Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/1652 E., 2025/2505 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1652 E., 2025/2505 K. (30.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1652
Karar No
2025/2505
Karar Tarihi
30.04.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2025/1652 E. , 2025/2505 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/437 E., 2024/105 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin malik ve hissedarı olduğu Sultanbeyli ilçesi hudutları dahilinde bulunan gayrimenkullerini satmak üzere davalıya 27.01.2015 tarihli vekaletname verdiğini, davalının bu vekaleti aldığını ve hesabına bir miktar para gönderdiğini ancak daha sonra hiçbir bilgi vermediğini, 04.02.2015 tarihinde davalıya ihtarname gönderildiğini ve yaptığı işlerin hesabının istendiğini ancak davalının 4 adet parseli satın almak üzere anlaştıklarını, o gün için sağlık raporu halledilemediğinden tapuda işlem yapılamadığını, bu nedenle satış vekaleti aldığını iddia ederek yaptığı işlerin hesabını vermediğini, bu beyan gerçek dışı olup vekalet için aynı gün rapor alınıp işlem yapılabildiğine göre tapu için de aynı şekilde rapor alınıp işlem yapılabileceğini, davalının taşınmazları satarak bedeli aldığına dair yazılı belge verdiğini iddia ettiğini ancak böyle bir belgenin verilmediğini, netice itibariyle banka hesabından gönderilen para dışında başkaca hiçbir bedel alınmadığını ve davalının vekaleten yaptığı işlemlerden haberdar edilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davadaki aynı nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8.000.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili; davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını, vekaleten hareket ettiğini iddia etse de taraflar arasındaki asıl ilişkinin vekalet ilişkisi olmayıp alım satım ilişkisi olduğunu, davaya konu edilen ve davacıdan satın alınan taşınmazların, yüzlerce hissedarı bulunduğunu, çok büyük parsellerden oluştuğunu, hissedar sayısının fazla olması ve bir takım mülkiyet sorunlarından dolayı tapuda yapılan işlemlerin çoğu zaman aynı gün halledilemediğini ve davacının yaşı itibariyle günlük sağlık kurulu raporu gerektiğinden davacının, tapuya bizzat gelmek yerine taşınmazların bedelini alıp, vekalet vermeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de davacının ilerlemiş yaşı, verilen sağlık kurulu raporunun günlük olması ve işlemlerin bir günde bitmeyeceğini öngörerek teklifi kabul ettiğini ve taşınmazlara ilişkin bedeli davacının hesabının bulunduğu Türk Ekonomi Bankası Bostancı E5 şubesinde bizzat davacıya elden teslim edilerek akabinde vekaletin alındığını, daha sonra üçüncü bir alıcı bulunarak taşınmazın davacı üzerinden üçüncü şahsa devredildiğini, taraflar arasındaki asıl ilişki satış olduğundan ve davacı taraf belirtilen amaçlarla vekalet verdiğinden maddi olgular yönüyle tanık dinletmek istediğini, tapuda görünüşteki işlem açısından vekil olsa da, asıl hukuki ilişkide vekil sıfatı bulunmadığını, bu yönüyle de davacıya karşı hesap verme, aldıklarını iade etme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, davacının vekalet vermesindeki amacın vekil sıfatıyla hareket ederek taşınmazları davacının nam ve hesabına başkasına satışı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; asıl davadaki cevapları yanında, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesinden kaynaklandığı varsayılsa dahi satış yapıldığı tarih itibariyle davacının hissedar bulunduğu parsellerin değerinin resmi senette belirtilenden çok daha düşük olduğunu, o tarihte taşınmazları hissedarlarından satın alan alıcının Bakanlar Kurulu'nun 06.10.2011 tarih ve 2011/2266 sayılı kararı ile İstanbul İli, Sultanbeyli İlçesinde yapılan iyileştirme, yenileme ve dönüşüm planı çerçevesinde yapılacak trampa işlemlerinden dolayı taşınmazların değerlerini yüksek göstermek istediğini, davacının iddiasının aksine gerçek satım bedelinin davacı asile bizzat ödendiğini, resmi senette yazılan miktarın taşınmazların gerçek değerlerinden çok fazla olduğunu, bu yönüyle taşınmazların değeri açısından keşif yapılması talepleri de olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen, 24.05.2022 tarihli kararla; banka kaydı ve taraf beyanları itibariyle davalının davacıya 27.01.2015 tarihinde 3.353.000,00 TL ödeme yaptığının ihtilafsız olduğu, benimsenen rapor içeriğindeki olması gereken gerçek bedellerin toplamı ile davalı tarafından davacıya gönderilen bedelin yakın olduğu, satış bedelinin satışlardan evvel davacıya gönderildiği, taşınmazların satış bedelinin ödendiğine ilişkin banka kaydının davalı lehine yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirildiği, bu kabul kapsamında davalı tanıklarının dinlenmesine karar verildiği, taşınmazların bulunduğu Sultanbeyli İlçesinin sosyal ve ekonomik yapısı, taşınmazların imar uygulaması görmeksizin satışının yapılması, dosyada mevcut benzer mahiyetteki satış senet örnekleri dikkate alındığında, bölgede taşınmaz satışına aracılık eden tanıkların, davaya konu olayın ne şekilde gerçekleştiğine yönelik beyanlarına itibar edildiği, taşınmazların satışından evvel davacıya gönderilen satış bedelinin, taşınmazların gerçek satış bedelinin ödenmesi amacıyla gönderildiği sabit görüldüğü, bu kapsamda davalı vekilin, hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 07.11.2022 tarihli ilamla; "...Davacıya vekaletnamenin düzenlendiği gün ödeme yapılmış olmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 202. maddesinde yer alan koşulları taşımadığı, delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, bu hususta tanık dinlenemeyeceği, taraflar arasında noterde düzenlenmiş vekaletname bulunduğu, davalının taşınmazları vekil sıfatıyla 3. kişilere devrettiği ve müvekkiline hesap verme yükümlülüğü bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, Mahkemece yanılgılı gerekçeyle taraflar arasındaki ilişkinin satış ilişkisi olduğunun kabul edilmesi ve bu şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu ve yine tapudaki işlemin tarafı davalı vekil ve parselleri satın alan dava dışı 3. kişiler olduğu, kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağı, davacının talebi doğrultusunda müvekkili lehine hareket etmekle yükümlü olan davalı vekilin tapuda gösterilen bedeli müvekkiline iade etmekle yükümlü olduğu gözetilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir." gerekçesiyle karar bozulmuş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 10.04.2023 tarihli ilamla; asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yemin deliline yönelik karar düzeltme talebinin kabulü ile bozma ilamına "davalı tarafın yemin deliline dayandığı ve davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılması gerektiği," hususunun ilave edilmesi suretiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulmasına karar verilen bozma ilamı kapsamında yemin delili hatırlatılan davalı tarafça yemin deliline dayanıldığı, davacı asilin alınan yeminli beyanında, davalıdan herhangi bir alacağı olmadığını beyan ettiği, kesin delil niteliğindeki yeminli beyan itibariyle, davacının davalıdan davaya konu ihtilaf kapsamında herhangi bir alacağı olmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karar, asıl ve birleşen davada dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dahili davacılar vekili; taraf yeminine dayanan davalının yemin metnini hazırlayarak Mahkemeye sunması gerektiği halde yemin metninin Mahkeme tarafından hazırlandığını, bilirkişi raporunun denetime uygun olmadığını, yetersiz olduğunu, muvazaa değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un "Yemine Davet" başlıklı 228. maddesinde," (1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. (2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır. " hükmü mevcut olup, tüm bu bilgiler ışığında temyiz konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, yemine davetin kanundaki düzenlemeye uygun olduğu anlaşıldığından, usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fd6f77fc50698fb0 c7eab529425384a3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı