Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3663 E., 2025/3284 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3663 E., 2025/3284 K. (12.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3663
Karar No
2025/3284
Karar Tarihi
12.06.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3663 E. , 2025/3284 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/347 E., 2024/723 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin davalılar ile yaptığı sözleşmeler ile 267 ada 3 parselde kayıtlı taşınmaz üzerine inşa edilecek F Blok 2. Kat 57 numaralı bağımsız bölümdeki dükkanı ve C1 Blok 15. Kat 12 numaralı bağımsız bölümdeki konutu satın aldığını, 02.01.2006 tarihli sözleşme ile satın aldığı dükkanın teslim tarihinin 01.04.2007, 01.11.2006 tarihli sözleşme ile satın aldığı konutun teslim tarihinin ise 02.10.2007 olarak kararlaştırıldığını, ancak süresinde teslimin gerçekleşmediğini, taşınmazların 3 gün içinde teslimi için gönderdiği noter ihtarının sonuçsuz kaldığını, sözleşme konusu taşınmazların teslim edilmediği hususu ile eksikliklerinin mahkeme aracılığıyla tespit edildiğini, konut niteliğindeki bağımsız bölümün daha sonra eksikleriyle 04.08.2008 tarihinde teslim alındığını, teslim sırasında dava ve talep haklarının ihtirazi kayıtla saklı tutulduğunu, dükkanın ise henüz teslim edilmediğini, 01.11.2006 tarihli konut satış sözleşmesi uyarınca süresinde teslim edilememesi nedeniyle sözleşme bedelinin 2/1000'i oranında aylık kira ödenmesi gerektiğini, buna göre geç teslim dolayısıyla 9 ay 13 gün için toplam 8.971,19 TL'nin faizi ile birlikte tahsili gerektiğini, 02.01.2006 tarihli i�� yeri satış sözleşmesi uyarınca dükkanın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sözleşme bedeli olan 754.350TL'nin 1/120'si oranında aylık kira ödenmesi gerektiğinden geç teslim nedeniyle toplam 144.583,75 TL'nin faizi ile birlikte tahsili gerektiğini iddia ederek; teslimdeki gecikmeler, dükkanın halen teslim edilmemiş olması, eksiklikler, çekilen ihtarnameler, açılan tespit davası ve sair masraflar nedeniyle toplam 160.000,00 TL'nin gecikme tarihlerinden işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; asıl dava davalılarının birleşen dosya davalısı ile hasılat paylaşımı esasına göre sözleşme imzaladıklarını, projenin imalat ve satışını davalının üstlendiğini, hasılat paylaşımının buna göre yapıldığını, imalat ve satışta tüm denetim ve gözetim yükümlülüğünün davalıya ait olduğu, asıl dava davalıları ile davalı arasında imzalanan sözleşme ile asıl davanın tarafları arasındaki sözleşmenin ve ilişkinin ayrılmaz bir bütün olduğunu, davalıya itimat ederek taşınmazları satın aldığını, kayıt malikinin de davalı olduğunu, asıl dava konusu zararların tazmininden davalının da sorumlu olduğunu iddia ederek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, edimlerin ifa edilmediği tarihlerden birleşen dava tarihine kadar tüm menfi ve müspet zararları için 75000TL’nin davalıdan reeskont faiziyle tahsilini talep etmiş, ıslahla talebini 665.689,36TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; adi ortaklığın taraf ehliyeti olmadığını, bu sebeple davalı olarak gösterilmelerinin hatalı olduğunu, proje imalat ve satışının ... tarafından yapıldığını, hasılat paylaşımı esası olduğundan ... prosedürlerine uyarak teslim yapmak zorunda olduklarını, bu sebeple sözleşmedeki tarihin mutlak teslim tarihi olmadığını, ... tarafından geçici kabul yapılmadan müşterilere tesliminin mümkün olmadığını, iskan da alınamayacağını ve sözleşmelerin 6. maddesinde geçici kabulden itibaren 1 ay içinde teslim edileceğinin belirtildiğini, davacı ile imzalanan sözleşmenin ... ile imzalanan sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğunu, ifa borcunun eksiksiz yerine getirildiğini ancak davacının edimlerini tam ve zamanında ifa etmediğini, karşı taraf edimini ifa etmedikçe edimden kaçınma hakları olduğunu, tek taraflı tespit raporunun delil olarak kabul edilemeyeceğini, taşınmaz teslim tutanağından imalatların eksiksiz olduğunun anlaşılacağını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Davalı vekili birleşen davada; davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca davalı, sözleşmeye taraf olmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2021 tarihli ve 2017/672 E., 2021/154 K. sayılı kararıyla; davacı vekilinin 09.12.2020 tarihli arttırım dilekçesiyle talebini toplam 665.689,36 TL olarak belirtiği, ancak Mahkemece rapor tarihi değil asıl dava tarihi baz alınmak suretiyle istemde bulunulabileceği, bu nedenlerle asıl dava tarihi itibariyle davacı tarafın talep edebileceği toplam alacak miktarı 148.092,41 TL olarak kabul edilip karar verildiği, davacı tarafın satın almış olduğu iki ayrı taşınmazın geç teslimi ve eksik iş bedeli olarak talep edebileceği alacak miktarının teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor kapsamında en son hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen rapora göre ve dava tarihi baz alınmak koşuluyla toplam 148.092,41 TL olduğu, birleşen dava yönünden ...'nin sorumluluğunun adi ortaklık kapsamında müteselsil sorumluluk olduğu dikkate alınarak ... yönünden de ilk dava tarihi baz alınmak suretiyle alacaktan sorumlu tutulması gerektiği, hükmedilen alacağa asıl davadaki davalılar yönünden davanın açıldığı tarih, birleşen davanın davalısı olan ... yönünden ise birleşen dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 148.092,41 TL'nin asıl ve birleşen davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, alacağa davalı ... yönünden birleşen dava tarihi olan 08.12.2015 tarihinden itibaren; diğer davalılar yönünden asıl dava tarihi olan 20.02.2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ve birleşen davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2022 tarihli ve 2022/219 E., 2022/453 K. sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde, istinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı ...'nin istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Dairenin 10.10.2022 tarihli ve 2022/4006 E., 2022/7570 K. sayılı ilamıyla; İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm fıkrası oluşturulmadığı gibi asıl ve birleşen dava konusu taleplerin farklı olduğu, davacının yalnız birleşen dava yönünden ıslah talebinde bulunduğu, her iki davanın kabul red oranlarının farklı olacağı gözetilmediği gibi karar gerekçesinde de HMK 297 nci maddeye uygun şekilde talep ve savunma özetlerine, delil değerlendirilmesine ve hukuki sebep-sonuç ilişkilerine dair açıklamalara yer verilmeyip, eksik gerekçelendirme ile hüküm kurulduğu, hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; asıl ve birleşen dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulup HMK 297 nci maddeye uygun, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve bozma nedenine göre, davacı ve birleşen davada davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin 20.09.2023 tarihli kararı ile Mahkemece bozma ilamına uyulması nedeniyle taraflar yönünden usulî kazanılmış hak oluşacağı düşünülse bile, birleşen davanın ayrı ve bağımsız bir dava olmadığı, asıl ve birleşen dava yönünden davalılar arasında HMK 59. maddesi gereğince mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu, kamu düzeniyle ilgili hususlarda usulî kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, her ne kadar davalı ... tarafından hak düşürücü ve zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de; davalı arasında mecburi dava arkadaşlığı kapsamında açılan birleşen davanın taraf teşkili kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda talep ve itirazların da ilk dava tarihine göre değerlendirileceği, ilk dava tarihi olan 20.02.2009 tarihi itibariyle zaman aşımı ve hak düşürücü sürenin dolmadığı ve bu nedenlerle ...'nin bu yöndeki itirazına itibar edilmediği, yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre davacı tarafın geç ve eksik teslim nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının toplam 148.092,41 TL olduğu, iş bu alacağın adi ortaklık sorumluluğu kapsamında asıl ve birleşen davanın taraflarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerektiği, asıl ve birleşen davanın mecburi dava arkadaşlığı kapsamında tek bir dava olarak kabul edilmesi nedeniyle Yargıtay bozma ilamında belirtilenin aksine asıl ve birleşen dava yönünden iki ayrı hüküm kurulamayacağı, nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 59. maddesinde mecburi dava arkadaşlığı halinde tek hüküm verilmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiği gerekçesiyle, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan ve 6100 sayılı Kanun'un 59. madde kapsamında mecburi dava arkadaşlığı niteliğinde bulunan asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile 148.092,41 TL'nin ilk dava tarihi olan 20.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl ve birleşen davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 2. Dairenin 23.01.2024 tarihli ilamıyla; Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen asıl davada davalı şirketler ile birşelen davada davalı ... arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan bahisle, bozma ilamına aykırı şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. C. Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabul��ne, 148.092,41 TL'nin dava tarihi olan 20.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden davacının davasını arttırım kapsamında kabulü ile asıl davada hükmedilen alacak miktarı yönünden tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla 665.689,36 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işbu alacağın 75.000,00 TL'sini dava tarihi olan 08.12.2015 tarihinden itibaren, bakiye 590.689,36 TL'sini ıslah tarihi olan 09.12.2020 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; dava konusu dükkanın hali hazırda teslim edilmediği, bu hususun mahkeme kararında zikredilmediğini, taleplerinin reeskont faiz olmasına rağmen yasal faize hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; zamanaşımı itirazını tekrarlayarak geç teslim nedeniyle talep edilen tazminatın dayanak sözleşme maddesinin cezai şart niteliğinde olduğunu, davacının buna dayanarak tazminat talep edemeyeceğini, ayrıca hükmedilen bedelin çok yüksek olduğunu, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların karşılanmadan karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geç teslimden kaynaklanan kira tazminatı istemine ilişkindir. 1. Mahkemece bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve konut ile dükkanın hali hazırdaki durumu gözetilerek ve davalı ... ile diğer davalılar arasında adi ortaklık ilişkinin bulunduğu dikkate alınarak karar verilmiş olmasına göre davalı ... vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı vekilinin dava konusu taleplerine ilişkin hükmedilmesini istediği fazi oranı "reeskont faiz" olmasına rağmen mahkemece "yasal faiz"e hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Gerekçeli kararın 1. ve 7. Bendinde bulunan "yasal faiz" ifadesinin çıkartılarak yerine "reeskont faiz" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b1addefa34025931 ad1a42c55de82285

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı