3. Hukuk Dairesi 2024/3682 E. , 2025/2379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/707 E., 2024/510 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin serbest avukatlık yaptığını, ... Noterliğinin 23.02.2024 tarihli işlemiyle onaylanan vekaletnameye istinaden Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 E. sayılı dosyası ile davalıya vekaleten kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasını açtığını, dosyanın en son mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine yeni esas aldığının ve halen derdest olduğunu, müvekkilinin 8 yıldır devam eden yargılamada görevini özenle ifa etmesine rağmen davalının 05.02.2015 tarihinde müvekkilini haksız olarak azlettiğini, azlin haksız olması nedeniyle ücretin tamamının ödenmesi gerektiğini, aralarında ücrete ilişkin bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi gereği takip edilen davada bilirkişi tarafından belirlenen dava değeri olan 827.456,50 TL'nin emek ve mesaisi gözetilerek %20 sinin ücret olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; şimdilik 82.745,00 TL'nin 02.10.2007 (takip edilen davanın açılış tarihi) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı; tapu iptal davasını takip etmeleri için iş ortaklığı halinde çalışan davacı ile dava dışı ...'na vekalet verdiğini, vekaletin asıl olarak ...'ye verildiğini davacının ...'nin yanında sigortalı olarak çalıştığını ...'nin isteği üzerine vekaletnameye adının eklendiğini, avukatların aynı ofiste çalıştıklarını, ...'nin Erzurum’a seyahat ettiği bir yolculukta kaza yaptığını, bu kazanın kendisine ait davanın takibi ile ilgili olarak yolculuk yaptığı sırada meydana geldiğini iddia ederek kendisine karşı tazminat davası açtığını, davanın halen derdest olduğunu, vekilin vekalet verenin menfaatlerini gözetme ve işi sadakatle yürütmekle yükümlü olduğunu, vekalet verilen avukatın kendisine karşı dava açmasıyla beraber menfaat çatışması çıktığını, davacı ile ...'nin birlikte çalışıyor olmaları ve vekalet ilişkisinin güvene dayanıyor olması nedeniyle mecburen ... ile beraber davalının da azledildiğini, davacının kendisine karşı açılan tazminat davasına ilişkin dosyayı incelerken gördüğünü ve mahkeme personeline sorduğunda ...'yi temsilen incelediğinin söylenmesi üzerine aralarındaki güven ilişkisinin sonlandığını anladığını, işi sadakatle menfaatlerine göre yürütemeyeceği inancının oluştuğunu, davacı ile ...'nin hem ortak büroda çalışan hem de yakın arkadaş olduklarını, aynı büroda çalışan ve davacın kardeşi olan ...’ın kendisine karşı açılan tazminat davasının 11.02.2015 tarihli duruşmasına ... adına katıldığını, bunun dışında aralarında sözlü ücret anlaşması yapıldığını ve ücreti 2009 yılında ...'ye ödediğini dolayısıyla tapu iptal tescil davası için vekalet ücreti borcunun kalmadığını, tapu iptal tescil davasının henüz kesinleşmediğini, dava değeri üzerinden vekalet ücreti talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, davanın uzun sürmesi nedeniyle yüksek ücret talep edilemeyeceğini, davacının temyiz aşamalarında emek harcamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.11.2020 tarihli kararıyla; davacının iç ilişkide diğer avukata karşı ileri sürmesi gereken talebini davacıya karşı ileri sürmesinin yüksek mahkeme uygulamalarına ve hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairenin 14.12.2021 tarihli ilamıyla; uyuşmazlığın, vekalet ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 E. sayılı dava dosyasının incelenmesinde, davalı tarafından 22.03.2004 tarihli vekaletname ile davacı ve dava dışı avukatın birlikte vekil tayin edildiği, davanın davacı avukat tarafından açılarak takip edildiği, davacı avukatın duruşmaların çoğuna katıldığı anlaşılmış olup, eldeki davada davacı vekil talebini davalıya karşı ileri sürebileceği, buna göre mahkemece, işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 07.06.2022 tarihli kararıyla önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2023 tarihli ilamıyla; davalının vekâlet ilişkisinin aslında davacıyla değil vekâletnamede ismi geçen diğer avukat ile kurulduğunu, bu nedenle davacıya karşı ücret borcu doğmadığını savunduğu ancak davalının birden fazla avukatı vekil olarak tayin ederken vekâlet ücretiyle ilgili doğacak borçlar yönünden yalnızca dava dışı avukata karşı sorumlu olacağı konusunda davacı ile anlaştıklarına dair herhangi bir sözleşme vb. somut delil sunamadığı, davalının vekâletnamede davacının “diğer avukatın yanında sigortalı olarak çalışan kişi” olarak ifade edilmesini savunmasına delil olarak göstermişsede vekâletnamede geçen bu ibarenin gerçeği yansıtmadığı yargılama sırasında anlaşıldığı gibi aksi sabit olsa dahi bu durumun tek başına avukata karşı ücret borcu doğmasına engel olmayacağı açık olduğu, dosya kapsamından davalının aynı vekâletnameyle vekil tayin ettiği diğer avukatın davalının ceza hukukuyla ilgili dava ve işlerini yürüttüğü, davacı avukatın ise davalının hukuk mahkemelerindeki davaları üstlendiğinin anlaşıldığı, davacının bu çerçevede üstlendiği edimini ifa ederken davalı tarafça azledildiğinden azil nedeniyle doğan ücret alacağı iddiasını davalı avukata ileri sürmesinin doğal olup hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda mahkemece azlin haklı olup olmadığının değerlendirilerek ücret alacağının olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, direnme kararının özel daire kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının cevap dilekçesinde Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 E. sayılı dosyasının takip edilmesine ilişkin avukatın herhangi bir hata ihlal veya kusur teşkil eden davranışından söz edilmediği, davalının dayandığı azil nedenine ilişkin olguları kanıtlamakla yükümlü olduğu, ancak davalının azlin haklı olarak yapıldığına ilişkin yeterli delili ortaya koyamamış olup, avukatın takip ettiği işler nedeniyle hak kazanmış olduğu vekalet ücretlerini ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 82.745,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 17.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının diğer avukatın yanında çalışan olduğunu, davacının alacak talebi varsa bunu iç ilişkide talep etmesi gerektiğini diğer avukat ...'nin müvekkiline dava açtığı için aralarında husumet bulunduğunu, ...'nin müvekkiline tazminat davası açmadan önce sigorta şirketine karşı açtığı davada avukatının davacı olduğunu, sigortadan kısmi ödeme alınmasından sonra müvekkili hakkında açılan tazminat davasında ...'nin vekillerinden birinin davacının kardeşi ve tarafar ile iş ortaklığı bulunan avukat ... olduğunu, davacının müvekkilinin davasını takip etmesinin olanaksız hali geldiğini, menfaat çatışması çıktığından vekilin etik kuralları gereği davadan çekilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacının menfaatine uygun davranmayacağını düşünerek davacı azletmek zorunda kaldığını, davacının ücret talep ettiği davanın Yargıtay Bozması sonrası bozularak 2019/91 E. numara ile 05.09.2023 tarihinde kesinleştiğini, kararda davacı lehine hükmolunan vekalet ücretinin davacının talep ettiği 81.745 TL değil, 23.244.17 TL olup bunun da Avukat ... B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azil iddiasına dayanan vekalet ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1. Bozmayla kesinleşen hususlara ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı vekilinin müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin temyiz itirazının reddine karar verilmiştir. 2. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini azlin haklı olup olmadığı hususu oluşturmaktadır. Davalı, davacı avukatla aynı büroda çalışan ve aynı vekaletname ile yetkilendirdiği dava dışı avukat ...'nun kendisine ait işin takibi sırasında trafik kazası geçirdiği ve kendisine karşı tazminat davası açarak aralarında husumet oluşturduğu, davacının da adı geçen avukatla arkadaş olup birlikte çalışması, kardeşi olan dava dışı Avukat ...'ın davada ...'nin vekilliğini yapması, davacının söz konusu dava dosyasını incelemesi, aynı olay nedeniyle sigorta şirketine karşı açılan davada ...'nin vekilliğini yapması nedenleriyle kendisine duyduğu güveni kaybettiği gerekçesiyle davacıyı azlettiğini savunmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesinin ikinci fıkrasına göre vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekalet sözleşmesi taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanır. Bu nedenle vekil, üstlendiği işi vekalet verenin yararını en kapsamlı ve üst düzeyde koruyarak yani sadakatle görme borcu altındadır. Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesinde aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş avukatın kendisine teklif edilen işi reddetmek zorunda olduğu öngörülmüştür. Somut olayda, davalının ... Noterliğinin 23.02.2004 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesiyle hem davacıyı hem de dava dışı ...'nu vekil olarak tayin ettiği, daha sonra ... ile aralarında husumet meydana geldiği, ...'nin davalıya karşı açtığı tazminat davasında vekilliğini davacının kardeşi olan avukat ...'ın üstlendiğini, davacının ise aynı olayla ilgili olarak ...'ye vekaleten sigorta şirketine karşı dava açtığı, avukatların aynı büroda birlikte çalıştıkları sabit olduğuna göre, davalının davacının menfaatlerini koruyacağına dair güvenini yitirmesi sebebiyle davacıyı azletmesinin haklı olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının azil sebebi değerlendirilmeden, davacının davanın takibinde kusur ve özensizliğinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz talebinin reddine, 2. Temyiz olunan kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e02d89dc94a4b2de 1d2db7bcbe8b0152 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2024/3682 E. , 2025/2379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/707 E., 2024/510 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin serbest avukatlık yaptığını, ... Noterliğinin 23.02.2024 tarihli işlemiyle onaylanan vekaletnameye istinaden Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 E. sayılı dosyası ile davalıya vekaleten kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davasını açtığını, dosyanın en son mahkemece verilen kabul kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine yeni esas aldığının ve halen derdest olduğunu, müvekkilinin 8 yıldır devam eden yargılamada görevini özenle ifa etmesine rağmen davalının 05.02.2015 tarihinde müvekkilini haksız olarak azlettiğini, azlin haksız olması nedeniyle ücretin tamamının ödenmesi gerektiğini, aralarında ücrete ilişkin bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi gereği takip edilen davada bilirkişi tarafından belirlenen dava değeri olan 827.456,50 TL'nin emek ve mesaisi gözetilerek %20 sinin ücret olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; şimdilik 82.745,00 TL'nin 02.10.2007 (takip edilen davanın açılış tarihi) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı; tapu iptal davasını takip etmeleri için iş ortaklığı halinde çalışan davacı ile dava dışı ...'na vekalet verdiğini, vekaletin asıl olarak ...'ye verildiğini davacının ...'nin yanında sigortalı olarak çalıştığını ...'nin isteği üzerine vekaletnameye adının eklendiğini, avukatların aynı ofiste çalıştıklarını, ...'nin Erzurum’a seyahat ettiği bir yolculukta kaza yaptığını, bu kazanın kendisine ait davanın takibi ile ilgili olarak yolculuk yaptığı sırada meydana geldiğini iddia ederek kendisine karşı tazminat davası açtığını, davanın halen derdest olduğunu, vekilin vekalet verenin menfaatlerini gözetme ve işi sadakatle yürütmekle yükümlü olduğunu, vekalet verilen avukatın kendisine karşı dava açmasıyla beraber menfaat çatışması çıktığını, davacı ile ...'nin birlikte çalışıyor olmaları ve vekalet ilişkisinin güvene dayanıyor olması nedeniyle mecburen ... ile beraber davalının da azledildiğini, davacının kendisine karşı açılan tazminat davasına ilişkin dosyayı incelerken gördüğünü ve mahkeme personeline sorduğunda ...'yi temsilen incelediğinin söylenmesi üzerine aralarındaki güven ilişkisinin sonlandığını anladığını, işi sadakatle menfaatlerine göre yürütemeyeceği inancının oluştuğunu, davacı ile ...'nin hem ortak büroda çalışan hem de yakın arkadaş olduklarını, aynı büroda çalışan ve davacın kardeşi olan ...’ın kendisine karşı açılan tazminat davasının 11.02.2015 tarihli duruşmasına ... adına katıldığını, bunun dışında aralarında sözlü ücret anlaşması yapıldığını ve ücreti 2009 yılında ...'ye ödediğini dolayısıyla tapu iptal tescil davası için vekalet ücreti borcunun kalmadığını, tapu iptal tescil davasının henüz kesinleşmediğini, dava değeri üzerinden vekalet ücreti talep edilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, davanın uzun sürmesi nedeniyle yüksek ücret talep edilemeyeceğini, davacının temyiz aşamalarında emek harcamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.11.2020 tarihli kararıyla; davacının iç ilişkide diğer avukata karşı ileri sürmesi gereken talebini davacıya karşı ileri sürmesinin yüksek mahkeme uygulamalarına ve hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairenin 14.12.2021 tarihli ilamıyla; uyuşmazlığın, vekalet ilişkisinden kaynaklı alacağın tahsili talebine ilişkin olduğu, Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 E. sayılı dava dosyasının incelenmesinde, davalı tarafından 22.03.2004 tarihli vekaletname ile davacı ve dava dışı avukatın birlikte vekil tayin edildiği, davanın davacı avukat tarafından açılarak takip edildiği, davacı avukatın duruşmaların çoğuna katıldığı anlaşılmış olup, eldeki davada davacı vekil talebini davalıya karşı ileri sürebileceği, buna göre mahkemece, işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 07.06.2022 tarihli kararıyla önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 04.10.2023 tarihli ilamıyla; davalının vekâlet ilişkisinin aslında davacıyla değil vekâletnamede ismi geçen diğer avukat ile kurulduğunu, bu nedenle davacıya karşı ücret borcu doğmadığını savunduğu ancak davalının birden fazla avukatı vekil olarak tayin ederken vekâlet ücretiyle ilgili doğacak borçlar yönünden yalnızca dava dışı avukata karşı sorumlu olacağı konusunda davacı ile anlaştıklarına dair herhangi bir sözleşme vb. somut delil sunamadığı, davalının vekâletnamede davacının “diğer avukatın yanında sigortalı olarak çalışan kişi” olarak ifade edilmesini savunmasına delil olarak göstermişsede vekâletnamede geçen bu ibarenin gerçeği yansıtmadığı yargılama sırasında anlaşıldığı gibi aksi sabit olsa dahi bu durumun tek başına avukata karşı ücret borcu doğmasına engel olmayacağı açık olduğu, dosya kapsamından davalının aynı vekâletnameyle vekil tayin ettiği diğer avukatın davalının ceza hukukuyla ilgili dava ve işlerini yürüttüğü, davacı avukatın ise davalının hukuk mahkemelerindeki davaları üstlendiğinin anlaşıldığı, davacının bu çerçevede üstlendiği edimini ifa ederken davalı tarafça azledildiğinden azil nedeniyle doğan ücret alacağı iddiasını davalı avukata ileri sürmesinin doğal olup hukuka aykırılık bulunmadığı, bu durumda mahkemece azlin haklı olup olmadığının değerlendirilerek ücret alacağının olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, direnme kararının özel daire kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının cevap dilekçesinde Bingöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/814 E. sayılı dosyasının takip edilmesine ilişkin avukatın herhangi bir hata ihlal veya kusur teşkil eden davranışından söz edilmediği, davalının dayandığı azil nedenine ilişkin olguları kanıtlamakla yükümlü olduğu, ancak davalının azlin haklı olarak yapıldığına ilişkin yeterli delili ortaya koyamamış olup, avukatın takip ettiği işler nedeniyle hak kazanmış olduğu vekalet ücretlerini ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 82.745,00 TL vekalet ücreti alacağının dava tarihi olan 17.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının diğer avukatın yanında çalışan olduğunu, davacının alacak talebi varsa bunu iç ilişkide talep etmesi gerektiğini diğer avukat ...'nin müvekkiline dava açtığı için aralarında husumet bulunduğunu, ...'nin müvekkiline tazminat davası açmadan önce sigorta şirketine karşı açtığı davada avukatının davacı olduğunu, sigortadan kısmi ödeme alınmasından sonra müvekkili hakkında açılan tazminat davasında ...'nin vekillerinden birinin davacının kardeşi ve tarafar ile iş ortaklığı bulunan avukat ... olduğunu, davacının müvekkilinin davasını takip etmesinin olanaksız hali geldiğini, menfaat çatışması çıktığından vekilin etik kuralları gereği davadan çekilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacının menfaatine uygun davranmayacağını düşünerek davacı azletmek zorunda kaldığını, davacının ücret talep ettiği davanın Yargıtay Bozması sonrası bozularak 2019/91 E. numara ile 05.09.2023 tarihinde kesinleştiğini, kararda davacı lehine hükmolunan vekalet ücretinin davacının talep ettiği 81.745 TL değil, 23.244.17 TL olup bunun da Avukat ... B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azil iddiasına dayanan vekalet ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1. Bozmayla kesinleşen hususlara ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalı vekilinin müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin temyiz itirazının reddine karar verilmiştir. 2. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini azlin haklı olup olmadığı hususu oluşturmaktadır. Davalı, davacı avukatla aynı büroda çalışan ve aynı vekaletname ile yetkilendirdiği dava dışı avukat ...'nun kendisine ait işin takibi sırasında trafik kazası geçirdiği ve kendisine karşı tazminat davası açarak aralarında husumet oluşturduğu, davacının da adı geçen avukatla arkadaş olup birlikte çalışması, kardeşi olan dava dışı Avukat ...'ın davada ...'nin vekilliğini yapması, davacının söz konusu dava dosyasını incelemesi, aynı olay nedeniyle sigorta şirketine karşı açılan davada ...'nin vekilliğini yapması nedenleriyle kendisine duyduğu güveni kaybettiği gerekçesiyle davacıyı azlettiğini savunmuştur. Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesinin ikinci fıkrasına göre vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekalet sözleşmesi taraflar arasındaki güven ilişkisine dayanır. Bu nedenle vekil, üstlendiği işi vekalet verenin yararını en kapsamlı ve üst düzeyde koruyarak yani sadakatle görme borcu altındadır. Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesinde aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş avukatın kendisine teklif edilen işi reddetmek zorunda olduğu öngörülmüştür. Somut olayda, davalının ... Noterliğinin 23.02.2004 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesiyle hem davacıyı hem de dava dışı ...'nu vekil olarak tayin ettiği, daha sonra ... ile aralarında husumet meydana geldiği, ...'nin davalıya karşı açtığı tazminat davasında vekilliğini davacının kardeşi olan avukat ...'ın üstlendiğini, davacının ise aynı olayla ilgili olarak ...'ye vekaleten sigorta şirketine karşı dava açtığı, avukatların aynı büroda birlikte çalıştıkları sabit olduğuna göre, davalının davacının menfaatlerini koruyacağına dair güvenini yitirmesi sebebiyle davacıyı azletmesinin haklı olduğu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının azil sebebi değerlendirilmeden, davacının davanın takibinde kusur ve özensizliğinin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz talebinin reddine, 2. Temyiz olunan kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e02d89dc94a4b2de 1d2db7bcbe8b0152 ... ...