Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/382 E., 2025/4210 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/382 E., 2025/4210 K. (22.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/382
Karar No
2025/4210
Karar Tarihi
22.09.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2025/382 E. , 2025/4210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1337 E., 2024/3087 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; İstanbul İli, ... İlçesi, 10626 ada 1 parsel nolu taşınmazın 20860/204957 payının 31.12.2020 tarihinde müvekkili tarafından Hazine'den satın alındığını, taşınmazın üzerinde ... Vakfına ait şerh bulunduğunu, satıştan önce davalı Kurumun banka hesabına taviz bedeli ödendiğini, ilgili vakfın gayrı sahih olması nedeniyle bu tahsilatın 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 18. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek; söz konusu taviz bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile iadesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; ödemenin tapuda paydaş olan Hazine adına yapıldığını, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgedeki 1.000 dönüm arsanın ... Vakfından icareteynli ve "mukataalı" olduğunu, evveliyat kayıtlarına itibar edildiğinde taşınmaz üzerindeki vakıf şerhi nedeniyle taviz bedeli tahsilinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli kararıyla; vakfiyeyi ve dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin niteliği ile temessük kayıtlarını inceleyen bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporda icareteynli ve mukataalı tasarruf üstünün ... Vakfının kurulmasından yaklaşık bir asır sonra başlatıldığının ve dava konusu taşınmazın mülkiyetinin devlete değil vakfa ait olduğunun belirtildiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2023 tarihli kararıyla; taşınmazın ... vakfından mukataalı kaydının bulunması, adı geçen vakfa ait tüm taşınmazların vakfın kurulduğu H.911 (M.1505) tarihinden beri Vakıf Mütevellileri, Evkaf Nezareti ve Vakıflar Genel Müdürlüğünce yöneltilmiş olması, ... Vakfının iki mahkemece tescil ve tasdik edilmiş sahih bir vakıf olması nedeniyle, mütevelli bir kuruluş olan Vakıflar İdaresi tarafından söz konusu vakıf adına tahsil edilmiş olan taviz bedelinin 5737 sayılı Kanun'un 18. maddesi gereğince tahsil edilmiş olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosyadaki delillere uygun, hükme ve yargısal denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davanın bir kısım alacağa ilişkin olması nedeniyle nispi olarak harçlandırılan ve red olunan dava değerine nispi olarak hesaplanması gerekirken davalı lehine maktu ücrete karar verilmesi doğru olmadığından davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 11.03.2024 tarihli ilamla; vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığı, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmadan saptanması için; öncelikle tapu kaydına işlenen vakfın, mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerektiği, vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşif yapılmak sureti ile uzman bilirkişiler marifetiyle saptanması gerektiği, derece mahkemelerince raporları hükme esas alınan bilirkişi heyetinde yer alan Dr. ... 'ın vakıf alanında uzman olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığı, hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer tüm belgelerin incelenmesi gerektiği, vakfiye kapsamında, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınması gerektiği ve ilgili tapu kaydı üzerinde bu konuda uzman, içinde üniversitelerin (hukuk fakültelerinin medeni hukuk kürsülerinde görev yapan) öğretim üyeleri ve harita mühendisinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle birlikte mahallinde keşif yapılarak, vakfiye örneği ve tapu kayıtlarının keşif sırasında uygulanması ve akabinde dosyadaki diğer bilgi ve belgeleri değerlendiren bilirkişi raporu alınarak vakıf türünün belirlenmesi gerektiği, çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedelinin ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin çevresinin tümüyle vakfedilmiş olduğu, vakfedilen bu yerlerin vakfedildiği tarihte miri arazi niteliğinde olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında yer alan Eylül 336 (1920) tarihli, Cild: 43, Sahife: 28, Sıra: 117 Sened-i Hakani'den dava konusu taşınmazın evveliyatında tarla niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava konusu taşınmazın eski bir yerleşim mevkiinde olmadığının anlaşıldığı, bu arazinin menşeinin sahih vakıfların bulunduğu kadim köy ya da kasaba içindeki mülk toprak olmadığı, dava konusu taşınmazın miri arazi nev'inden olup bu taşınmazın vakfa tahsisinin gayr-i sahih nitelikte olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde vakıf şerhinin de taviz bedeline tabi olmaksızın terkin edilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın evveliyat kaydında yer alan “mukataa” ibaresinin, dava konusu taşınmazın sahih vakıflardan mukataalı vakıf olduğu sonucunu doğurmayacağı, zira eski hukukumuzda “mukataa” teriminin birincisinin “bedel-i öşür mukataası”, ikincisinin ise sahih vakıflardan mukataalı vakıflardaki mukataa olmak üzere iki anlamda kullanıldığı, dava konusu taşınmazın menşeinin miri arazi niteliğinde olması, Eylül 336 (1920) tarihli, Cild: 43, Sahife: 28, Sıra: 117 Sened-i Hakani'den evveliyatında tarla niteliğinde olduğunun anlaşılması, vakfedilen taşınmazın eski bir yerleşim mevkiinde yer almaması, dosya kapsamında sahih vakıflardan mukataalı vakfın söz konusu olabilmesi için aranan sıkı şekil koşullarının gerçekleştiğini gösteren bir belgenin dava dosyası kapsamında bulunmaması karşısında, dava konusu taşınmazın evveliyat kaydı olduğu anlaşılan Sened-i Hakani'de tahsisatın cinsi ve nev'i kısmında “senevi iki guruş mukataa-yı zeminlüdür” ifadesinin bedel-i öşür mukataası anlamında kullanıldığı ve bu nedenle dava konusu taşınmazın vakfa tahsisinin de gayr-i sahih nitelikte olduğu kanaatine varıldığı, taşınmaz üzerindeki vakıf kaydının gayr-i sahih vakıflardan olduğu, taşınmaz üzerindeki vakıf kaydının 5737 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca taviz bedeline tabi olmaksızın terkin edilmesi gerektiği, davacı tarafça ödenen taviz bedelinin yasal dayanağının bulunmadığından iadesinin gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 623.270,00 TL'nin dava tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; taviz bedelinin Maliye Hazinesine ödendiğini, dava konusu taşınmazdan taviz bedeli tahsilinin hukuka ve yasaya uygun olduğunu, bilirkişi raporunun kabul edilemez olduğunu, raporu sunan bilirkişi heyetinin vakıf hukuku alanında uzmanlığının olmadığını, raporda doktrindeki bazı makalelere atıf yapılarak vakıfların sahih olmadığının belirtilmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu, müvekkili Kurumun aleyhine harca hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tahsil edilen vakıf taviz bedelinin taşınmazın gayri sahih olarak vakfedildiği iddiasıyla istirdatı istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın, uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde incelenmesine ve araştırma yapılarak bozma ilamı sonrasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazın menşeinin miri arazi nev'inden olduğu, bu nedenle taşınmaz üzerindeki vakıf kaydının gayr-i sahih olduğu, taşınmaz üzerindeki vakıf kaydının 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca taviz bedeline tabi olmaksızın terkin edilmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davalı Kurum, 5737 sayılı Kanun'un 7712 maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu halde, bölge Adliye Mahkemesince bu durum gözetilmeden davacı tarafça peişn yatırılan harç ile bakiye karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı ...'nün harca yönelik temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının '' 2- Alınması gereken 42.575,57 TL nisbi karar ve ilam harcından peşin alınan 10.643,90 TL nin mahsubu ile bakiye 31.931,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına'' ve ''3-Davacının yatırdığı 10.643,90 TL harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,'' bentlerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla (2) nolu bent olarak ''2 Davalı Kuruk harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, '' ve (3) nolu bent olarak "3 Davacı tarafından yatırılan 10.643,90 TL harcın talep hâlinde iadesine,'' bentlerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı