3. Hukuk Dairesi 2024/4014 E. , 2025/2833 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/912 E., 2024/1199 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2022/625 E., 2024/18 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalı bankanın müvekkiline tüketici kredisi ve kredi kartı kullandırdığını, taksitler geciktiğinde ise icra takibi yapılmaksızın maaşının tamamına 5 ay bloke koyduğunu, müvekkilinin maaşından başka bir geçim kaynağı olmadığını, blokenin kaldırılmasını, bloke ve mahsup edilen bedeller için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL'nin bloke tarihlerinden itibaren ayrı ayrı işleyecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkili adına açılan ek hesaptan işletilen ve 10 aydır devam eden aylık 250,00 TL fazla gecikme faizinin haksız olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile davalı banka arasında yapılan 06.11.2017 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi gereğince davacı tarafa 48 ay vadeli 70.000,00 TL, 11.04.2018 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi gereğince 48 ay vadeli 20.000,00 TL, 24.01.2019 tarihli tüketici kredisi sözleşmesi nedeniyle 36 ay vadeli 5.400,00 TL, 24.01.2019 tarihli tüketici kredisi nedeniyle 60 ay vadeli 7.200,00 TL kredi kullandırıldığını, davacının taksitleri vade tarihinde ödemediğini, bunun üzerine 11.07.2019 tarihinde usulüne uygun olarak maaş müzekkeresi yazılıp davacının maaşına bloke konulduğunu, davacının imzalamış olduğu sözleşmede "Müşteri iş bu sözleşmeden doğmuş veya doğacak her türlü borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, bankanın merkez ve şubelerinde mevcut olan her türlü hak ve alacakları üzerinde rehin, hapis, takas, virman ve mahsup hakkı bulunduğunu kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi bulunduğunu, davacının hiçbir çekince göstermeksizin hür iradesiyle bu sözleşmeleri imzaladığını, davacının serbest idaresi ile müvekkili kurumdan kullandığı kredi hizmetlerine ilişkin olarak, söz konusu maaşını rehin ettiğini ve kredi borçları nedeniyle maaşından kesinti yapılmasına muvafakat verdiğini, müvekkili bankaca davacı tarafından belirtilen kabul, taahhüt ve muvafakat beyanlarına güvenilerek kredi kullandırıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı bankadan alınan 04.01.2023 tarihli müzekkere cevabında davacının maaş hesabına konulan bir blokenin bulunmadığının bildirildiği, davacının kredi sözleşmelerinin yanı sıra ek rehin sözleşmesi, taahhütname ve virman takas mahsup talimatı ve tüketici kredi taksit tahsilatlarının kredili bankomat hesabından otomatik tahsil edilmesi talimatı alındığı, 07.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda mezkur talimatlara istinaden 2019 Nisan ayından 2019 Ağustos ayına kadar beş ay boyunca bireysel tüketici kredi taksit tahsilatları ve KMH'ların dönem faizleri ile kredi kartı borç ödemelerinin, davacının maaşının yatırıldığı hesaptan, maaşın yatırıldığı günlerde sistem tarafından otomatik olarak tahsil edildiğinin tespit edildiği, ilk raporla uyumlu 27.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda da kredi taksitlerinin hesaplardan alınmasının bankacılık sisteminin işleyişi olduğu belirtilmesi üzerine, davacı banka hesabından yapılan kesintilerin, davacının talimatına uygun şekilde yapıldığı, davacının hesabına bloke konulmadığı, borçlarının maaşının yatırıldığı günlerde otomatik olarak tahsil edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin, bilirkişi ücretinin verilen kesin süre içinde ve hatta son celseye kadar yatırılmadığından ispat edilemeyen davanın reddine dair 17.07.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararıyla; bilirkişi delili bakımından, HMK'nın 266. maddesindeki özel düzenleme gereğince, bilirkişi delilline münhasır olmak üzere mahkemenin, uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli görmesi halinde talep olmaksızın kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına da karar verebileceğinden, bu kısma ilişkin masrafların ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması yoluna gidilebileceğinden bahisle, eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle davacı tarafın istinaf isteminini kabulü ile kararın HMK 353/1-a(6) maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Ardından, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili; kaldırma ilamı doğrultusunda araştırma yapılmaksızın hatalı, eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporlarına dayanarak karar verildiği ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı bankadan 06.11.2017 tarihli 70.000,00 TL bedelli tüketici kredi sözleşmesini imzaladığı, anılan sözleşmenin 8. maddesinde doğmuş ve doğacak her türlü borçları gereğince bankaya rehin, hapis, takas ve mahsup hakkını verdiği, davacının davalı bankadan aldığı kredi borçlarını sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul ettiği ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, davacının serbest irade ile sözleşme şartların uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiği, bu aşamadan sonra davacının, bankadan almış olduğu kredi borcunu sözleşme şartların uygun olarak ödemesi gerektiği, aksi halde kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacağı ve bu hususun Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf sebeplerini tekrar ederek, mezkur kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kullanmış olduğu tüketici kredisi ve kredi kartı taksitlerini geciktirmesi neticesinde maaş hesabı üzerine, davalı banka tarafından konulan blokenin kaldırılması ve tahsil edilen miktarların istirdadı ile ek hesap açılarak işletilen faizin menfi tespitidir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davacının imzaladığı tüketici kredi sözleşmelerinde yer alan ilgili maddeler ile; doğmuş ve doğacak her türlü borçları gereğince bankaya rehin, hapis, takas ve mahsup hakkını verdiği, kredi borçlarının sözleşmeye uygun olarak ödememesi halinde kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul ettiği ve kredi borcu taksitlerinin maaş hesabından kesilmesi için talimat verdiği, kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğuracağı ve bu hususun Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, bu itibarla yapılan kesinti ve tahsilatlarda, sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.