3. Hukuk Dairesi 2024/310 E. , 2025/1305 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/301 E., 2021/202 K. DAVA TARİHİ : 21.02.2012 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde tarafların imzaladığı sözleşme gereği müvekkilinin toplam 250 m² imar parselli arsasını davalıya devrettiğini, bunun karşılığında 1. Etap Konut Adalarında üretilecek konutlardan hak sahibi olacağının kararlaştırıldığını ve T9-3B blok tipli 1 nolu dairenin tahsis edildiğini, davalı tarafından konut verilecek alan olarak 1. Etabın gösterildiğini, ancak davalının 1. Etap öncelikli proje alanı olarak belirlediği mahallin tamamını kur'aya açmayarak sadece belli bölgelerle sınırlı olarak kur'a çekme imkanı verdiğini, kottaki daireye yerleştirilen müvekkiline yönelik ifanın eksik ve gereği gibi yerine getirilmediğini, bu şekilde müvekkilinin hile ile aldatıldığı ve yanıltıldığını ileri sürerek; çekilen kur'aların müvekkili yönünden iptaline, öncelikle 1. Etaptan, olmadığı takdirde diğer etaplardan vaadedilen vasıflara uygun aynen ifa ile davalının mahkumiyetine, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıya terk edilen konut alanı ile tahsis edilen konut alanı arasındaki değer farkının tespit edilerek 20.000,00 TL kötü ifa tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini 75.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; inşaat alanının tamamının 1. Etap olup, 16. bölgenin de bu etap içerisinde olduğunu, sözleşmeye uygun şekilde konutun verildiğini, etabın kendi içinde bölgelere ayrıldığını, davacıya yapılan tahsis işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.05.2014 tarihli kararıyla; davacıya tahsis edilen konut 1. Etapta olmadığı gibi, davacının kendi arsasının bulunduğu mevkide de olmadığı, sözleşmede şerefiye payı alınmayacağı belirtilmesine rağmen bahçe katı dairelerin de kur'aya dahil edildiği gerekçesiyle; aynen ifa olanaklı olmadığından, davacıya tahsis edilen daire ile 1. Etaptan verilmesi gerekli daire arasındaki bedel farkı olan 75.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkeme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.06.2016 tarihli ilamıyla davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme yoluna gitmesi üzerine ise aynı Dairenin 01.03.2018 tarihli ilamıyla; davacının sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece, davalı ve davacının etapla ilgili iddia ve savunması üzerinde durularak, inşaat alanının tamamının kaç etaptan oluştuğu, kendi içinde bölgelere ayrılıp ayrılmadığı, davacıya verilen dairenin hangi etapta yer aldığının kesin ve somut delillerle tespit edilebilmesi için gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi marifetiyle açıklaması, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiğinden bahisle bozma ilamının kısmen kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bu yönden bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamındaki eksikliklerin giderilmiş olduğu, yargılama sonucunda da davacıya kura sonucu çıkan bağımsız bölümün değeri ile Keçiören tarafında yer alan ortalama bir dairenin değeri arasındaki farkın 75.000,00 TL olarak tespit edildiği, gerek bozma ilamı öncesinde yapılan yargılama ve gerekse bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmiş olduğu yargılamada da, davacının zararının aynı hesaplandığı gerekçesiyle ve tashihen; davanın ıslahla birlikte kabulü ile 75.000,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, hükmedilen miktarın 20.000,00 TL'sine dava tarihinden, 55.000,00 TL'sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davaya bakmakla îdari yargının görevli olduğunu, 1.Etabın 16 adet konut bölgesinden oluştuğunu ve davacıya da 1(bir) adet dairesinin sözleşme hükümleri gereği ve emsal kararlarda belirtildiği üzere 1.Etaptan verildiğini, yapılan noter kura çekilişinin mevzuat ve sözleşmeler doğrultusunda gerçekleştirildiğini, sözleşmede zemin ve bodrum katların kuraya dahil edilmeyeceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, sözleşme serbestliği ilkesi kapsamında imzalanan sözleşme doğrultusunda işlemlerin yapıldığını, ayrıca anılan sözleşme gereği iddia edildiği gibi davacıya verilecek konutun kendi arsası üzerinde olacağı gibi bir hususun da bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklı ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın öncelikle aynen ifa suretiyle giderilmesi, mümkün olmadığı takdirde bedel olarak tazmini istemine ilişkindir. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereği; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. Uyulan bozma kararı gereğince Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan kök raporda; önceki meclis kararlarında 1. Etap olarak nitelendirilen öncelikli proje alanına dair plan kararlarının incelendiği ve davacının sözleşme karşılığı verdiği arsalarının ve kurada kendisine çıkan dairenin bu sınırlar içerisinde yer aldığının tespit edildiği, ek raporda; 1. Etap olarak taraflar arası sözleşmede yer alan ifadenin hem Keçiören hem de Altındağ etaplarını ifade ettiği, 1.Etabın Keçiören ve Altındağ olarak belirlenmiş olduğu ve hak sahibi tarafa sözleşme gereğince taahhüt edilen 1.Etap Konut Adalarında konut tahsis edildiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bu durumda Mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme ile düzenlenen kök ve ek raporlar ile Dairemizin bu konudaki yerleşmiş içtihatları gözetilerek davacı tarafa taahhüt edilen şekilde 1.Etap Konut Adalarında yer alan konutlardan birinin tahsis edildiği, taraflar arasındaki sözleşmede zemin ve zemin altı (bodrum) katların kuraya dahil edilmeyeceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda davalının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde edimini yerine getirmiş olduğu gerekçesiyle, davacının değer farkından kaynaklanan tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,04.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 647d50505e902bbc 27bf3c3d73805a5b This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2024/310 E. , 2025/1305 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/301 E., 2021/202 K. DAVA TARİHİ : 21.02.2012 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde tarafların imzaladığı sözleşme gereği müvekkilinin toplam 250 m² imar parselli arsasını davalıya devrettiğini, bunun karşılığında 1. Etap Konut Adalarında üretilecek konutlardan hak sahibi olacağının kararlaştırıldığını ve T9-3B blok tipli 1 nolu dairenin tahsis edildiğini, davalı tarafından konut verilecek alan olarak 1. Etabın gösterildiğini, ancak davalının 1. Etap öncelikli proje alanı olarak belirlediği mahallin tamamını kur'aya açmayarak sadece belli bölgelerle sınırlı olarak kur'a çekme imkanı verdiğini, kottaki daireye yerleştirilen müvekkiline yönelik ifanın eksik ve gereği gibi yerine getirilmediğini, bu şekilde müvekkilinin hile ile aldatıldığı ve yanıltıldığını ileri sürerek; çekilen kur'aların müvekkili yönünden iptaline, öncelikle 1. Etaptan, olmadığı takdirde diğer etaplardan vaadedilen vasıflara uygun aynen ifa ile davalının mahkumiyetine, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıya terk edilen konut alanı ile tahsis edilen konut alanı arasındaki değer farkının tespit edilerek 20.000,00 TL kötü ifa tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla talebini 75.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; inşaat alanının tamamının 1. Etap olup, 16. bölgenin de bu etap içerisinde olduğunu, sözleşmeye uygun şekilde konutun verildiğini, etabın kendi içinde bölgelere ayrıldığını, davacıya yapılan tahsis işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.05.2014 tarihli kararıyla; davacıya tahsis edilen konut 1. Etapta olmadığı gibi, davacının kendi arsasının bulunduğu mevkide de olmadığı, sözleşmede şerefiye payı alınmayacağı belirtilmesine rağmen bahçe katı dairelerin de kur'aya dahil edildiği gerekçesiyle; aynen ifa olanaklı olmadığından, davacıya tahsis edilen daire ile 1. Etaptan verilmesi gerekli daire arasındaki bedel farkı olan 75.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkeme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.06.2016 tarihli ilamıyla davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme yoluna gitmesi üzerine ise aynı Dairenin 01.03.2018 tarihli ilamıyla; davacının sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verildikten sonra, Mahkemece, davalı ve davacının etapla ilgili iddia ve savunması üzerinde durularak, inşaat alanının tamamının kaç etaptan oluştuğu, kendi içinde bölgelere ayrılıp ayrılmadığı, davacıya verilen dairenin hangi etapta yer aldığının kesin ve somut delillerle tespit edilebilmesi için gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi marifetiyle açıklaması, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiğinden bahisle bozma ilamının kısmen kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bu yönden bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamındaki eksikliklerin giderilmiş olduğu, yargılama sonucunda da davacıya kura sonucu çıkan bağımsız bölümün değeri ile Keçiören tarafında yer alan ortalama bir dairenin değeri arasındaki farkın 75.000,00 TL olarak tespit edildiği, gerek bozma ilamı öncesinde yapılan yargılama ve gerekse bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmiş olduğu yargılamada da, davacının zararının aynı hesaplandığı gerekçesiyle ve tashihen; davanın ıslahla birlikte kabulü ile 75.000,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, hükmedilen miktarın 20.000,00 TL'sine dava tarihinden, 55.000,00 TL'sine ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davaya bakmakla îdari yargının görevli olduğunu, 1.Etabın 16 adet konut bölgesinden oluştuğunu ve davacıya da 1(bir) adet dairesinin sözleşme hükümleri gereği ve emsal kararlarda belirtildiği üzere 1.Etaptan verildiğini, yapılan noter kura çekilişinin mevzuat ve sözleşmeler doğrultusunda gerçekleştirildiğini, sözleşmede zemin ve bodrum katların kuraya dahil edilmeyeceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, sözleşme serbestliği ilkesi kapsamında imzalanan sözleşme doğrultusunda işlemlerin yapıldığını, ayrıca anılan sözleşme gereği iddia edildiği gibi davacıya verilecek konutun kendi arsası üzerinde olacağı gibi bir hususun da bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklı ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın öncelikle aynen ifa suretiyle giderilmesi, mümkün olmadığı takdirde bedel olarak tazmini istemine ilişkindir. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereği; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. Uyulan bozma kararı gereğince Mahkemece mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan kök raporda; önceki meclis kararlarında 1. Etap olarak nitelendirilen öncelikli proje alanına dair plan kararlarının incelendiği ve davacının sözleşme karşılığı verdiği arsalarının ve kurada kendisine çıkan dairenin bu sınırlar içerisinde yer aldığının tespit edildiği, ek raporda; 1. Etap olarak taraflar arası sözleşmede yer alan ifadenin hem Keçiören hem de Altındağ etaplarını ifade ettiği, 1.Etabın Keçiören ve Altındağ olarak belirlenmiş olduğu ve hak sahibi tarafa sözleşme gereğince taahhüt edilen 1.Etap Konut Adalarında konut tahsis edildiği yönünde görüş bildirilmiştir. Bu durumda Mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme ile düzenlenen kök ve ek raporlar ile Dairemizin bu konudaki yerleşmiş içtihatları gözetilerek davacı tarafa taahhüt edilen şekilde 1.Etap Konut Adalarında yer alan konutlardan birinin tahsis edildiği, taraflar arasındaki sözleşmede zemin ve zemin altı (bodrum) katların kuraya dahil edilmeyeceğine dair bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda davalının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde edimini yerine getirmiş olduğu gerekçesiyle, davacının değer farkından kaynaklanan tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,04.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 647d50505e902bbc 27bf3c3d73805a5b ... ...