Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/1670 E., 2025/5221 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1670 E., 2025/5221 K. (04.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1670
Karar No
2025/5221
Karar Tarihi
04.11.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/1670 E. , 2025/5221 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/193 E., 2023/421 K. Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin VIP hava taksi hizmeti sunan bir şirket olduğunu, davalı ile 25.05.2011-24.05.2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere kaptan pilotluk sözleşmesi imzaladığını, davalı pilotun çalıştığı süre boyunca bedeli müvekkili şirket tarafından karşılanmak üzere çeşitli eğitimlere gönderildiğini, davalının hizmet sözleşmesi 24.05.2013 tarihinde sona ermesine rağmen bu tarihten sonra da şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, bu durum karşısında ilgili sözleşmenin 1 yıl süre ile uzadığını, ancak davalının 30.05.2013 tarihinde gönderdiği mesaj ile hizmet sözleşmesini 01.07.2013 tarihi itibari ile feshettiğini bildirdiğini, yapılan feshin tek taraflı ve haksız fesih olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sözleşmenin (6.) ve (13.) maddeleri gereği erken fesih nedeniyle 18.750,00 USD eğitim masrafı ile 90 günlük ücreti tutarında cezai şart bedeli olan 12.000,00 USD toplamı olan 30.750,00 USD'nin fili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; talep edilen cezai şart bedellerinin fahiş olduğunu, sözleşme süresinin 24.05.2013 tarihinde dolmasına rağmen yerine pilot tahsis edilmediğinden 30.06.2013 tarihine kadar görev yaptığını, bu tarihten sonra sözleşmenin zaten kendiliğinden süresi dolduğundan tamamlandığını, sözleşmenin (6.) maddesi gereğince cezai şart talep edilmesinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.09.2014 tarihli kararıyla; sözleşmenin geçerli olduğu dönemde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu, taraflar sessiz kaldığından sözleşmenin 1 yıl süre ile uzadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 18.750,00 USD'nin 01.10.2013 tarihinden, 5.383,33 USD'nin 01.07.2013 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihindeki ... Bankası döviz satış kuru üzerinden dövize uygulanan yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

IV. TEMYİZ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 08.06.2017 tarihli ilamıyla, sözleşme süresinin 24.05.2013 tarihinde sona erdiği, bu sona ermenin 01.07.2012 tarihli 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleştiği, davalının süre bitimine rağmen davacı şirkette çalışmaya devam ettiği, bu durumda tarafların örtülü iradesi ile taraflar arasındaki ilişkinin belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü, hal böyle olunca, Mahkemece taraflar arasındaki yeni ilişkinin sözlü ve belirsiz süreli sözleşme olduğu gözetilerek anılan Kanun hükümleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki ilişkinin 24.05.2013 tarihinden itibaren belirsiz süreli ve sözlü sözleşme olduğu gözetilerek 6098 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirme yapıldığında; süresi sona eren davaya konu sözleşmenin hiçbir maddesinin geçerliliğinin kalmadığı, davacının eğitim masraflarını talep hakkının cezai şart kapsamında olduğu cezai şartın ancak sözleşmede her iki taraf için de konulması halinde geçerli olduğu, ancak dosyada taraflar arasında belirli süreli sözleşmenin sona ermesinden sonra yazılı bir sözleşmenin yapılmadığı, belirli süreli sözleşmenin sona ermesi için fesih ihbarına gerek bulunmaması nedeniyle davalının 01.07.2013 tarihli bildiriminin fesih ihbarı süresi kapsamında kaldığı, son bulan belirli süreli yazılı sözleşmeye dayanarak davacı tarafın istemde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairenin 17.12.2024 tarihli ilamıyla; Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesine, bozmaya uyulmakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; uyuşmazlığa 818 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, hizmet sözleşmesinde uzama ihtimalini kapsayan düzenlemeler olmasının sözleşmenin süre sonunda kesin olarak sona ereceği savunmasının dayanaksız olduğunu gösterdiğini, 818 sayılı Kanun'un 339. maddesine göre sona erme tarihinde her iki tarafın sessiz kaldığı belirli süreli sözleşmenin bir yıldan fazla olmamak üzere uzadığını, tarafların sözleşmenin sona erme tarihi gelmesine rağmen sessiz kalarak çalışmaya devam ettiklerini, müvekkilinin sözleşmenin sona erme tarihi 24.05.2013 olmasına rağmen davalıyı 08.04.2013 tarihinde yüksek maliyetli eğitime gönderdiğini, tarafların 1,5 ay sonra sona erecek bir sözleşme için bu şekilde maliyetli bir eğitim işine girmelerinin mümkün olmadığını, bu durum dahi taraf iradelerinin sözleşme uzayacağı yönünde olduğunu gösterdiğini, bozma ilamı sonrası alınan her iki bilirkişi raporunda da müvekkili şirketin cezai şart ve erken fesih tazminatı talep edilebileceğinin belirtildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan eğitim gideri ile cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesine, bozmaya uyulmakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre; davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı karar düzeltme harcının mahallinde alınmasına ve para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2018b34bd2bca792 db7e94e70c7e270a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı