3. Hukuk Dairesi 2024/1957 E. , 2025/3431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/267 E., 2024/630 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1066 E., 2023/947 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; ... Belediye Başkanlığının 30.01.2019 tarihli encümen kararı ile pazarlık usulü ihale sonucunda Samsun İli, ... İlçesi, ... , 12482 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, müvekkilinin dava dışı ... Belediye Başkanlığına yaptığı işlerin karşılığı olarak 1.200.000,00 TL'lik alacağını 01.02.2019 tarihinde mahsup dilekçesi ile davalıya devrettiğini, davalının dava dışı ... Belediyesine ödemesi gereken satış bedelinden 1.200.000,00 TL mahsup edilerek satışın gerçekleştirildiğini, davalının ise bu devir aldığı alacak ile taşınmaz için ödeyeceği paradan mahsuplaşma işlemi yaptığını, ... Belediyesi tarafından söz konusu taşınmaza 08.04.2019 tarihinde kamu haczi konulduğunu, ancak davalının 22.11.2019 tarihinde Belediyenin yeni yönetimi ile anlaşarak taşınmazın devrini dava dışı ... ve ... isimli şahıslara gerçekleştirdiğini, söz konusu arsanın satışının şahsın borçlarının bitimine kadar yapılamaması yönünde taahhütname olmasına rağmen ... Belediyesinin, arsanın devrini alan kişilerden bağış alarak müvekkilin zarara uğramasına yol açtığını, arsayı satın alan kişilerin kötü niyetli olduğunu ve arsanın satışının muvazaalı olduğunu, taraflar arasında yapılan uzlaşma görüşmeleri sonucu müvekkilinin davalıdan sadece 50.000,00 TL alabildiğini, geri kalan miktar için herhangi bir sonuç alamadığını, alacak miktarı olan 1.150.000,00 TL davalının uhdesine 01.02.2019 tarihinde geçtiğinden, bu tarihten itibaren ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek; başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişinin 25.09.2023 havale tarihli raporunda; davacı tarafın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre delil olma yeterliliğine sahip olan ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davalı ile ilgili herhangi bir muhasebe kaydına rastlanmadığı, ayrıca 2018 yılı açılış ve kapanış kayıtlarında da bu kişiden alacaklı olduğuna dair hiçbir kaydın bulunmadığı, dava dışı ... Belediyesinin yasal kayıtları incelendiğinde, ... Yapı İnşaat Taahhüt işletmesinin ... Belediyesinden alacağı olan 1.300.365,41 TL'den, 1.200.000,00 TL'nin yine ... Belediyesine borçlu olan davalının borcuna mahsup edilmiş olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, ... Belediye Başkanlığının 30.01.2019 tarihli ve 2019/31 sayılı encümen kararı ile pazarlık usulü ihale sonucunda Samsun İli, ... İlçesi, ... , 12482 ada 4 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tescil edildiği, davacının ... Belediye Başkanlığından alacağını mahsup dilekçesi ile davalıya devrettiği, davalının ise bu devir aldığı alacak ile taşınmaz için ödeyeceği paradan mahsuplaşma işlemi yaptığı, davalının borçlarının bitimine kadar taşınmaz satışının yapılamaması yönünde taahhütname olmasına rağmen, davalının taşınmazı dava dışı ... ve ...'ya devrettiği, davalının 1.150.000,00 TL'lik borcunu davacıya ödemediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle; davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin 1.150.000,00 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve şartları oluşmayan icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karar karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; alacak miktarı olan 1.150.000,00 TL'nin davalı uhdesine 01.02.2019 tarihinde geçtiğini, bu nedenle bu tarihten itibaren ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemece hususta herhangi bir gerekçe dahi sunulmadan asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, asıl alacak miktarı likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; davacının, müvekkilinin Belediyeye karşı olan borcunu bir iç üstlenme sözleşmesi yapmadan ödediğini, davacının Belediye ile aralarındaki icap kabule yönelik bir dış üstlenme sözleşmesi yapıldığını iddia ettiğini, dış üstlenme sözleşmesinin niteliği gereği üçüncü kişi yararına sözleşme kapsamında kaldığını, davacının müvekkilinin borcunu takas/mahsup yoluyla ödemesi TBK'nın 141. maddesindeki düzenlemeyle yasaklandığı için geçersiz olduğunu, bu sebeple davacının takas/mahsup işlemiyle yaptığı borç ifasının gerçekleşmediğini, davacının müvekkilin borcunu ödeme maksadıyla yaptığı dış üstlenme sözleşmesini hiçbir karşılık almadan gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının, tanımadığı bir kişinin yüksek miktardaki borcunu üstlenip, bu üstlenmeyi hiçbir yazılı sözleşme, belge, evrak, yazılı bir taahhüt ya da ödeme almadan yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının basiretli bir iş adamı gibi davranma sorumluluğuna aykırı davrandığını ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıya satılan taşınmaz için dava dışı satıcıya ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davacının dava dışı ... Belediyesinden alacağı olan 1.200.000,00 TL'nin, yine ... Belediyesine borçlu olan davalının borcuna mahsup edildiği, davalının devir aldığı alacak ile taşınmaz için ödeyeceği paradan mahsuplaşma işlemi yaptığı, satın alınan taşınmaz karşısında davacıya olan borcunu ödemediğinden davalının bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği, icra takibinden önce gönderilen usulüne uygun bir temerrüt ihtarı olmadığından işlemiş faize yönelik talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığının anlaşılmış olmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut olayda, taraflar arasında bir anlaşma ya da sözleşme olmaksızın, davalının dava dışı belediyeye olan borcunun davacı tarafından, Belediye’den olan alacağından mahsup ettirilmek suretiyle ödediği anlaşılmaktadır. Borcunun davacı tarafından ödeneceğine ilişkin davalı tarafından alacaklı Belediye’ye yapılmış bir bildirim bulunmadığı gibi, borcun davalının rızası alınarak ödendiği de ispat edilememiştir. 6098 sayılı TBK’nın “Borç İlişkilerinin Üçüncü Kişilere Etkisi” başlıklı bölümünde yer alan, “Alacaklıya halef olma” başlıklı 127. Maddesinde yer alan; “Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişi, aşağıdaki hallerde ifası ölçüsünde alacaklının haklarına halef olur: 1. Başkasının borcu için rehnedilen bir şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkı bulunduğu takdirde. 2. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin ona halef olacağı, borçlu tarafından ifadan önce alacaklıya bildirildiği takdirde. Diğer halefiyet hallerine ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” Şeklindeki düzenlemeden da açıkça anlaşılacağı üzere, önceden borçlu tarafından bildirim yapılmaksızın ve rızası alınmaksızın borçlunun borcunun alacaklıya ödenmesi ödeme yapan kişiyi o alacağa halef yapmaz. Düzenlemeden de görüleceği gibi bunun asgari koşulu, ya ödeme yapan kişinin üzerinde ayni hakkı olan bir taşınmazı rehinden kurtarmak için bu ödemeyi yapması ya da, ödeme yapmadan önce borçlu ile temasa geçerek ve borçlunun alacaklıya, bu borcun ödenmesi halinde ödeme yapacak kişinin alacaklıya halef olacağının bildirilmesi gerekir. Davaya konu olayda bu iki seçenekten her hangi biri bulunmadığından, kendi ihtiyarı ile gidip birinin borcunu ödemesi o kişiyi, ödenen alacağa halef yapmayacağından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesini isabetli bulmadığımdan, halefiyeti geçerli sayan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.