Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/2251 E., 2025/3236 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2251 E., 2025/3236 K. (11.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2251
Karar No
2025/3236
Karar Tarihi
11.06.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2251 E. , 2025/3236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/457 E., 2024/315 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 3. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/203 E., 2021/371 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekillerince temyiz, davacı vekilince katılma yoluyla temyiz edilmekle ve davalı ... Yapı Taah. İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti. (... Ltd.Şti.) vekili tarafından incelemenin duruşmalı yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan ... Ltd. Şti.'nin 02.08.2019 tarihinde taşınmaz devri konusunda anlaştıklarını, sözleşmeye istinaden, müvekkiline ait bir adet villanın devredildiğini, kapora olarak 70.000,00 TL'nin elden ödendiğini, kalan tutar için de davalı ... Ltd. Şti. lehine senetler düzenlendiğini, iş bu senetlerde müvekkilinin babasının da kefil sıfatıyla yer aldığını, söz konusu senetlerin davalı Şirket tarafından cirolanarak diğer davalı ...'a verildiğini, ... tarafından da ... İcra Müdürlüğünün 2020/2515 E. sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini, müvekkili tarafından, takip tarihinden önce toplam 427.271,50 TL ödeme yapıldığını, ayrıca takipten sonra kefil tarafından da 232.000,63 TL'nin icra dosyasına ödendiğini, yapılan bu ödeme ile birlikte müvekkilinin senetlere ilişkin borcu kalmadığını, ancak hala takipten önce ödemiş olduğu 360.000,00 TL tutar yönünden borçlu gözüktüğünü ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin icra dosyasından davalılara 360.000,00 TL borcu olmadığının tespit edilmesine ve bonoların iptaline, davalıların haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile müvekkili tarafından ödenmiş olan 360.000,00 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a (6502 sayılı Kanun) eklenen 73/A maddesi gereğince arabuluculuğun dava şartı olarak getirildiğini ve arabulucuğa başvurulmadan huzurdaki davanın ikame edildiğini, bu nedenle dava şartı yokluğu sebebiyle usulden davanın reddi gerektiğini, davaya konu bonoların yetkili hamil ... tarafından takibe konulduğunu, bu nedenle müvekkili Şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı taraf her ne kadar senet bedellerinin banka kanalı ile ödendiğini iddia etmiş ise de ödemelerin davaya konu edilen senetlere istinaden yapıldığına ilişkin açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurunun dava şartı olduğunu, arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın eldeki davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, bononun bağımsız borç ikrarını içeren bir kambiyo senedi olduğunu, davacı taraf her ne kadar senet bedellerinin banka kanalı ile ödendiğini iddia etmiş ise de ödemelerin davaya konu edilen senetlere istinaden yapıldığına ilişkin açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacının davalı Şirket ile konut satımına ilişkin akdedilen sözleşmede tüketici sıfatı ile hareket ettiği anlaşılmış olup davaya Tüketici Mahkemesi Sıfatı ile bakılarak yargılama yapıldığı, işbu davanın tespit hükmüne yönelik açıldığı, herhangi bir icrai ödeme hükmünün kurulmadığı anlaşıldığından eldeki menfi tespit davasında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa gidilmesinin gerekmediği, dosyanın esasına girilerek inceleme yapıldığı gerekçesiyle ve davanın kısmen kabulü ile; davacının icra takip dosyasından davalılara 360.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, takip konusu bonoların iptaline, davacının davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu ve davanın mahiyeti itibarı ile zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı, taksitli satış sebebiyle düzenlenen senetlerin nama düzenlenmesi gerektiği, dava konusu senetlerin 6502 sayılı Kanun'un 4/5 maddesine aykırı olduğu, davalıların kötüniyetli olduklarının davacı tarafça ispatlanamadığı, dava konusu senetlerin sadece davacı tüketici yönünden geçersizliğine karar vermek gerekirken dava konusu bonoların iptaline şeklinde hüküm kurulmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddine, davacının icra takip dosyasından davalılara 360.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, takip konusu keşidecisi ... olan kambiyo senetlerinin davacı yönünden geçersizliğinin tespitine, davacının davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz, davacı vekili katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları ancak içerik itibariyle aynı nitelikteki temyiz dilekçeleriyle; cevap dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrarla takibe konu bonoların satış sözleşmesine dayalı olarak düzenlendikleri konusunda bir açıklama bulunmadığı gibi bonoların metninde de satış (tüketici) sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığını, davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılarak uyuşmazlığın esası hakkında görevsiz mahkemece karar verilmesinin hatalı olduğunu, Tüketici Mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurunun dava şartı olduğunun belirtilmiş olması karşısında arabulucuya başvurulmadan dava açılması nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, bonoların iptaline karar verilmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir. 2. Davacı vekili; kötüniyet tazminatı taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstinaf ilamında takibe dayanak bonoların davacı müvekkil yönünden iptaline karar verildiğini, takipte yer alan Sıdkı Bayar'ın ilgili bonolarda müvekkili davacının kefili olarak yer aldığını, asıl borç ilişkisinin ortadan kalkması sebebiyle kefalet ilişkisinden de söz edilemeyecek olduğundan, ilgili bonoların kefil yönünden de iptal edilmeleri gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi hükmü uyarınca, taşınmaz satış sözleşmesi kapsamında verilen kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve takibe konu senetlerin iptali istemine ilişkindir. 1.7251 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile, 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinden sonra gelmek üzere “Dava şartı olarak arabuluculuk'' başlığıyla eklenen 73/A maddesi gereğince tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. 2.6502 sayılı Kanun'un 73/A-1.maddesinde a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar, b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar, c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar, ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklarda ise dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. 3. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin ikinci fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. 4. Somut olayın incelenmesinde; her ne kadar kararda davanın niteliği itibariyle 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesi gereği zorunlu arabuluculuğa başvurulması gereken uyuşmazlıklardan olmadığı belirtilmişse de, Kanun'un 73/A-1. maddesinde arabuluculuğa ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı tüketici uyuşmazlıklarının tahdidi olarak sayıldığı, menfi tespit davasının bu sayılan uyuşmazlıklardan olmadığı, yukarıda yer verilen hukuk kuralları gereği arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması durumunda davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, yanılgılı gerekçeyle davanın esastan karara bağlanmış olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. 2. Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371.maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı