3. Hukuk Dairesi 2024/4214 E. , 2025/3175 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/47 E., 2024/30 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin avukat olduklarını, 16.03.2006 tarihli vekaletname ile davalı vekili olarak görevlendirildiklerini ve davalı adına 32 adet icra takibi başlattıklarını, uzun uğraşlar neticesinde dosyalarda tahsilatlar yaptıklarını ve bakiye kısımlar için de teminatlar aldıklarını, taraflar arasındaki 01.01.2010 tarihli sözleşmenin 4. maddesi gereği %2 oranındaki akdi vekalet ücreti isteme haklarının bulunduğunu, davalı tarafından haksız azledildiklerini ve vekalet ücretinin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacılar ile arasında 01.01.2010 tarihli avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti başlıklı sözleşmenin düzenlendiğini, sürenin 1 yıl olarak belirlendiği, ancak aralarında oluşan güven ilişkisine istinaden 1 yılın bitimine müteakip çalışmaya devam ettiklerini ve sözleşmenin belirsiz süreli hale dönüştüğünü, daha sonra davacıların haklı olarak azledildiğini ve herhangi bir ücrete hak kazanmadıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2017 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk dairesince verilen 23.05.2019 tarihli ilamla; Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildikten sonra, "Mahkemece, sözlü yargılama için gün belirlenip taraflara tebligat çıkarılmadan karar verilmek suretiyle yukarıda bahsedilen usul hükmüne uyulmaması hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayıcı niteliktedir. O halde, sözlü yargılama ile ilgili HMK.'nun 186.maddesinde gösterilen usule riayet edilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." şeklinde bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 13.10.2020 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 14.12.2021 tarih ilamıyla; "Taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olmasına rağmen davacı avukatların henüz icra dosyalarından herhangi bir tahsilat yapmadan serbest meslek makbuzu düzenlemek suretiyle davalıya gönderdiği, davalının da kendi defterlerine bu makbuzları işledikten sonra davacı avukatlara 13.11.2013 tarihinde davacıları azlettiğini de gösterir şekilde ihtarname keşide ettiği, davacı avukatların sözleşme gereği tahsil edilmeyen icra dosyaları için makbuz düzenlemek suretiyle sözleşmeye aykırı davrandıkları anlaşıldığından azil haklıdır. O halde mahkemece, azlin haklı olduğu kabul edilerek, ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı %2 oranında vekalet ücreti talep edilebileceği gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirdiği, kabule göre de, avukatın hak ettiği akdi vekalet ücretinin hesabında % 10 ile % 20 arasında oran belirlenirken hangi ölçünün esas alındığının da gerekçeli olması gerektiği"nden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; azlin haklı olduğu kabul edilerek, ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp kesinleşen işlerden dolayı %2 oranında vekalet ücreti talep edilebileceğinin kabulü ile bilirkişi ... tarafından hesaplanan 33.495,74 TL sözleşmesel vekalet ücreti ve 470,78 TL işlemiş faizi üzerinden icra takibinin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi yönünden davacının temyiz itirazı bulunmadığı da nazara alınarak, davalının takibinde kötü niyetli olduğuna dair sübut bulunmadığından hakkında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına, itirazın iptali davasının, dava açıldıktan sonra tamamen ıslah edilerek bir alacak davasına dönüştürülmesinin mümkün olduğu, ancak itirazın iptali davası ile alacak davası birlikte görülemeyeceği, bu nedenle karşı yan vekalet ücreti alacağının tahsili talebine ilişkin dava işbu davadan tefrik edilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkemece bozmaya uyulmuş olmasına rağmen hatalı karar verildiğini, azil tarihi itibariyle kesinleşmiş işlerden hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerektiği, Mahkemece bilirkişi raporunun hatalı değerlendirildiği belirtilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azil iddiasına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece uyulmasına karar verilen ve az yukarıda değinilen Dairemiz bozma ilamında, açıkça azlin haklı olduğu, haklı azil halinde avukatın ancak kesinleşen ve sonuçlanan işlerden ücrete hak kazanabileceği, keza taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddesinde de ücrete hak kazanmanın dosyanın tamamen tahsil edilmiş olması koşuluna bağlandığı, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda, açıkça, azil tarihi itibariyle takip edilen icra dosyalarından hiçbirinin infaz edilmiş veya aciz vesikasına bağlanmış olmadığının tespitinin yer aldığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece, bozma gereği yerine getirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple, Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4e18c30f3aa33c46 4ea5afa56546d1a8