduğu belirtilmek suretiyle araç tesliminin ve tescil işleminin yapılamadığı, pazartesi gününe kaldığı bildirilmiş, davacı kredi kullanıma konu edilen bakiye 300.000,00 TL'yi ödeyebileceğini, kredi düşünce iade edebilecekleri şeklinde aracı 29.08.2020 tarihinde teslim almak için, davalı yetkilisine ödeme iradesini bildirmiş ise de davalı yetkilisinin "bu şekilde olması için holding onayı gerekir, fazla tahsilat ve iade olmasından dolayı, ancak bugün çalışmıyorlar" şeklinde davacı talebinin yerine getirilemeyeceğinin belirttiği, dava dışı finansman kuruluşu tarafından kredinin davalı hesabına geç aktarılması nedeniyle davacıya bir kusur yüklenemeyeceği açık olduğu gibi, sözleşme görüşmeleri sırasında kredinin 24 saat içinde onaylanacağı ve hesaba aktarılacağına dair davacıda güven oluşturulduğu da sabit olmakla, davacı tarafından kişilik haklarının hukuka aykırı şekilde davalı tarafından ihlal edildiğinin davada kanıtlanması da gerektiği, davacının davalının eylemleri ile kişilik haklarının ihlal edildiği hususunun davada kanıtlanamadığı gibi, manevi tazminatın yasal koşulları da eldeki davada oluşmadığı gerekçesiyle davacı yanın maddi isteme ilişkin talebinin kısmen kabulüne, davacının satış bedeli farkı isteminin kabulüne, 470.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının diğer maddi isteme ilişkin taleplerinin sübuta ermediğinden reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 3.Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olduğu, olayda manevi tazminat koşullarının bulunmadığı, dosyaya kazandırılan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere, davalı satıcının yetkili temsilcisi tarafından davacıya kredi çekilmesi gerektiği yönünde telkinde bulunulduğu ve kredinin onaylanması halinde kredi tutarının 24 saat içerisinde hesaba geçirileceği yönünde bilgi verildiği, davacının nakit ödeme yapabileceği halde davalının bu telkinlerine güvenerek kredi kullandığı, kredi tutarının hesaba taahhüt edilen süreden çok sonra geçtiği ve bu esnada gerçekleşen vergi farkı nedeniyle araç satış bedelinin yükseldiği, akid olan ve davacıya güven veren satıcının dava dışı finansman kuruluşunun kusurundan sorumlu olamayacağına dair savunmalarının dinlenemeyeceği, bu durumda aracın satış bedelinine ÖTV farkının yansımasına davalının kusurlu hareketleriyle sebebiyet vermiş olduğunun kabulü gerekmekle, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacı tarafından imzalanan satış teyit formunda teslim anına kadar araç bedelinde meydana gelebilecek değişikliklerden kimin sorumlu olacağının açıkça belirtildiğini, finansman kuruluşunun kredi tutarını hesaba geç yatırmasının müvekkilinin kusuru olmadığını, krediyle ilgili davacının bilgilendirildiğini, kullanma iradesini davacının gösterdiğini, davacının krediye ilişkin belgeleri yanlış yere göndermesi nedeniyle kredinin geç onaylamasına sebep olduğunu, krediyi sağlayan finans kuruluşunun gecikmelerinden davalının sorumlu tutulamayacağını, davalının sözleşme öncesi sorumluluklarını yerine getirdiğini, rapora itibar edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, araç satışına ilişkin sözleşme öncesi sorumluluktan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli ve 2017/11-2625 E., 2021/766 K. sayılı ilamında sözleşme öncesi sorumluluk; "Sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) genel bir ifadeyle; sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere karşı, aralarında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlâli sonucu meydana gelen sorumluluktur (Eren, s. 1083). Zira sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Güven ilişkisi TMK’nın 2/1 maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına dayanır. Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması ve bu kapsamda yaratılan güveni boşa çıkarmaması gerekir. Eş söyleyişle sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ile özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Zira koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin kusurlu bir şekilde ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir (Tunçomağ, K; Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 1976, s. 211; Eren, s. 1083, 1084; Uygur, s. 247; Kılıçoğlu, s. 82). Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (menfi zarardan) sorumluluğu değil, TMK’nın 2/1 maddesindeki dürüstlük kurallarına dayanan güven ilkesinden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar. Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp, görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar (Eren, s. 1084)." şeklinde açıklanmıştır. 2. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, özellikle, davalı şirketin satış temsilcisi ile davacı arasındaki görüşmelerin içeriğine, davacıya kredi kullanması halinde 24 saat içinde kredinin hesaba geçeceği yönünde bilgi ve güven verildiği, davacının satış bedeli tamamını ödemeyi teklif etmesine rağmen davalı tarafça kredinin zamanında onaylanıp hesaba geçeceği belirtilerek davacının teklifinin kabul edilmediği, dolayısıyla davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığı, kredi tutarının geç yatırılmasında davacının kusurunun bulunmadığı, kredi tutarının taahhüt edilen zamandan sonra yatırılması nedeniyle özel tüketim vergisinde meydana gelen artış nedeniyle davacının uğradığı zarardan davalının görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal etmesi nedeniyle sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d5747fb6dba7348b 926624a257e454d2