3. Hukuk Dairesi 2024/2363 E. , 2025/1819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3518 E., 2024/501 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/207 E., 2022/352 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile 17.03.2014 tarihli hibe sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkilinin hibe şartlarını yerine getirdirdiğini ve davalı tarafından hibe bedelinin ödendiğini, hibe bedeline konu taşınmazın mahkeme kararı ile kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığını, davalı tarafından bu bedel üzerine ihtiyati haciz kararı alındığını ve bloke konulduğunu, ihtiyati haciz kararının dayanağı borç bildirim mektubunun ve ödeme emrinin kendilerine tebliğ edildiğini, davalının işlemlerine karşı idare mahkemelerinde davalar açıldığını, sözleşmeden kaynaklı borçlu olmadığına ilişkin Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın kabul edildiğini ve davalıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, kararın kesinleştiğini, idare mahkemelerinin vermiş olduğu aleyhe kararların Danıştay tarafından bozulduğunu, davalıya ödemek zorunda kalınan bedelin tahsili için ilamsız takip başlatıldığını, takipte asıl alacağa mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilerek talepte bulunulduğunu, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, davacının sözleşmenin şartlarını kabul ettiğini, hibe sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ve davacının fesih işleminin iptali için herhangi bir dava açmadığını, davacıya 6183 sayılı Kanuna uygun olarak borç bildirim mektubu ve akabinde ödeme emri gönderildiğini, davacının idare mahkemelerindeki yargılamalar devam ederken haklarında takip başlattığını, İYUK'nun 28. maddesine göre idari yargı kararını uygulamak için 30 günlük süresi olduğu halde, karar henüz kendilerine tebliğ edilmeden veya kararın uygulanması için idareye başvurulmadan ilamsız icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, icra takibine itiraz edildiği tarihte borçlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından takip konusu etmiş olduğu tutarın, davalı tarafından iddia ettiği miktarda ve hangi tarihte tahsil ettiğine ilişkin herhangi bir delil sunmamış olduğu, davacının takibe konu edebileceği tutar olarak kabul edilebilecek tek açıklamanın, davalının dava dosyasına sunmuş olduğu 10.02.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde bankaya hitaben yazılmış olan 29.06.2021 ödeme emri olduğu, davalının 29.06.2021 tarihli transfer emrinde davalının, davacıdan tahsil ettiği tutar olarak belirttiği 826.767,22 TL'nin davacı tarafından takipte talep edebileceği, dava konusu asıl alacağa 02.06.2017-30.06.2021 tarihleri arasında işlemiş faiz tutarının 303.739,70 TL olduğu, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı tarafından 30.06.2021 tarihinde icra dairesine yapılan ödemenin infaz sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, davacının, kesinleşmiş mahkeme kararı nedeniyle borçlu olmadığı tespit edilen ve davalı tarafça tahsil edilen meblağın istirdadını talep etmesi, öncesinde tekrar davalı kuruma başvuru şartının aranmaması, icra takibinde yasal faizin istenmesi, mahkemece de bu yönde hesaplama yapılması, alacağın işlemiş faiz alacağını da içermesi nedeniyle yargılamayı gerektirmesi, likit ve muayyen olmaması, mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması, yargılama esnasında yapılan ödemelerin infaz sırasında dikkate alınabilecek olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak davacı, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5944 Esas sayılı icra dosyası ile, 827.288.94 TL asıl ve 223.979,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.051.268,92 TL'nin davalıdan için icra takibi başlatılmış olması, mahkemece, hükmün gerekçe kısmında asıl alacak olarak 826.767,22 TL'nin talep edilebileceği belirtilmesine rağmen, hüküm kısmında icra takibinin devamına karar verilmek suretiyle, talep edilebilecek asıl alacak miktarı konusunda çelişkiye ve tereddüte neden olduğu gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, sair istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile, davalının icra müdürlüğü dosyasına yaptığı itirazın 826.767,22 TL asıl alacak ve 223.979,98 TL işlemiş faiz yönünden iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, davalı tarafından 30.06.2021 tarihinde icra dairesine yapılan ödemenin infaz sırasında icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin kararında 826.767,22 TL asıl alacağa hükmedildiği, ancak kesinleşmiş Mahkeme ilamında asıl alacağın 827.288,94 TL olarak tespit edildiğini, yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve icra inkar tazminatı verilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili; İYUK md. 28’e göre müvekkili davalı kurumun idari yargı kararını uygulamak için 30 günlük süresi olduğu halde, karar müvekkil Kuruma henüz tebliğ edilmeden veya kararın uygulanması için idareye başvurulmadan ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edildiği tarihte müvekkili kurumun borcunun olmadığını; kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden müvekkili kurum tarafından Ankara 13. İcra Dairesinin hesabına ilgili tutarın yatırıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan hibe sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Bunun için alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte olup, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dosyanın incelenmesinde, davacıya ödenmesi gereken alacak belirli olduğuna göre davacının alacağı likit olup, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp kararın bozulmasını gerekmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3-a-) numaralı bendinin ''...alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin ... reddine'' kısmı çıkartılarak yerine '' alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 165.353,444 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” sözlerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı adli müzaharet kararı aldırdığından harç verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ba5a664f943b50ba 1454198017b15c43