3. Hukuk Dairesi 2025/3301 E. , 2025/4403 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/5 E., 2024/343 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacının kendisine ait taşınmazların satışı hususunda 19.09.2003 tarihinde noterde düzenleme şeklinde vekaletname ile davalılardan ...’i vekil tayin ettiğini, davalı ...’in ... Noterliğinde düzenlenen 05.07.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile diğer davalı ...’e davacıya ait taşınmazın satışını vaad etmesi nedeniyle davalı ... tarafından İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/296 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu dava açılana kadar satış vaadi sözleşmesinden haberi olmadığını, davacının sadece taşınmazın, vekili davalı ... tarafından üçüncü şahsa satıldığını ve devredildiğini bildiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek davalılar arasında imzalanan 05.07.2004 tarihli satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; diğen davalı ... müvekkili ile davacı vekili arasında akdedilen sözleşmenin yasal unsurları bakımından geçerli bir sözleşme olduğunu, sözleşmede belirtilen bedelin müvekkilince vekile ödendiğini, bu ödemenin vekil tarafından davacıya ulaştırılıp ulaştırılmadığını bilebilecek durumda olmadığını, vekil edenin sözleşme konusu taşınmazı daha sonra üçüncü kişilere satmasından dolayı ortaya çıkabilecek müvekkilinin uğradığı zararlardan davacının sorumlu olduğunu, bu sebeple taraflarınca açılan İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/296 esas sayılı dava dosyasıyla ifa imkansızlığı sebebiyle tazminat davasının derdest olduğunu, işbu davanın da tazminattan kurtulma amaçlı olarak açılan hukuki dayanaktan yoksun bir dava olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davaya dayanak olan ve diğer davalı tarafından imzalanan 05.04.2004 tarih ve ... yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin müvekkili tarafından vekil olarak düzenlendiğini, müvekkili ile diğer davalının eşi arasında borç para alış verişinin olduğunu, müvekkilinin dayanak sözleşmeyi bu alışverişlerde teminat teşkil etmek üzere düzenlendiğini, taraflar arasındaki ilişkinin borçlandırıcı işlem düzeyinde kaldığını, müvekkilinin daha sonra davalını eşinin isteği üzerine aynı taşınmazın başka bir hissedarına ait hisselerini iş bu satış vaadi sözleşmesindeki borcuna mahsuben deverettiğini, müvekkilinin hiç bir şekilde bu sözleşmede vekalet veren adına satış akdi iradesi ile hareket etmediğini belirterek davanın kabulünü istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.12.2014 tarihli kararıyla; davacı dava dilekçesinde, taşınmazın vekili ... tarafından başkasına satıldığını bildiğini, ancak satış vaadinin kendisine bildirilmediği gerekçesiyle satış vaadinin feshini istemiş ise de, ileri sürdüğü sebep; hata, hile, tehdite dayalı bulunmayıp, verilen satış vaadi yetkisine göre, satış vaadi yapıldığı, davalı ... vekili her ne kadar davayı kabul ettiğini bildirmişse de, bu kabul beyanı ile fesih talebinin kabul edilemeyeceği, zira verilen yetkiye istinaden diğer davalıya yapılan satış vaadi olduğu, davalı ... vekilinin kabul beyanı ile satış vaadinin feshine karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay(kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 20.10.2017 tarihli ilamla; davacı ve davalı ...’in ileri sürdüğü hususlar hakkında gerekli araştırma yapılıp deliller de toplandıktan sonra değerlendirme yapılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; satış vaadi sözleşmesinin resmi ve usulüne uygun şekilde düzenlendiği, bu nedenle davacının satış vaadi sözleşmesinin iptali talebinin yerinde görülmediği, davalı vekil tarafından vekaletnamenin kötüye kullanıldığı iddiası kapsamında davacının bu sözleşme ile bağlı olup olmayacağı hususunun işbu davanın konusu olmadığı, aksi halin kabulü halinde ise davacı tarafından vekilin görevini kötüye kullanıldığı ve davalı ...'in kötü niyetli olduğu hususunda dosyaya yeterli, kanaat uyandırıcı mahiyette delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalılar arasında borç ilişkisi olduğunu, dönem dönem teminat olarak satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, dava konusu taşınmaza dair satış vaadi işleminin borç ilişkisine teminat olarak yapıldığını, tanık beyanları ile bu hususun ispat edildiğini, davalılar arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle bu davanın açıldığını, davalılar arasındaki ilişkinin tapu kayıtları ile ispatlandığını, daval Meryem ve adına işlem yapan eşinin kötüniyetli olduğunu, davalı ...'in diğer davalının kötüniyetli olduğunu bildiği için bu davayı kabul ettiğini, davalı ...'e yemin teklifinde bulunulduğunu ancak gerçekleştirilemediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekaletin kötüye kullanılması sebebine dayanan ve davalılar arasında tanzim edilen taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan Mahkeme kararında, hukuki ilişkinin ve bu iliski nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiği, satış vaadi nedeniyle bedelin ödendiği, davalı alıcı ile vekilin iyi niyetli olarak kabulünün gerektiği, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı yönündeki iddiasını mevcut dosya kapsamı itibariyle ispat edemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.