Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/832 E., 2025/3153 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/832 E., 2025/3153 K. (29.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/832
Karar No
2025/3153
Karar Tarihi
29.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/832 E. , 2025/3153 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/156 E., 2024/47 K. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Dosya içeriğine göre kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 7.042,90 TL olup, Mahkemenin karar tarihi itibariyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427. maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 20.520,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kendisi ve yetkilisi olduğu şirket adına davalı avukatlara vekâletname verdiğini, bu kapsamda lehtarı bulunduğu 31.07.2006 keşide ve 25.08.2006 ödeme tarihli 40.000,00TL bedelli senedin kambiyo takibi yapılması amacıyla davalılara teslim edildiğini, davalıların senet borçlularına karşı kambiyo takibi başlattıklarını, gereken özenin gösterilmemesi nedeniyle icra takibinde takip alacaklısı olarak müvekkilinin değil temsil ettiği şirketin isminin yazıldığını, bunun üzerine takip borçlularının Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde menfi tespit davası açtıklarını ve borçluların söz konusu icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bu şekilde davalıların özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerini ve müvekkilini zarara uğrattıklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere senet bedeli olan 40.000,00TL maddi tazminatın, senedin vade tarihi olan 25.08.2006 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiş, 04.10.2013 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile dava konusu alacak ...'a temlik edilmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ...; vekâletnamede isminin olmasına rağmen hukukî işlemlerin kendisi değil diğer davalı tarafından yürütüldüğünü, yapılan işlemlerin hiçbirinde imzasının bulunmadığını, davacının diğer davalı tarafından icra takibi sırasında yapılan maddi hatanın düzeltilmesine fırsat vermeyip kendilerini ibra ederek başka avukatlarla çalışmaya başladığını, senedin tahsil kabiliyetinin bulunmadığını, açılan davada talep edilen zarar ile iddia edilen özen eksikliği arasında illiyet bağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ...; icraya konulmak üzere senet kendilerine getirildiğinde, davacının kendi adına asaleten ... Turizm Ltd. Şti.'yi temsilen vekâletname vermesi nedeniyle bilgisayardaki icra-pro programına yükleme yapıldığında alacaklının şirket gibi göründüğünü, takip nedeniyle hacze gidilip borçlunun mallarının haczedildiğini, davacının takipten dolayı zararının oluşmadığını, başka avukata gitmek istediğini belirterek kendilerini ibra edip dosyaları 15.10.2009 tarihinde teslim aldığını, bu tarihe kadar uğradığı bir zararının bulunmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.09.2015 tarihli kararıyla; davalılardan ...'in senetle ilgili işlem yapmadığı, diğer davalı ...'ın ise takip yaparken senet lehtarında hata ettiği, icra takibinin başlatıldığı tarihte üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından senedin kambiyo senetlerine özgü icra takibi yoluyla tahsilinin mümkün olduğu, zamanaşımı süresinin 25.08.2009 tarihinde dolduğu, davacının davalılara güvensizliğini belirterek dosyaları geri istediği ve başka avukatlarla çalışmaya başladığı, borçlu tarafından icra takibinin iptaline ilişkin 28.01.2010 tarihinde açılan menfi tespit davasının 17.02.2011 tarihinde kabul edildiği, davacının bu süre boyunca söz konusu senetten dolayı genel haciz yoluyla icra takibini her zaman yapabileceği hâlde bu girişimlerde bulunmadığı, davalılara yanlışlarını düzeltme imkanı tanımadığı, herhangi bir zararın oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 13.11.2018 tarihli ilamla; davacının zamanaşımına uğrayan senedin kambiyo senetlerine mahsus takip yapılamamasından dolayı herhangi bir zararının oluşup oluşmadığı hususunun araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davacı yararına bozulmuştur. 2.Mahkemenin 06.11.2019 tarihli kararıyla; önceki karar gerekçesinin yanında, senedin zamanaşımına uğramış olmasının kambiyo senedi vasfını kaybettirmeyeceği, senedin ilamsız icra takibine konu edilmesi durumunda dahi alacaklının kambiyo ilişkisi nedeni ile faiz alacağından mahrum kalmayacağı, bu şekilde davacı açısından zararın oluşmadığı gerekçesiyle, direnme kararı verilmiş, kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.12.2022 tarihli ilamıyla; avukat olan davalıların özen borcuna aykırı davranmaları suretiyle senet hamili hususunda hataya düşmeleri ve kısa süre sonra da kambiyo takibine ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi neticesinde davacının sahip olduğu senet yönünden kambiyo takibi hakkını kaybettiği, mevcut bir zarar var ise davalıların bu zarardan sorumlu olacağı, Özel Daire bozma kararında da işaret edildiği üzere öncelikle davalıların özen borcuna aykırı davranışları sonucu meydana gelen durum nedeniyle davacının bir zararının doğup doğmadığının ayrıntılı şekilde araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temlik eden ile davalı avukatlar arasında müvekkil-vekil ilişkisinin azil ya da istifa ile sona erdiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, temlik eden ile davalılar ve dosyadaki diğer avukatlarla arasında yapılmış yazılı bir avukatlık vekalet ücret sözleşmesinin bulunmadığı, avukat olan davalıların özen borcuna aykırı davranmaları suretiyle senet hamili hususunda hataya düşmeleri ve kısa süre sonra da kambiyo takibine ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi neticesinde davacının sahip olduğu senet yönünden kambiyo takibi hakkını kaybettiği, ancak yapılan hacizlerden kambiyo takibine devam edilmesi halinde bile alacağın tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, davaya konu senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı niteliğini koruması dikkate alındığında hala genel haciz yoluyla icra takibi yapılabileceği ve faiz alacağından dahi mahrum kalınmayacağı anlaşılmakla, bu nedenle senet hamili yanlış gösterilerek başlatılan icra takibi nedeniyle davacının zarara uğramadığının anlaşıldığı, davalılar aleyhine açılan ceza davasında davalı ... hakkında beraat kararı verildiği ve davalı ...'in, temlik edeni zarara uğrattığına dair dosyada delil bulunmadığı, ceza davasında temlik edenin vekalet ücreti ödediğine dair belge bulunmaması nedeniyle zararın ispatlanamadığı ancak dava dışı borçlu tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/45 E., 2011/54 K. sayılı dosyasında senet hamilinin yanlış gösterilmesi nedeniyle açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verilerek davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedildiği, bu nedenle temlik edenin zarara uğradığı, zarar ile senet hamilini yanlış gösteren davalı ...'ın eylemi arasında uygun illiyet bağının olduğu, bu talep yönünden bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, ...'e karşı açılan davanın reddine, davalı ...'a karşı açılan davanın kısmen kabulü ile, 7.042,90 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalıların vekil olarak üstlendikleri işi gereği gibi yapmaması, temlik edeni alacağı konusunda mağdur etmeleri nedeniyle alacağı devreden ...'in davalılar ile görüştüğünü ve dosyalarını istediğini, davalılar ise ancak ibraname karşılığında dosyaları vereceklerini belirttiklerinden, ayrıntılı bir şekilde hile ve desise ile ibraname aldıklarını, icra dosyasındaki vekâletnamede ve ibranamede davalı ...'in de imzası bulunduğundan zarardan onun da sorumlu olduğunu, temlik edeninin davalılara güvenini yitirdiğini, kıymetli bir evrağın kambiyo vasfını kaybetmesinin alacaklı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini, davalıların hatalı icra takibi yapmaları nedeniyle senet bedelinin tahsil edilemediğini, bilirkişi raporunda toplam 86.281,21 TL zarar hesabı yapıldığını, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ifade ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı avukatların özen borcuna aykırı davranmaları sonucunda senedin kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibi suretiyle tahsil imkânının kalmaması nedeniyle senet bedeli kadar tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle davalının özen borcuna aykırı davranışı sonucu meydana gelen durum nedeniyle temlik edenin zararı olan; takip borçlusu tarafından Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/45 E., 2011/54 K. sayılı dosyasıyla açılan ve kabulüne karar verilen davadaki davacı aleyhine hükmedilen yargılama giderinden davalının sorumlu tutulmasının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0e1c0fa193d26947 5e92607f6a60915b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı