3. Hukuk Dairesi 2024/4370 E. , 2025/3379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/647 E., 2024/1501 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/467 E., 2021/260 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'ın hem kendi adına asaleten hem de yetkilisi ve ortağı olduğu şirketlere ilişkin olmak üzere 2010 yılında davalı avukat ile vekalet ilişkisi kurduğunu ve 01.07.2010 tarihinde taraflar arasında Hukuk Müşavirliği sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilleri ile davalı avukat arasında kurulan son vekâlet ilişkisinin 16.06.2016 tarihli güncellenmiş vekâletnameye dayandığını, 2018/9131 E. sayılı dosyasında; davalı avukat tarafından dava dışı dosya borçlusu adına kayıtlı araç üzerine 22.07.2014 tarihinde haciz işlendiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu dosyanın 34. sıraya işlendiğini, davalı avukat tarafından dosyanın takip edilmemesi üzerine haciz yenilenmediğinden ve dosya işlemden kaldırıldığından 34. sırada yer alan haczin düştüğünü, davalı avukat tarafından dosya borçlusunun bankalarda yer alması muhtemel varlıklarına haciz konulmasına ilişkin İ.İ.K'nun 89/1 maddesi uyarınca üçüncü şahıslardaki alacakların haczine ilişkin de herhangi bir işlem yapılmayıp müvekkilinin muhtemel alacağını tahsil etme imkânının ortadan kalktığını, buna ek olarak davalı avukatın işlem yapılmadığı tarihler arasında dosya borçlusunun sahip olması muhtemel varlıklarına haciz konulmasına ilişkin herhangi bir işlem yapmadığını ve müvekkilinin muhtemel alacağını tahsil etme imkânının ortadan kalktığını, dosyanın yenilenmesi işleminden hemen sonra ilgili araca 14.05.2018 tarihinde yeniden haciz tesis edildiğini, müvekkilinin alacaklı olduğu dosyanın bu kez 360. haciz sırasına işlendiğini, müvekkilinin ilgili aracın satışından elde etmesi mümkün olacak tahsilatın davalı avukatın ilgili dosyayı takip etmemesi üzerine haczin düşmesi sebebiyle imkânsız hale geldiğini ve müvekkilinin açık ve somut bir şekilde maddi zarara uğradığını, 2018/26237 E. sayılı icra dosyasında, davalı avukat tarafından dosya borçlusu adına kayıtlı olan şirket hisseleri üzerine 28.02.2014 tarihinde haciz şerhi işlendiğini, çeşitli bankalara haciz ihbarnamesi gönderilip borçlunun adresinde fiili haciz tatbik edildiğini, davalı avukat tarafından gerçekleştirilen borçlu adına kayıtlı hisselere haciz işlenmesinden sonra hisselerin satışı için herhangi bir işlem yapılmadığı gibi ilgili haczin düştüğünü, bu doğrultuda fiili haciz sırasında haczedilen mallar hakkında herhangi bir satış işlemi yapılmadığını, müvekkilinin alacaklarını tahsil etmek amacıyla vekili olan davalıya bu icra dosyalarını takip etmesini istediğini , ancak davalı avukat tarafından vekillik görevinin özen yükümlülüğü çerçevesinde yerine getirilmediğini, bu nedenle müvekkilinin elde etmesi muhtemel alacağını tahsil edemediği açık olup maddi zarara uğradığını, 2015/31007 E. sayılı icra dosyasında, dosya borçlusu tarafından borca itiraz edildiğini, davalı avukatın ise itirazın iptali için 1 yıl içerisinde itirazın iptali davası açması gerekirken bu süreyi kaçırdığını ve müvekkilinin alacağına ulaşma ihtimalinin ortadan kalkmasına sebebiyet verdiği gibi, dosya masrafı ile harçlarının da kaybolmasına yol açtığını, davalının süresinde itirazın iptali davası açmaması sebebiyle müvekkilin maddi zarara uğradığını, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/54 E. sayılı dosyasında, davalı avukat tarafından müvekkillerinden ... Şirketi ile arasında bulunan vekâlet ilişkisine istinaden takip edilen bu dosyada davalı avukatın dosyaya cevap dilekçesi sunmak haricinde hiçbir işlem yapmadığını, bilirkişi raporuna beyanda bulunmadığı gibi dosyanın tüm duruşmalarına mazeret dilekçesi gönderdiğini, sonuç olarak taşınmazın üzerlerindeki muhdesatlar ve şerhlerle birlikte açık artırma suretiyle satılarak ortaklığın giderilmesine karar verildiği halde bu kararın davalı avukat tarafından istinaf edilmediğini, müvekkilinin davalı avukatın özen yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle maddi zarara uğradığını, 2017/24983 E. sayılı dosyasında, dosya borçlusuna ödeme emri tebliğ edilemediğinden bahisle herhangi bir işlem yapılmadığını, ancak, dosyanın ilgili icra müdürlüğünde fiilen incelenmesi sırasında, dosya borçlusuna tebligatın yapıldığı ve takibin aslında kesinleştiğinin görüldüğünü, fakat borçlu adına yapılan sorgulamada herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığını, davalı avukatın işlem yapılmadığı tarihler arasında dosya borçlusunun sahip olması muhtemel varlıklarına haciz konulmasına ilişkin herhangi bir işlem yapmadığını ve müvekkilinin muhtemel alacağını tahsil etme imkanının ortadan kalktığını, İcra Ceza Mahkemesi’nin 2017/225 E. sayılı dosyasında, Mahkeme kararının müvekkilinin menfaati açısından lehe olmasına rağmen, 02.12.2014 tarihli duruşmada müvekkilinin menfaatleri aleyhine olarak “Yargıtay bozma kararına uyulsun” şeklinde beyanda bulunduğunu, müvekkilinin menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle görevini ifa etmediğini, aleyhine bir durumu kabul ederek müvekkilini zarara uğrattığını, İdare Mahkemesi’nin 2015/268 E. sayılı dosyasında, davalı avukat tarafından müvekkilinin menfaatleri lehine olan Yürütmenin Durdurulması kararı talep edildiğini, Mahkemece 03.12.2015 tarihinde Yürütmenin durdurulması talebinin reddedildiğini, 08.12.2015 tarihinde davalıya bu kararın tebliğ edildiğini, davalı avukatın ise 7 gün içerisinde Yürütmenin Durdurulması Talebinin Reddi kararına itiraz etmediğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, bu nedenlerle taraflar arasındaki vekâlet ilişkisinin 07.04.2018 tarihinde sona erdiğini, davalı avukatın takibinde bulunan tüm dosyalara bu tarih itibariyle istifa dilekçesi sunduğunu, davalı avukat tarafından takip edilen ve müvekkillerine ait olan dosyaların 19.04.2018 tarihinde teslim alındığını, davalı hakkında vekalet sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 1 yıllık yasal süresi içinde eldeki davayı açtıklarını, müvekkillerinden ...'ın diğer müvekkili şirketlerin yetkilisi olduğunu, yaşanan olaylar nedeniyle müvekkilinin manevi olarak da derinden sarsıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 50.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, müvekkillerinden ... için 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı; davacılar ile vekalet ilişkilerinin başlangıcından sona ermesine kadar ve sona ermesinden sonra da gerek mesleki gerek hukuki yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirildiğini, bu kapsamda davacılara gerek dava gerekse danışmanlık hizmetlerinin her türlü özen yükümlülüğü yerine getirilerek yapılan işlemlerin hem öncesinde hem de sonrasında toplantılar, telefon görüşmeleri, e-posta ve hatta gerektiğinde ... yazışmaları ve ... görüşmeleri ile bilgilendirmeler yapılarak sürdürüldüğünü, davacıların da bu süre zarfında memnuniyetlerini defalarca dile getirdiğini ve vekalet ilişkisinin sorunsuz şekilde yıllarca sürdüğünü, vekalet ilişkisinin davacıların 2018 yılında avukatlık ücretlerini ödemek istememeleri nedeniyle bizzat davacıların talebiyle sona erdiğini, 2018 yılı itibariyle söz konusu şirket ve şahısların iş yükü artmışken öncesinde kendisi ile hiçbir görüşme ve istişare yapılmadan davacı şirket çalışanı tarafından 21.03.2018 tarihinde gönderilen e-mail ile "Tarafımıza 2018 yılı için kesmiş olduğunuz makbuzların fiyat artışı ile ilgili mutabık kalınmamasından dolayı geçen yılı baz alarak aradaki fark fatura edilecektir. Ayrıca Mart ayı için düzenlenen makbuzunda düzeltilmesi için tarafınıza faturalarla birlikte gönderilecektir" şeklinde tek taraflı karar verilip talimat niteliğinde bir bildirim yapıldığını, söz konusu bildirim üzerine davacıların iş yükünü ortaya çıkaran bir çalışma yapılarak davacılara ofisince harcanan emek ve mesai karşısında indirim yapılmasının mümkün olmadığı bildirildiğinde ise dosyalardan istifa etmesinin talep edildiğini, 20.04.2016 tarihinde şirketin yeni avukatlarına imza karşılığı dosyaların fiziki olarak teslim edildiğini, sonlandırılan vekalet ilişkisine ilişkin davacıların avukatlık ücret borçlarını ödemediklerini, bu hususta yapılan bildirime ise olumlu veya olumsuz dönüş yapılmadığını, davacılar ile dava dışı ... ve ... arasındaki sözleşmesel ilişkide tarafların tahkim şartı koyduğunu ve kendisinin de hakem olarak atandığını, davacılardan ... tarafından hakemlikten çekilmesinin istendiğini, bu talep kabul edilmeyince hakemin reddine gerekçe yaratabilmek amacı ile bu davayı açtıklarını, vekalet ilişkisi süresince davalıların hem kişisel hemde şirket işlerinin özenle takip edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'ın hem kendi adına asaleten hem de yetkilisi ve ortağı olduğu şirketlere ilişkin olmak üzere 2010 yılında davalı avukat ile 01.07.2010 tarihinde Hukuk Müşavirliği sözleşmesi düzenlediği, taraflar arasındaki vekâlet ilişkisinin 07.04.2018 tarihinde sona erdiği, davalı avukatın takibinde bulunan tüm dosyalara bu tarih itibariyle istifa dilekçesi sunduğu, davalı avukat tarafından takip edilen dosyaların 19.04.2018 tarihinde teslim alınmış olup avukatın özen yükümlülüğü yönünden yapılan incelemede 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 34.maddesinde avukatın özen yükümlülüğünün düzenlendiği, vekilin, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğunda olduğu, somut olayda davalı avukatın, taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin sonlanmasından önce düzenli olarak ve her talep edildiğinde hukuki takibinde olan dava ve icra takiplerine ilişkin olarak (10.5.2015, 02.05.2016, 10.08.2017, 02,10,2017, tarihlerinde) elektronik posta yolu ile müvekkillerine bilgi verdiği, davalar hakkında hukuki görüşünü bildirdiği, davalı avukatın, özen yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilen dosyaların ayrıntılı olarak incelenmesinde davalı avukatın davacı adına takip ettiği dava ve icra dosyaları nedeniyle herhangi bir ihmali davranışına rastlanılmadığı, davacının, davalı avukatın hukuki takibinde olan işlemlerden dolayı uğradığı herhangi bir zarar tespit edilmediği, davacı ...'ın alacaklı olduğu ve davalı avukat tarafından başlatılan 2017/24984 E. sayılı icra dosyasının, 20.04.2018 tarihli teslim tutanağı ile teslim edilen dosyalardan olduğu, dosyanın teslimi ile davalı avukatın artık vekalet ücretine hak kazandığı, icra müdürlüğü tarafından 25.04.2018 tarihinde tahsil edilen toplam 3,272,67 TL'nin davalı avukat hesabına yatırıldığı, bu bedeli davalı avukatın vekalet ücret alacağına mahsup edebileceği, icra vekalet ücreti dikkate alındığında davalı avukatın 3.272,67 TL miktar için hapis hakkını kullandığı ve kullandığı hapis hakkı ile ücret alacağının orantılı olduğu, sonuç olarak davalı avukatın davacı adına takip ettiği dava ve icra takipleri nedeni ile herhangi bir ihmali davranışına rastlanılmadığı, davacının davalının hukuki takibinde olan işlemlerden dolayı herhangi bir zararının olmaması nedeni ile talep edeceği tazminat alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı avukatın, özen yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilen dosyaların ayrıntılı olarak incelenmesinde davalı avukatın davacı adına takip ettiği dava ve icra dosyaları nedeni ile herhangi bir ihmali davranışına rastlanmadığı, davacının davalının hukuki takibinde olan işlemlerden dolayı uğradığı herhangi bir zararın tespit edilemediği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'ın hem kendi adına asaleten hem de yetkilisi ve ortağı olduğu şirketlere ilişkin olmak üzere 2010 yılında davalı avukat ile vekâlet ilişkisi kurduğunu, 01.07.2010 tarihinde taraflar arasında Hukuk Müşavirliği sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilleri ile davalı arasında kurulan son vekâlet ilişkisinin 16.06.2016 tarihli güncellenmiş vekâletnameye dayandığını, müvekkilleri ile davalı arasındaki vekâlet ilişkisinin 07.04.2018 tarihinde sona erdiğini, davalı avukatın takibinde bulunan tüm dosyalara bu tarih itibariyle istifa dilekçesi sunduğunu, eldeki davaya konu dosyalar hakkında gerekli hukuki inceleme ve işlemler yapıldığında 1136 sayılı Kanun ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) yer alan sadakat ve özen yükümlülüğünün açıkça ihlal edildiğinin görüleceğini, davalı tanıkları ... ve ...'nin davalı avukat bünyesinde çalışan personeller olduğunu, bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davaya konu edilen davalı avukat tarafından takip edilen dosyalarda davalı avukatın özensiz davranışları nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını, uyuşmazlık hakimlik mesleğinin getirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekirken bilirkişi incelemesine başvurulmasının da hatalı olduğunu, Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmelerinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, İlk derece Mahkemesince hesap uzmanı avukat bilirkişinin bilgisine başvurularak inceleme yaptırılması ve rapor istenmesinde davada ileri sürülen iddialar çerçevesinde, davalı avukat tarafından takip edilen bir çok dava ve icra dosyasının hem içerik hem de hesaplama açısından irdelenmesi, kontrol edilmesi ve raporlanması gerektiğinden ve hakim bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirme ve değerlendirme hakime ait olduğundan Mahkemece kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, kaldı ki Bölge Adliye Mahkemesince davacıların bu yöndeki istinaf sebepleri de dikkate alınarak davaya konu edilen tüm dosyalar yönünden tek tek inceleme yapılıp bu istinaf sebebinin açıkça karşılanmasına, davalı avukatın, özen yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilen dosyaların ayrıntılı olarak incelenmesinde ise davalı avukatın davacı adına takip ettiği dava ve icra dosyaları nedeni ile herhangi bir ihmali davranışına rastlanmaması ve davacıların davalı avukatın hukuki takibinde olan işlemlerden dolayı uğradığı herhangi bir zararın tespit edilemediği de nazara alındığında Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.