Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1414 E., 2025/4552 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1414 E., 2025/4552 K. (06.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1414
Karar No
2025/4552
Karar Tarihi
06.10.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/1414 E. , 2025/4552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1079 E., 2025/132 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/453 E., 2023/59 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı hastanede, davalı doktora 20.09.2016 tarihinde kulak akıntısı şikayeti ile başvurduğunu, davalı doktorun ameliyatın gerekli olduğunu söylemesi üzerine müvekkilinin 25.10.2016 tarihinde ameliyat olduğunu, ameliyattan 1 gün sonra müvekkilinin yüzünün sol tarafını hissetmediğini, davalı doktorun bu durumun geçici olduğunu söylemesine rağmen 1 hafta boyunca düzelmediğini, başka bir hastanede yapılan muayene sonucunda yüz sinirlerinin zarar gördüğünün, sinir duvarının kesildiğinin, bu nedenle felç olduğunun ve bu durumun kalıcı olduğunun tespit edildiğini, durumun düzelmemesi üzerine yeniden müracaatında davalı doktorun, müvekkiline her türlü tedavi için yardımcı olacağına dair yazı verdiğini, ancak şikayetlerinin geçmediğini belirterek, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 500.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, 04.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 486.271,543 TL'ye çıkartmıştır.

II. CEVAP 1.Davalı Şirket vekili; davacının ameliyatında müvekkili Şirketin ya da ameliyatı yapan hekimin herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının yaklaşık 25 senedir sol kronik otitis media hastası olduğunu, davacının dava konusu ameliyattan 6-7 yıl önce başka bir hastanede ameliyat olduğunu, ikinci ameliyat için müvekkili hastaneye başvurduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... usulüne uygun tebliğe rağmen süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan heyet raporlarında davacıda meydana gelen yüz felcinin komplikasyon olduğu, davacının gelişebilecek komplikasyonlarla ilgili bilgilendirildiği, ancak davalı hekimin komplikasyonun yönetiminde ve komplikasyona müdahalede ihmalinin bulunduğu, yüz felci ile ameliyat arasında illiyet bağının bulunduğu, davacıda meydana gelen komplikasyonun yönetiminde davalı hekimin ihmalinin ve kusurunun bulunduğu, hesap bilirkişisi raporuna göre, işgücü kaybına uğrayan davacının kalıcı maluliyet tazminatının 486.271,543 TL olduğu, davacının olayda kusurunun bulunmaması, maluliyet oranı, olay tarihi itibariyle yaşı, davalı doktorun kusuru, tarafların maddi durumları, ekonomik ve sosyal koşulları,olayın meydana geldiği tarihteki paranın alım gücü dikkate alınıp zenginleşmeye de sebep verilmeyecek şekilde manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle, 486.271,543 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın 25.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınan davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; özellikle kulak ve parotis bezine yönelik cerrahi girişimler sonrası komplikasyon olarak somut olayda ortaya çıkan durumun gerçekleşebileceği, komplikasyonların hekim hatası kapsamında olmadığı, ancak operasyonu yapan hekimin gelişebilecek komplikasyonlar yönünden hastayı takip ve kontrol etmesi, komplikasyon gelişmesi durumunda komplikasyona müdahale etmesi, takip ve tedavi etmesi, hastayı konu hakkında bilgilendirmesi gerektiği, davacının ameliyat sonrası gelişen komplikasyon hakkında bilgilendirildiğinin ve cerrahi tedavi önerisinde bulunulduğunun tıbbi belgelerle kanıtlanamadığı, davacıya anti-ödem tedavi düzenlendiği ancak Fasiyal sinir paralizi tanısının operasyon yapan hekim tarafından konulmadığı, komplikasyon yönetimi basamağında ihmal bulunduğu, 10.12.20 20... .11.2021 tarihli bilirkişi kurul raporlarının bu kanaat doğrultusunda birbirini destekler mahiyette olduğu, davalı doktorun davacıya uygulamış olduğu tedavi sürecinde kusurlu olduğu, davalı hastanenin de istihdam eden sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince takdir olunan manevi tazminatın makul olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili;davacının 25 yıllık sol kronik otitis media hastası olduğunu, başka bir sağlık kuruluşunda, aynı bölgeden, 7 yıl önce başarısız bir ameliyat geçirmiş olduğunu, müvekkili doktorun olumlu sonuç garanti etmediğini, ameliyat öncesi davacıya uygulanan tanı ve endikasyonda müvekkili doktorun kusuru bulunmadığını, ameliyat öncesi davacının ameliyat için aydınlatıldığı ve dava konusu "yüz siniri felci" nin komplikasyon olarak meydana gelebileceğinin onamda belirtildiğini, ameliyat sırasında uygulanan tekniklerin tıp bilimine uygun olduğunu, ameliyat sonrası müvekkili hekim ile hastanın iletişiminin devam ettiği, taburcu olduktan sonra hastanın, tekrar müvekkili hekime başvurduğunu, komplikasyon ve tedavisi sürecinde müvekkili hekimden hizmet alındığını, davacının, müvekkili hekimin tavsiyesiyle fizik tedavi aldığını, kısmi iyileşme belirtilerine rağmen daha sonra kimyasal gazlı bir işte çalışmaya başladığını, bu sebeple davacının durumunun tekrar kötüye gitmeye başladığını, davacının ikinci fizik tedavi sürecinin davalı hekim tarafından karşılandığını, sinir sistemine uygulanan başka bir hastalığının olup olmadığı hususunun değerlendirilmediğini, Komplikasyon yönetimi için hastanın aydınlatılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, hastanın daha önceden başka hekim tarafından aydınlatıldığı hallerde kural olarak yazılı ayrı bir onama gerek olmadığını, komplikasyonun tanı ve tedavisinin usule uygun yürütüldüğünü, müvekkili hekimin iddia edilen kusurunun oransal olarak karşılığına dair ise dosya arasında hiç bir tespit yer almadığını, teknik raporlarda müvekkili hekimin kusuru için oransal bir karşılık belirtilmemesine rağmen, aktüerya raporunda müvekkili hekimin %100 kusurlu kabul edilerek rapor tanzim edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, raporda illiyet bağının değerlendirilmediğini, olayda müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, tazminat miktarının zenginleşme vasıtası olacak derecede fahiş olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı ... vekili; davacının 25 yıllık sol kronik otitis media hastası olup bu rahatsızlığı olduğunu, başka bir sağlık kuruluşunda, aynı bölgeden, 7 yıl önce başarısız bir ameliyat geçirmiş olduğunu, davalı doktorun olumlu sonuç garanti etmediğini, ameliyat öncesi davacıya uygulanan tanı ve endikasyonda davalı hekimin kusuru bulunmadığını, ameliyat öncesi davacının ameliyat için aydınlatıldığı ve dava konusu "yüz siniri felci" nin komplikasyon olarak meydana gelebileceğinin onamda belirtildiğini, ameliyat sırasında uygulanan tekniklerin tıp bilimine uygun olduğunu, ameliyat sonrası davalı hekim ile hastanın iletişiminin devam ettiği, taburcu olduktan sonra hastanın, tekrar davalı hekime başvurduğunu, komplikasyon ve tedavisi sürecinde davalı hekimden hizmet alındığını, davacının, davalı hekimin tavsiyesiyle fizik tedavi aldığını, kısmi iyileşme belirtilerine rağmen daha sonra kimyasal gazlı bir işte çalışmaya başladığını, bu sebeple davacının durumunun tekrar kötüye gitmeye başladığını, davacının ikinci fizik tedavi sürecinin davalı hekim tarafından karşılandığını, sinir sistemine uygulanan başka bir hastalığının olup olmadığı hususunun değerlendirilmediğini, Komplikasyon yönetimi için hastanın aydınlatılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, hastanın daha önceden başka hekim tarafından aydınlatıldığı hallerde kural olarak yazılı ayrı bir onama gerek olmadığını, komplikasyonun tanı ve tedavisinin usule uygun yürütüldüğünü, davalı hekimin iddia edilen kusurunun oransal olarak karşılığına dair ise dosya arasında hiç bir tespit yer almadığını, teknik raporlarda davalı hekimin kusuru için oransal bir karşılık belirtilmemesine rağmen, aktüerya raporunda davalı hekimin %100 kusurlu kabul edilerek rapor tanzim edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, raporda illiyet bağının değerlendirilmediğini, olayda müvekkili Şirkete kusur atfedilemeyeceğini, tazminat miktarının zenginleşme vasıtası olacak derecede fahiş olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklı özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle alınan ATK ve bilirkişi heyet raporlarında, somut olayda ameliyat sonrası gelişen durumun, kulak ve parotis bezine yönelik cerrahi girişimler sonrası komplikasyon olarak gerçekleşebildiği, bu komplikasyonlar konusunda davacının bilgilendirildiği ve yazılı onayının alındığı, komplikasyonların hekim hatası kapsamında olmadığı, ancak operasyonu yapan hekimin gelişebilecek komplikasyonlar yönünden sonrasında hastayı takip ve kontrol etmesi, komplikasyon gelişmesi durumunda komplikasyona müdahale etmesi, hastayı konu hakkında bilgilendirmesi gerektiği, somut olayda davalı doktor tarafından davacının ameliyat sonrası gelişen komplikasyon hakkında bilgilendirildiğinin ve cerrahi tedavi önerisinde bulunulduğunun tıbbi belgelerle kanıtlanamadığı, davacıya anti-ödem tedavi düzenlendiği, ancak yüz felci olarak bilinen fasiyal sinir paralizi tanısının operasyon yapan hekim tarafından konulmadığı, komplikasyon yönetimi basamağında ihmal bulunduğu, davalı doktorun davacıya uygulamış olduğu tedavide kusurlu olduğu, davalı hastanenin de istihdam eden sıfatı ile sorumluluğunun bulunduğu, davacının davalı doktor tarafından yapılan ameliyat sebebiyle %15 işgücü kaybına uğradığı, takdir edilen manevi tazminat miktarının makul olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı