Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/885 E., 2025/4483 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/885 E., 2025/4483 K. (01.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/885
Karar No
2025/4483
Karar Tarihi
01.10.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/885 E. , 2025/4483 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2520 E., 2024/2372 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/36 E., 2024/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı .. .. ile görüşmeleri sonucunda 3.500,00 Euro ücretin elden ödenmesi sonrasında ön kontrol yapılmaksızın davalı şirketin işlettiği hastanede 29.05.2020 tarihinde endoskopik balonun çıkartılması, 30.05.2020 tarihinde ise tüp mide ameliyatı yapıldığını, 01.06.2020 tarihinde davalı doktorun konsültasyon talebi ile bilgisayarlı tomografi (BT) çekildiğini ve raporlanması beklenmeden, 04.06.2020 tarihinde davalı doktorun onayı ile taburcu edildiğini, 3 gün sonra sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle ameliyatın gerçekleştirildiği davalı hastaneye başvurduğunu ve aynı gün içinde tekrar yatış yapıldığını, bir kez daha BT çekildiğini ve 09.06.2020 tarihinde raporlandığını, ameliyatının ertesi gününde akciğerin alt kısmındaki patolojik değişikliklerin ilerlediğini, sıvı ve hava birikmesi olduğunu, buna rağmen hiçbir işlem uygulanmadan taburcu edildiğini, ameliyat hattında fistül oluşmaya başladığını, ameliyat nedeniyle gelişen komplikasyona ilişkin herhangi bir tedavi uygulanmadığını, 12.06.2020 tarihinde hızla kötüleşen sağlık durumunun düzeltilmesi amacıyla başvurulan dava dışı hastanede gerçekleştirilen müdahaleler neticesinde tedavi olduğunu ancak uygulanan tedavilere ve ilaçlara ilişkin 198.202,48 TL ödeme yaptığını, ayrıca davalı hastane tarafından ameliyat sonrası yapılan tetkikler için 15.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, davalıların kusurları ve ameliyat sonrası yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle zarardan sorumlu olduklarını, davacı ailesinin yaşam kalitesinin, ruh sağlığının ve yaşayış şeklinin tamamen değiştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi zararları toplamı olan 239.809,83 TL'nin, ve 250.000,00 TL manevi tazminatın 29.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili; davalı hastane ile davacı arasında sözleşme bulunmadığını, davacının sağlık sorunları sebebiyle diğer davalıya başvurduğunu ve aralarında tedavi hizmetlerine yönelik vekalet sözleşmesi kurulduğunu, hastanenin dahli, bilgisi ve müdahalesinin olmadığını, tıbbi tedavi bakımından hastaneye herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, diğer davalının hiçbir zaman hastane bünyesinde çalışmadığını, hastaneye yapılmayan ödemelerin hastaneden talep edilemeyeceğini, iddia olunan şikayetlerin ise yapılan operasyonun en sık görülen komplikasyonu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; davalılar arasında istihdam ilişkisi olmayıp vaka bazlı sözleşme bulunduğunu, hastanın rahatsızlığının acil durum kapsamında olmadığını, yaklaşık 10 yıldır fazla kilo şikayeti bulunan davacının, çeşitli yöntemlerle kilo vermeye çalıştıktan sonra davalı hekime müracaat etmeden 6 ay önce endoskopik balon uygulaması yaptırdığını, davacının özel muayenehaneye müracaatı üzerine hastalık öyküsü sonrası yapılan muayeneyi takiben 1 saatten fazla süre ile bilgilendirme yapıldığını, davacının önceki tetkik ve tahlilleri kontrol edilerek hastalık ve tedavi yöntemleri hakkındaki farkındalık düzeyi de değerlendirilerek tedavi yöntemi seçildiğini, davacının tedavi sürecinde eksiklik, yanlışlık, gecikme veya ilgisizlik olmadığını, davacı hastaneden kendi isteği ile tüm riskleri göze aldığını belirterek tedavi red tutanağını imzalayarak hastaneden ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; söz konusu tüp mide ameliyatı sonrası kaçak ortaya çıkmasının, her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, kaçak tanısı konularak mide stenti önerilmesinin tıbben uygun olduğu, davacının cerrahi işlem olmasına engel psikiyatrik ve endokrinolojik bir problem olup olmadığına ilişkin konsültasyon eksikliğinin tamamlanmış olması halinde cerrahi müdahale kararı değişmeyeceğinden ameliyat sonrası komplikasyon gelişimi üzerine hazırlık aşamasındaki bu eksikliklerin sonuca etkisinin olmadığının 28.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) heyet raporu ile anlaşıldığı, davacının itirazları sonucu üniversitede görevli hekimlerden oluşan heyetten alınan raporda eksik konsültasyonlar ile kaçak komplikasyonu arasında bir ilişki bulunmadığının, verilen sağlık hizmetinin başından sonuna kadar tıp prensiplerine uygun imkanlar ile yürütüldüğünün ve BT geç raporlanmakla birlikte somut olayda hekimin kaçak yönetimi ile ilgili gerekli işlemleri başlattığının ve hastanın kendi isteği ile kurumdan ayrıldığının ifade edildiği, davacının tedavi red belgesine dair itirazları bakımından davacının belgenin sonuçlarını anlayabildiği ve başka bir hastanede tedavisine devam etmek için ayrıldığını açıkla ifade ettiği, tüm hekim raporları uyarınca davacının iddialarını ispat edemediği, davalılara atfı kabil bir kusur, hatalı veya eksik işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp İhtisas Kurulunun düzenlediği rapor ile Üniversite Öğretim Üyelerinden alınan bilirkişi raporlarına göre davalı doktor tarafından yapılan tedavi işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğunun tespit edildiği, somut olayda meydana gelen neticede davalı doktorun kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; ameliyattan önce endokrin, göğüs hastalıkları ve kardiyoloji bölümlerinden oluşan bir heyetten rapor alınması gerekirken alınmadığını, 01.06.2020 tarihinde çekilen BTnin geç raporlandığını ve davacının raporlama yapılmadan taburcu edildiğini; BT zamanında raporlansa idi davacıya daha erken müdahale edilebilip edilemeyeceği, zamanında raporlansa idi sonraki ameliyat kararının daha erken alınıp alınmayacağı ya da farklı müdahalelerde bulunulup bulunulmayacağı hususlarının somut ve ikna edici bir açıklama olmaksızın değerlendirildiği bilirkişi raporları dikkate alınarak sonuca gidildiğini, BTnin geç raporlanmasının hizmet kusuru olduğunu ve tanı koymada gecikildiğinin ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığının açık olduğunu Türkçe olarak kaleme alınan tedavi ret tutanağının davacıyı bağlamayacağı, tutanağın imzalandığı tarihte davacının Türkçe anlama ve okuma kabiliyeti bulunmadığını, el yazısı ile doldurması gereken kısımların, dile hakim ve yetkin olunmaması sebebiyle bir an önce sağlığına kavuşmak isteyen davacı tarafından yanlış ve kötü doldurulduğunu, davacıya kendisine dayatılan ve içeriği hakkında aydınlatılmadığı tedavi ret tutanağının hukuken değerlendirmeye alınamayacağını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davalıların vekalet görevini özenle ifa etme yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, dosya kapsamında alınan raporlar ile hekimin preoperatif hazırlık aşamasında eksiklik olarak değerlendirilen eyleminin ameliyat sonrası komplikasyon gelişimi üzerine ve sonuca etkisinin olmadığının, dosyada mevcut tıbbi belgelerde kayıtlı bulgulara göre olayda ameliyat öncesi sağlık kurulu raporu ve belirtilen tetkiklerin tamamlanmış olması halinde cerrahi müdahale kararının değişmeyeceğinin, kaçak sorununun hazırlayıcısı olarak yorumlanabilecek ve gözden kaçmış bir dahili problemin tespit edilememesi gibi bir sonuca yol açmadığının ve ameliyat sonrası oluşan kaçak komplikasyonu ile de bu değerlendirmelerin yapılamamış olması arasında bir ilişki bulunmadığının, verilen sağlık hizmetinin başından sonuna kadar tıp prensiplerine uygun imkanlar ile yürütüldüğünün, herhangi bir hizmet kusuru veya eksiklik tespit edilmediğinin, BT raporlanana kadar geçen sürede hekimin BT ile ilgili gerekli sözel yorumları alarak kaçak yönetimi ile ilgili gerekli işlemleri başlattığının, gecikmenin süreci ve hekimin uygulamalarını olumsuz etkilemediğinin tespit edilmesi karşısında davalılara yüklenebilecek kusur bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı