3. Hukuk Dairesi 2024/2959 E. , 2025/3909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2126 E., 2024/1327 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 3. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi SAYISI : 2020/1 E., 2021/48 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli ve adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, adli yardım talebi kabul edilerek 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia eden davalının Siirt İcra Müdürlüğünün 2013/3059 E. sayılı takip dosyasına konu ettiği 12.04.2013 tanzim ve vade tarihli 2.500.000,00 TL meblağlı senet ile "... Senetlerine ..." ile müvekkili aleyhine toplam 2.697.739,73 TL'lik icra takibi başlattığını, söz konusu senedin sahte olduğunu, senette bulunan imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, davalı ile müvekkilinin birbirlerini hiçbir şekilde tanımadığını ve aralarında hukuki bir bağın bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine, haksız yere müvekkilini icraya vererek müvekkilini zarara soktuğu için tüm alacak miktarı üzerinden davalının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının taraf bahse konu bono üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile belirlenmiş olmasına rağmen kötü niyetli olarak "müvekkiline herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibine konu bono üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını" iddia ederek huzurdaki davayı açtığını, kıymetli evrak nedeniyle ortaya çıkan borç ilişkisinin asıl ilişkiden mücerret olup, kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, bononun bir ödeme aracı olup, illetten mücerret olarak alacağı takip hakkı verdiğini, davacı tarafın yazılı herhangi bir belge sunamadığı gibi, borcunun bulunmadığına yönelik iddiasını açıklayamadığını savunarak davacı tarafın kötü niyetinin sabit olması nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini ve davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; takip konusu senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunun birden fazla bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının davalı tarafa yemin teklif etmeyeceğini açıkça belirttiği, eldeki davada takibin durdurulması veya tahsil edilecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda bir ihtiyati tedbir kararı alınmadığı ve bu yüzden de alacaklının alacağını geç almasına sebebiyet verilmiş olmadığından kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı belirtilerek tüm dosya kapsamı ve yapılan incelemeler neticesinde davacının menfi tespit davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu bononun davacı tarafından imzalanmış olduğunun sabit olduğu, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı bir maddi olguyu tespit ettiğinden (dava konusu senet altında imzanın davacıya ait olduğu) ve ceza mahkemesince verilen beraat kararı suçun davalı/sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayandığından, bu karara dayanak olan bilirkişi raporunun hukuk hakimini kesin delil yönü ile bağlayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; senedin sahte olduğunu, imzanın kendisine ait olmadığını, davalının şufa davası ile kaybettiği arsaları müvekkilden geri almak için her türlü hukuk dışı iş ve işlemlere giriştiğini, bu nedenle değişik kişiler adına sahte senetler ile icra takipleri yaparak müvekkilin bu taşınmazlarını almaya çalıştıklarını, davalının malvarlığı araştırmasının yapılmadığını, davalının ceza yargılaması aşamasındaki beyanlarının dikkate alınmadığını, ispat külfetinin davalıda olduğunu, imza üzerinde tekrar inceleme yapılması gerektiğini ileri sürerek ve adli yardım talep ederek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) 72. maddesi uyarınca, dava konusu bono yönünden icra takibinden sonra açılan davadaki menfi tespit istemine ilişkindir. Dava konusu dayanak Siirt İcra Dairesinin 2013/3059 E. sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı alacaklı ... tarafından davacı borçlu ... aleyhine 12.04.2013 keşide ve vade tarihli 2.500.000,00 TL bedelli bono nedeniyle, 2.500.000,00 TL asıl alacak, 190.239,73 TL işlemiş faiz, 7.500,00 TL komisyon bedeli olmak üzere toplam 2.697.739,73 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/270 E., 2019/39 K. sayılı dosyasının incelenmesinde ise davalı aleyhine resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı dava açıldığı, hükme esas alınan ve çelişkiyi gideren dava konusu senet üzerindeki imza incelenmesine ilişkin Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 08.10.2018 tarihli raporunda; söz konusu imzanın ...'nin eli ürünü olduğunun bildirildiği, bu nedenle beraat kararı verildiği, davanın 27.09.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca senetteki imzaya karşı açılan Siirt İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/14 E. sayılı imzaya itiraz davasında da davanın aynı sebeplerle reddedildiği görülmüştür. Yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle kesinleşmiş yargı kararları ile imza incelemesine ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporuna ve davaya dayanak icra takibine konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğunun belirlenmesine ve kambiyo takibine konu bononun illetten mücerret olup kayıtsız şartsız borç ikrarı içermesine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Hükmü temyiz eden davacı adli yardım kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 66a8c90a7a9e086f 5c7f00bfd13fa676