3. Hukuk Dairesi 2025/3339 E. , 2025/4408 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/1183 E., 2017/153 K. Mahkemece verilen direnme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme uygun bulunarak, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmekle, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vasisi vekili; davalı Bankanın müvekkilinin annesi ’ya emekli maaşından mahsup edilmek üzere 6.191,03 TL kredi kullandırdığını, ancak kredi sözleşmesi tarihinde ...’un akli dengesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin kız kardeşinin bir şekilde annesini Bankaya götürerek kredi çektirdiğini, ...’nın maaşından kesinti yapılınca durumdan haberdar olunduğunu ve açılan vesayet davasında müvekkilinin vasi tayin edildiğini, kredi kullandırma yaş sınırı altmış beş iken yetmiş altı yaşında kullandırılan kredinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, kredi sözleşmesinin iptali ile maaş kesintilerinin iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Bankanın yetkililerinin kredi kullanımı sırasında ... Şubesine bizzat gelen ve son derece sağlıklı görünen, kendi el yazısıyla ismini yazıp imza atan ... sağlık raporu alma ihtiyacı görmediklerini, bankacılık ilkelerine uygun olan işlem gereğince davacı tarafa 8.000,00 TL’lik ödeme yapıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi hâlinde davacı tarafın sebepsiz zenginleşeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemesinin 30.01.2014 tarihli ve 2012/934 E., 2014/81 K. sayılı kararıyla; kredi sözleşmesinin yapıldığı tarihte kredi kullananın altmış beş yaşın üzerinde olduğu ve okuma yazma bilmediği, sözleşmeye parmak bastığı, bu hâldeyken davalı Banka yetkililerince herhangi bir sağlık raporu alınmadan işlem yapılarak kredi verildiği, alınan rapor ve hastane cevaplarından da ilgilinin uzun süreden beri rahatsız olduğu ve kredi kullandırıldığı sırada akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacının davalı Bankaya 24.05.2010 tarihli kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; kararı süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 29.02.2016 tarihli ve 2014/31794 E., 2016/6075 K. sayılı ilamıyla; davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin “…kısıtlı ... için alınan sağlık kurulu raporu, vasi tayini kararı ve Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin yazı cevabının 24.05.2010 tarihli tüketici kredisi sözleşmesinden sonra alındığı ve kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte hukuki işlem ehliyeti olup olmadığına dair tespitler içermediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, kısıtlı ...'ya ait tüm tıbbi belgelerin getirtilerek, kredi sözleşmesinin yapıldığı 24.05.2010 tarihinde hukuki işlem ehliyeti olup olmadığı yönünde Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle kredi sözleşmesinden sonra alınan sağlık kurulu raporu ve vasi tayini kararına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur. 2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; önceki karar gerekçelerinin yanında, dosyaya sunulan belgelerden davacının uzun süredir rahatsız olduğunun anlaşıldığı, kredi kullandırıldığı anda kredi sözleşmesinin hükümlerini anlayıp yorumlayacak kapasitede olup olmadığı değerlendirilmeden davalı banka çalışanlarının kusuruyla sözleşme yapıldığı gerekçesiyle; direnme kararı verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 2024/(13)3-625 E., 2025/369 K. sayılı ilamıyla; iptali talep edilen kredi sözleşmesini 24.05.2010 tarihinde imzalayan ...’un akli melekelerinin yerinde olmadığını iddia eden oğlunun 09.07.2010 tarihinde Mahkemeye başvurarak annesinin vesayet altına alınmasını istediği, Dr. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin “Alzheimer hastalığı” tanısı ile verdiği “Hukuki ehliyeti tam değildir. Ev dışında kendi işlerini göremez. Yardıma muhtaçtır. Başkalarının emniyetini tehdit etmez. Mahkemece dinlenmesinde fayda yoktur. Vasi tayini uygun olur.” şeklindeki 05.10.2010 tarihli sağlık kurulu raporu üzerine 04.11.2010 tarihinde oğlunun vasi tayin edildiği, yargılama sırasında Nöroloji Kliniğinden alınan 24.10.2013 tarihli cevabi yazıda da hastanın rapor tarihinden ne kadar öncesinden rahatsız olduğunun tespitinin tıbben mümkün olmadığı, hastalığın uzun süreçli olduğunun belirtildiği, her ne kadar imzalanan sözleşmeden sonra vesayet altına alınmış olsa da, dosya içine alınan raporlardan ...’un sözleşme tarihinde ayırt etme kabiliyetini yitirmiş olduğu ve fiil ehliyetine sahip olmadığı, bu hususta yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceği gerekçesiyle; direnme uygun bulunduğundan, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; 24.05.2010 tarihinde kredi sözleşmesini akdettiğinde banka çalışanlarının sağlık raporu sorgulamaması nedeniyle müvekkiline kusur atfedilmesinşn kabul edilemeyeceğini, bir kişinin okuma - yazma bilmemesinin onun akıl sağlığının yerinde olmadığı anlamına gelmediğini, sağlıklı görünen kısıtlı tarafından çekilen, kredinin maaş hesabıyla ilişkilendirildiğini, kredi kullanım tarihi olan 24.05.2010 tarihinde vesayet altında olmayan ...'un 76 yaşında olmasından dolayı kendisine kredi tahsis edilebilmesi için sağlık raporu alınması gerektiğine dair yasal yükümlülük olmadığını, alınan raporlarda kredi kullanımı sırasında akıl sağlığının yerinde olmadığı konusunda bir bilginin yer almadığını, davacının ödediği tutarın davacıya iade edilmesi halinde sebepsiz zenginleşme olacağını, iki tarafa borç yükleyen sözleşme nedeniyle tarafların edimlerini iade etmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kısıtlı ... tarafından imzalanan kredi sözleşmesinin iptali ve maaş kesintilerinin iadesi istemine ilişkindir. 1. Hukuk Genel Kurulunca verilen ilamda da belirtildiği üzere, davacının vesayet altındaki annesi ...'nın çekilen kredi esnasında akıl sağlığının yerinde olmadığı sabit olduğundan davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Dosya kapsamına göre, davacının vesayet altındaki annesi ...'nın sözleşmenin imzalandığı tarihte fiil ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. Sebepsiz zenginleşme kurumunun, sözleşmeden ve haksız fiilden doğan borçlardan en önemli farkı, hiçbir ehliyet koşuluna bağlı olmamasıdır. Sebepsiz zenginleşmeden bir borç doğması için ne fakirleşenin ne de zenginleşenin fiil ehliyetine sahip olması gerekir. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın zenginleşme koşullarının gerçekleşmesi yeterlidir. Ayrıca işlem ehliyeti veya sorumluluk ehliyeti aranmaz. Hak ehliyetine sahip olmak sebepsiz zenginleşme ilişkisinde taraf olmaya yeterlidir. Bu özellik, sebepsiz zenginleşme kurumunun denkleştirici adaleti sağlama işlevinin sonucudur. Burada önem taşıyan sadece haksız değer kaymalarının telafi edilmesidir (Prof. Dr.Turgut Öz, Sebepsiz Zenginleşme, 1990 . İst.). Bu durumda kredi sözleşmesinin imzalandığı sırada borçlunun fiil ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığına göre sözleşmenin geçerli olduğundan söz edilemez. Geçersiz sözleşmelerde ise herkes aldığını geri vermekle yükümlüdür (Dairemizin 09.02.2010 tarihli ve 2010/51 E., 2010/678 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.). O halde Mahkemece; davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77-82 maddelerinde yer alan sebepsiz zenginleşme hükümleri esas alınmak suretiyle araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1ab5d733068d0e9b 836cd7d936e2f766