Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3561 E., 2025/3341 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3561 E., 2025/3341 K. (17.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3561
Karar No
2025/3341
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3561 E. , 2025/3341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/732 E., 2024/807 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/49 E., 2023/511 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ... 15.12.1994 tarihinde ... Dış Tic. Ltd. Şti.'ye ait iş yerinde mal kaldırmak için kurulan asansörün kopması sonucunda asansörün altında kalarak yaralandığını ve bu kaza sonucu tümüyle yatalak olduğunu, kazanın işverenin ve asansörü monte eden ...'nın işyerinde iş güvenliği için gerekli tedbirleri almaması ve oluşabilecek kazaların önlenmesinde iş yerinde çalışan işçileri eğitmemesinden kaynaklandığını, olay ile ilgili olarak Mersin 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 1995/955 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını ileri sürerek; müvekkili ... için 200.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 50.000,00 TL, ... ve ... için 12.500,00'er TL manevi tazminat olmak üzere toplam 325.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli kararıyla; ... Dış Ticaret Ltd. Şti. hakkındaki davanın tefrikine, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davacı ... için 287.203,42 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 8.000,00 TL, davacı ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacılara verilmesine, karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2018 tarihli kararıyla; davalı ...'nun da zarardan diğer müteselsil borçlularla birlikte sorumlu oldukları ancak süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, Mahkemece dosyanın Adli Tıp Kurumuna (ATK) yeniden gönderilerek; davacının hangi tarihte sağlığına kavuşmuş sayılacağı, gelişen bir durum bulunup bulunmadığı, tedavilerinin ne zaman sona ereceği, vücut çalışma gücü kaybının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir duruma geldiği, çalışma gücü kaybı oranı konusunda, olay tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümleri dikkate alınarak rapor alınması ve rapor alındıktan sonra gelişen durumun varlığı olup olmadığı da dikkate alınarak davalı vekilinin zamanaşımı defi hakkında değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3.İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli kararıyla; davalı ... Dış Ticaret Ltd. Şti. hakkında açılan davanın tefrikine, davacı ... için toplam 287.203,42 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 8.000,00 TL, davacı ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. 4.Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararıyla; davacılar vekilinin manevi tazminat miktarları yönünden ilk kararı istinaf etmediği, daha önce istinafa konu edilmediğinden davacılar yönünden kesinleşip, miktarlar yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği, davalı ... vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan incelemede; kaldırma kararından sonra alınan ATK raporunda davacının iyileşme süresinin ne kadar olduğu, bakıma muhtaç olup olmadığı yönünden ayrıca ve açıkça bir tespit veya değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle yeniden rapor alınmak üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 5. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı üzerine ATK 3. İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli 27.04.2022 tarihli raporda davacının maluliyetinin % 100 olduğu ve bahse konu maluliyetin kaza tarihinden itibaren oluştuğunun tespit edildiği, davalı ... hakkında dava konusu olay nedeniyle yapılan ceza yargılamasında taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği, dava konusu olaya ilişkin olarak uzatılmış ceza zamanaşımı süresinin dolduğu, eldeki davanın 26.03.2014 tarihinde zamanaşımı süresi dolduktan sonra ikame edildiği ve davalı ... vekilince süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu anlaşılmakla davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiği, davalı ... yönünden yapılan incelemede; talimat yoluyla bilirkişi heyetinden alınan usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporunda; davalı işverenler ... Dış Ticaret Ltd. Şti. ve davalı ...'in müştereken ve müteselsilen %70 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'un ise %30 oranında şahsi kusuru olduğunun tespit edildiği, usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli 02.05/.016 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, davacıların Mahkemenin 31.05.2018 tarihli kararındaki manevi tazminata ilişkin hükmü daha önce istinaf konusu etmediklerinden davacılar yönünden kesinleşip, miktar yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış kak oluşturduğu gerekçesiyle; davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 287.203,42 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, ... için 8.000,00 TL, ... ve ... için 5.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşıldığından cevap dilekçesi ile ileri sürülen zamanaşımı definin yerinde olmadığı, 11.11.2016 tarihinde ıslah edilen kısım yönünden yapılan incelemede; kaldırma kararı sonrasında mahkemece İstanbul ATK'dan alınan 01.02.2022 tarihli rapora göre davacının tedavisinin ıslah tarihinde halen devam ettiği, buna göre ıslah edilen kısım yönünden de davanın zamanaşımına uğramadığı, davalı şirket yönünden İlk derece Mahkemesince karar verilmemiş olması hatalı ise de, bu davalı yönünden dosyanın yeniden esasa kaydedilip karar verilebileceği, davalı ...'in sadece şirketin temsilcisi olarak değil ceza mahkemesince belirlenen önlemleri almaması ve davacının işvereni olması sebebiyle kişisel kusurunun bulunduğu, bu sebeple davacının zararından davalıların müteselsilen sorumlu oldukları, İlk Derece Mahkemesince verilen 31.05.2018 tarihli kararda davalı ... yönünden kusur oranına göre belirlenen tazminatın kabulüne karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından sadece davalı ... hakkında verilen davanın reddi kararı yönünden istinaf edildiği, davalı ... yönünden istinaf edilmediği, bu nedenle ... hakkında verilen karar kesinleşmiş olmakla ... yönünden istinaf talebinin reddi gerektiği, yine İlk Derece Mahkemesince 05.11.2019 tarihli kararda davalı ... ile ... yönünden belirlenen maddi tazminatın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacılar vekili tarafından sadece reddedilen manevi tazminat yönünden istinaf edildiği, maddi tazminat yönünden istinaf edilmediği, bu nedenle maddi tazminat yönünden verilen karar hatalı ise de, bu miktar yönünden davalı ... yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu, ancak manevi tazminat yönünden her ne kadar kaldırma kararında usuli kazanılmış hak oluştuğu belirtilmiş ise de, bu davalı yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarının usuli kazanılmış hak oluşturmadığı anlaşılmakla davalı ... için manevi tazminatın tam kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabul - kısmen reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davacı ... için toplam 287.203,42 TL maddi tazminat ile 50.00,00 TL manevi tazminatın (Davalı ...'un manevi tazminatın 10.000,00 TL'sinden sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın (Davalı ...'un en çok 8.000,00 TL 'sinden sınırlı olarak sorumlu tutulmasına); davacılar ... ve ... için 12.500,000'er TL manevi tazminatın (Davalı ...'un en çok 5.000,00'er TL 'sinden sınırlı olarak sorumlu tutulmasına) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken veya müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; davalı ... hakkında verilen karara yönelik her iki taraf da istinaf başvurusunda bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen 31.05.2018 tarihli kararın kesinleştiğini, bu nedenle Mahkemece yeni bir hüküm kurulmasının doğru olmadığını, kabul edilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, ortaya çıkan zarardan tüm davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan kusur oranına göre zarara hükmedilmiş olmasının doğru olmadığını, zarar tarihine en yakın veriler kullanılarak zararın belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili; davacıların talep dışına çıkarak bakıcı giderlerini talep etmesinin iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğunu, şirket yönünden verilen 07.09.2023 tarihli tefrik kararından dönülmesi gerektiğini, müvekkili tarafından yapılmış bir tazminat ödemesi olmadığından zamanaşımının kesilmediğini, dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin şirketin müdürü olmadığını ve sorumluluğu bulunmadığını, olayda esasen davacının kusurlu olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş nitelikte olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız fiil sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, şirket yönünden 07.09.2023 tarihli duruşmada ara kararla dosyanın tefrikine karar verildiğinin, müşterek müteselsil borçlular hakkında ayrı ayrı dava açılıp yürütülebileceğinin, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığının anlaşılmasına, hükme esas alınan raporların taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olmasına, davacıda meydana gelen bedensel zararın süregelen zarar niteliğinde olup, dava ve ıslah tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramadığının anlaşılmasına, davalı ...'in ceza davasında kusurlu bulunarak mahkumiyetine karar verilmiş olmasına ve ceza mahkemesinde verilen mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağının anlaşılmasına göre davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Davacı ...'in kısmen reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden 31.05.2018 tarihli kararda davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, İlk Derece Mahkemesince verilen 31.05.2018 tarihli karara karşı her iki tarafça İstinaf yoluna başvurulmadığı, dolayısıyla bu davalı hakkında verilen kararın kesinleştiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5-b bendinin hükümden çıkartılarak yerine; ''Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT 13. madde gereğince reddedilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan 63.708,48 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...'e ödenmesine'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz eden davacılar adli yardım kararı almış olduğundan, davacılardan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 90f3e90fd9f0146a ceece5ba4cd99fe7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı