Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1524 E., 2025/1285 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1524 E., 2025/1285 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1524
Karar No
2025/1285
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/1524 E. , 2025/1285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2515 E., 2023/2787 K. DAVA TARİHİ : 24.10.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 11. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/668 E., 2021/116 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında 08/02/2016 tarihli Taşınmaz Satış Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkilinin 37 nolu bağımsız bölümü satın aldığını ve taşınmazın teslim tarihinin 30.05.2016 olarak belirlendiğini, taşınmazın müvekkiline teslim edilmeyerek mağduriyetine sebebiyet verildiğini, taraflar arasında imzalanan taşınmaz satış sözleşmesinin 3/6 maddesi uyarınca ''Daire teslimlerinin gecikmesi durumunda, satıcı firma, alıcı tarafa gecikme yaşanan her ay için 500,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt eder'' hükmünün yer aldığını, taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle mağduriyet yaşayan müvekkilinin zararların giderilmesi amacıyla en az mahalli piyasa rayiçlerine göre mahrum kalınan kira bedeli kadar alacağın bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını, şimdilik 1.000,00 TL sözleşmede belirtilen cezai şart ile şimdilik 1.000,00 TL gecikme tazminatı olmak üzere toplam 2.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacının yurt dışı adresinde oturduğu, taşınmazı konut edinmek amacıyla almadığı, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, davalının yabancı olduğu bu nedenle teminat dava şartının yerine getirilmesi gerektiği, müvekkilinin alt yüklenici olduğu, yapı ruhsatı sahibinin yapı denetim sözleşmesindeki hizmet bedellerini ödememesi nedeniyle söz konusu sözleşmenin yapı denetim şirketi tarafından feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle ilgili belediye tarafından inşaatın durdurulduğunu ve müvekkilinin yaklaşık 2 yıldır yapı ruhsatı sahibi, arsa maliki ve ana yüklenicinin yeni bir yapı denetim şirketi ile anlaşmasını beklediğini, arsa maliki ve ana yüklenicinin sorumluluklarını yerine getirmemesi ve inşaatın durdurulmasının müvekkilinin taşınmazı süresinde teslim edilmemesine sebep olduğunu, ana yüklenici ile müvekkili arasında imzalanan inşaatın teslimine yönelik sözleşmede inşaatın gecikmesinde alt yüklenicilerin kusurunun olmadığının kabul edildiğini, müvekkilinin kendisine kusur atfedilemeyecek bir nedenle oluşan gecikmeden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkiline taşınmazın tapusunun devredildiğini ve tesliminin yapıldığını, devir yapılmamış gibi hüküm kurulduğunu, sözleşmenin ayıplı olarak ifa edildiğini, iskan koşulları olmaksızın kullanıma zorlanamayacağını, sözleşme geçersiz olsa dahi rayiç kira bedeli istenebileceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gayrimenkul satış sözleşmesine dayalı konutun teslim edilmemesinden kaynaklı cezai şart ve gecikme tazminatı istemine ilişkindir. 1. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra, "Kapsam" başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3 üncü maddesinde; "Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak" tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 73 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Somut olayda; davacı ile davalı arasında akdedilen harici satış sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı şirketin projesinde yer alan 5. blok 37 nolu bağımsız bölümün satın alınmasının kararlaştırıldığı, davalının alt yüklenici olduğu anlaşılmakla, taraflar arasında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesi 1. bendi kapsamında tüketici işlemi olmadığı, dolayısıyla davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekirken, görevsiz mahkeme tarafından görülen davanın esastan incelenerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davacıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2-Bozma sebebine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 3- Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 4-Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı