Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/691 E., 2025/2605 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/691 E., 2025/2605 K. (06.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/691
Karar No
2025/2605
Karar Tarihi
06.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/691 E. , 2025/2605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2138 E., 2024/2318 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/23 E., 2024/225 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı ... S.P.A. (Merkezi İtalya) Türkiye ... Şubesi vekili Avukat ..., davalı ... Ağır San. İnş. ve Taah. A.Ş. vekili Avukat ... ile diğer davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Tic. A.Ş. vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında yapılan 26.12.2013 tarihli sözleşme gereğince davacı avukatın davalıların taraf olduğu ... - ... Metro hattı ihalesine ilişkin ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı aleyhine yürütülen Milletlerarası Tahkim dosyasında vekil olarak yer aldığını, tahkim dosyasının başarı ile sonuçlandığını, davalılar lehine 33.791.730,66 Euro bedelin, ... Büyükşehir Belediye tarafından ödenmesine karar verildiğini, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, 26.12.2013 tarihli sözleşme gereği, davalıların KDV ve stopaj vergileri hariç net olarak 5.068.759,59 Euro ödemeleri gereken vekalet ücretini ödememeleri nedeniyle davalılara 28.12.2021 tarihli ihtar gönderildiğini, ihtarnameye cevap verilmemesi üzerine davalılara karşı İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/17178 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, kısa süre sonra davalıların müvekkilinden uzlaşma talebinde bulunduklarını, tarafların 05.08.2022 tarihinde "İbraname ve Sulh Protokolü " adı altında bir protokol yaptıklarını, davalıların protokol sonrası müvekkiline haricen 1.900.000 Euro ödediklerini, 850.000 Euro bakiye borçlarının kaldığını, müvekkilinin taraflar arasında düzenlenen Sulh protokolü gereği hem İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2019/17178 E. sayılı dosyasından hem vekâletten istifa ettiğini, taraflar arasındaki İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/176 E. sayılı dosyasından feragat edildiğini, Mahkemece, sulh protokolü gereğince davadan feragat edilmesi sebebi ile davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin protokol gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalılara 16 Eylül 2022 tarihli ihtarname keşide edilerek bakiye 850.000 Euro'nun 3 gün içinde ödenmesini aksi halde icra takibi yapılacağının ihbar ve ihtar edildiğini, davalıların ihtarnameye cevap vermediklerini, ihtilafın arabulucuya taşındığını, davalıların ödeme yapmayacaklarını beyan ettiklerini, bunun üzerine alacağın tahsili için davalılar aleyhine icra takibi yapıldığını, davalıların kötü niyetli olarak ve haksız şekilde icra takibine itiraz ettiklerini, alacağın net ve kesin olduğundan alacağın likit olduğunu, davalıların inkâr tazminatına mahkum edilmeleri gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıların %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sözleşmeler gereği şimdilik net (KDV ve stopaj hariç) 850.000 Euro'nun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, alacağa 3095 sayılı kanun gereği faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... Ağır Sanayi İnşaat ve Taahhüt A.Ş. vekili; davacı avukatın vekil sıfatıyla davalı şirketi tahkim dosyasında temsil ettiğini, ancak ortak girişim ortaklarının bilgi ve onayı olmadan İBB aleyhine icra takibi başlattığını, bu durumun ortak girişim ortakları ile İBB arasında ciddi sorunlara sebep olduğunu, hem ihtarname hem dava dilekçesinde davacının vekalet ücretini kısmen tahsil ettiğine yönelik hiçbir beyanda bulunulmadığını, akabinde davacı ve vekillerinin yanıltması sonucu ortak girişim ile davacı arasında 05.08.2022 tarihinde İbraname ve Sulh Protokolünün imzalandığını gönderilen talimatlara rağmen dosyaya yatan paraları müvekkili şirkete yazılı veya sözlü bildirimde bulunulmadan tahsil edildiğini davacıya verilen vekaletnamelerin süreleri dolduktan sonra da tahsil etmeye devam ettiğini, kötü niyetli şekilde hareket edip mesleki görev ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ortak girişim yetkililerini ve müvekkili şirketi kasıtlı bir şekilde aldattığını, ortak girişim yetkililerinin iradesini sakatlayarak protokol imzalanmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, davacı ve vekilleri tarafından dosya kapsamında yüzbinlerce Euro tahsilat yapıldığının protokolün imzasından, davacı ve vekillerinin istifasından sonra vekaletname sunulup dosyayı incelediklerinde anlaşılabildiğini, taraflar arasında imzalanan protokolde yer alan ibranın yasal kriterlerin hiçbirini taşımadığını, ibranın müvekkili şirketi veya ortak girişimi bağlamadığını, aksine davacı ve vekillerinin açıkça ve yazılı talimat verilmesine rağmen talimata uymadığını, müvekkili şirketin ve diğer davalıların ortağı bulunduğu ortak girişimin, davacı ile imzalanan Sulh Protokolüne aykırı hareket etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ortak girişimin davacıya borçlu olmadığını, aksine alacaklı konumunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... İnşaat Sanayi Turizm ve Ticaret A.Ş. vekili; protokol öncesinde davacı tarafından gönderilen ihtarnamede tahsilatlardan bahsedilmediğini, taraflar arasında imzalanan protokolde yer alan ibranın yasal kriterlerin hiçbirini taşımadığını, ibranın müvekkili şirketi veya ortak girişimi bağlamadığını, aksine davacı ve vekillerinin açıkça ve yazılı talimat verilmesine rağmen talimata uymadığını, bilgi ve hesap verme yükümlüğünü yerine getirmediklerini, icra dosyasında yaptığı tahsilatları bildirmediğini, gerçekleri saklayarak yanıltıcı beyanda bulunduğunu, ortak girişim yetkililerini aldatarak ibra hükmü içeren protokol imzalanmasına sebebiyet verdiklerini, müvekkili şirketin ve diğer davalıların ortağı bulunduğu ortak girişimin, davacı ile imzalanan sulh protokolüne aykırı hareket etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ortak girişimin davacıya borçlu olmadığını, aksine alacaklı konumunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... S.P.A (Merkezi İtalya) Türkiye ... Şubesi vekili; davacının, ortak girişim yetkililerini ve müvekkili şirketi kasıtlı bir şekilde aldattığının, ortak girişim yetkililerinin iradesini sakatlayarak protokol imzalanmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığını, ancak protokol içerisinde yer alan ibra maddesine bakıldığında söz konusu tahsilatlara yönelik hiçbir bilginin bulunmadığını, protokol öncesinde davacının ortak girişim ortaklarına açtıkları dava ve öncesinde keşide ettikleri ihtarnamede bu tahsilatlardan bahsedilmediğini, taraflar arasında imzalanan protokolde yer alan ibranın yasal kriterlerin hiçbirini taşımadığını, ibranın müvekkili şirketi veya ortak girişimi bağlamadığını, aksine davacı ve vekillerinin açıkça ve yazılı talimat verilmesine rağmen talimata uymadığını, bilgi ve hesap verme yükümlüğünü yerine getirmediklerini, icra dosyasında yaptığı tahsilatları bildirmediğini, gerçekleri saklayarak yanıltıcı beyanda bulunduğunu, ortak girişim yetkililerini aldatarak ibra hükmü içeren protokol imzalanmasına sebebiyet verdiklerini, müvekkili şirketin ve diğer davalıların ortağı bulunduğu ortak girişimin, davacı ile imzalanan Sulh Protokolüne aykırı hareket etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ortak girişimin davacıya borçlu olmadığını, aksine alacaklı konumunda olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki 26.12.2013 tarihli sözleşme ile davacının danışmanlık ve hukuki yardım konularında davalı ortak girişime hizmet verdiği, bu kapsamda tahkim dosyasını yürüttüğü ve söz konusu dosyayı kesinleştirdiği, sözleşme uyarınca davacı tarafa ödenmesi gereken bedelin taraflar arasında yapılan 05.08.2022 tarihli ibraname ve sulh protokolü başlıklı belge ile belirlendiği, bu kapsamda davacıya kısmi ödemenin yapıldığı, kalan bakiye miktarın ise ödenmemesi nedeniyle takibe konulduğu, davalılar tarafından, davacı ve vekillerinin kendilerine verilen yazılı ve sözlü talimatlara rağmen ortak girişim ve ortaklarının bilgisi ve onayı olmaksızın ortak girişime ait 1.740.370,06 Euro parayı tahsil edip, söz konusu parayı ortak girişime bildirmediği, bu şekilde bahsedilen sulh protokolünün imzalandığı, protokol imzalanırken davacı tarafın tahsil ettiği tutarları bildirmeyip, ortak girişim yetkililerini aldatarak haksız kazanç elde ettiği belirtilerek, davacı aleyhine başlatılan ceza soruşturması ve kovuşturmasına ilişkin ceza dosyasının sonucunun beklenerek belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği belirtilmiş ise de davalıların bu hususa ilişkin iddia ve savunmalarının soyut olduğu, bu yönde somut bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, yapılan tahsilat miktarının protokolde anlaşılan miktarı geçmeyip, davacının halen ödenmeyen bakiye alacağının bulunduğu, bu sebeplerle ceza dosyasının sonucunun beklenmesinin gerekmediği, taraflar arasında yapılan 05.08.2022 tarihli ibraname ve sulh protokolü başlıklı belge ile İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen alacak davasının sulhe dayalı feragat kapsamında feragat nedeniyle reddine karar verilerek kesin hüküm ile kesinleştiği, davalı şirketler ile ortak girişim ve ortakları yönünden ibraname bakımından irade beyanlarının sakata uğratıldığına dair de somut delil elde edilemediği, protokol kapsamında belirlenen ve fakat ödenmeyen bakiye bedelin takibe konmasında usul ve yasaya aykırı herhangi bir yön tespit edilmediği, icra takibine konu alacağın protokolde belirlenen likit bir miktar olduğu, davacı tarafça sehven itirazın iptali ile birlikte takibe konan bedelin tahsilinin de ayrıca talep edildiği, aynı alacak için hem itirazın iptaline hem de alacağa hükmedilmesi hatalı olacağından, tahsil istemi sair talep olarak değerlendirildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıların İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2022/29391 E. sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazlarının, 850.000,00 Euro asıl alacak yönünden iptali ile takibin devamına, 16.503.940,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, sair talepler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, vekalet ücretinin doğru hesaplandığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalılar vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri ayrı ayrı verdikleri temyiz dilekçelerinde; mahkemelerce itirazları ve delilleri değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının verilen talimatlara aykırı davranarak müvekkilleri Şirketlere yazılı veya sözlü bildirimde bulunmadan paralara tahsil ettiğini ve hatta kendisine verilen vekaletnamelerin süreleri dolduktan sonra tahsil etmeye de devam ettiğini, Ortak Girişim yetkililerinin iradesini sakatlayarak protokol imzalanmasına sebebiyet verdiğini, icra dosyası üzerinden yapıldığı çok daha sonradan anlaşılan tahsilatlardan haber ve bilgi sahibi olunmaksızın, davacı ve vekillerinin yanıltması sonucu "İbraname ve Sulh Protokolü" imzalandığını, davacının tahsil ettiği bu tutarları da Ortak Girişime ve Müvekkil Şirketlere bildirmediğini, kötü niyetli bir şekilde hareket edip mesleki görev ve yükümlülüklerini de yerine getirmeyerek Ortak Girişim yetkililerinin iradesini sakatlayarak protokol imzalanmasına sebebiyet verdiğini, İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/198 E. sayılı dosyasında sanık olan davacı ...'in ikrar niteliğinde beyanları da göz önüne alındığında davacının müvekkil şirketi yanıltıcı beyanları ile 05.08.2022 tarihli Sulh Protokolünü imzaladığının açıkça ortaya konduğunu, ibranın usulüne uygun olmaması nedeniyle geçerli olmadığını, kanunun aradığı kriterleri taşımadığını, davacının dava dilekçesinde iki ayrı dava türü olan itirazın iptali ve alacağın tahsilini birlikte talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu yabancı para alacağının karar tarihindeki Türk Lirası kur üzerinden vekalet ücreti, yargılama gideri ve harç hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu, davacı ve vekilleri hakkında dava konusu uyuşmazlık ile ilgili istanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 2024/198 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 05.08.2022 tarihli "ibraname ve Sulh Protokolü" başlıklı belge gereğince ödenmesi gereken bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde itirazın iptaliyle birlikte alacak talebinde bulunmuş ise de 08.06.2023 tarihli celsede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, "davacı tarafça fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydıyla icra dosyasına konu edilen ve 05.08.2022 tarihli Sulh Protokolü kapsamında talep edilen 850.000 Euroluk alacağın tahsili yönünden davalıların herhangi bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı bu sebeplerle itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin istemler ile icra inkar tazminatı taleplerinin koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı" şeklinde belirlendiği ve yargılamanın bu nitelendirmeye uygun olarak devam ettiği görülmüştür. Somut olayda; taraflar arasında 26.12.2013 tarihli "Danışmanlık Hukuki Yardım" başlıklı sözleşmenin imzalandığı, sözleşme uyarınca davalıların taraf olduğu Milletlerarası Tahkim dosyasının davacı avukat tarafından takip edildiği, davacı tarafından vekalet ücretinin tahsili talepli, davalılar aleyhine İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/176 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, dava devam ederken 05.08.2022 tarihli "ibraname ve Sulh Protokolü" başlıklı belgenin düzenlendiği, protokol uyarınca davacıya toplam net 2.750.000 Euro ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı, bu belgenin Mahkemeye sunularak tarafların sulh olduklarını bildirdikleri ve davacının davadan feragat etmesi neticesinde Mahkemece 20.09.2022 tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 309. maddesi gereğince feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve kararın 11.11.2022 tarihinde kanun yollarına başvurulmaksızın kesinleştiği, bu durumda tarafların yapılan bu protokol ile bağlı oldukları, davalıların icra takibine konu alacağı ödediklerine ilişkin dosyada bilgi ve belge yer almadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Yabancı para alacağına ilişkin davalarda hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin tespitinde hüküm altına alınan veya reddedilen yabancı paranın icra takip tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının dikkate alınması gerekmekte olup, karar tarihinde kur üzerinden ilam ve karar harcına ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (4) ve (5) numaralı bentlerinin hükümden çıkartılarak yerlerine (4) bentte " Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 1.127.384,14 TL harçtan, peşin olarak alınan 212.225,15 TL harcın mahsubuna, eksik 915.159,00 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına"; (5) bentte" Karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T. gereğince hesaplanan 478.592,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine," cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı