Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1912 E., 2025/1288 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1912 E., 2025/1288 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1912
Karar No
2025/1288
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/1912 E. , 2025/1288 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/160 E., 2023/438 K. DAVA TARİHİ : 16.12.2011 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ile müvekkili şirket arasında Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi imzalandığını, davalı lehine düzenlenen kredi kartı ile yaptığı alışveriş veya çekimler karşılığı ödemekle yükümlü olduğu kredi kartı borcunu, hesap ekstrelerinin kendisine düzenli olarak tebliğ edildiği halde son ödeme vadelerinde ödemediğini, böylece temerrüde düştüğünü, tahsili için İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/12061 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirip, İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/12061 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, davalının %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davanın yetkisiz yerde açıldığını, davanın Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkilinin okur yazarlığının olmadığını, oysa davacı vekili tarafından açılan davanın dayanağı olarak dosyaya sunulan kredi kartı üyelik sözleşmesinin elle doldurulduğunu ve imzalandığını, davacı bankanın görevini yapmış olması durumunda kimlik kontrolü yapıp kimliğin üzerindeki soğuk damgayı inceleyip gerekli belgeleri kontrol etmesi durumunda bu sorunların olmayacağını bildirip, davanın Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, esas yönünden de davanın reddini, davacının %40 dan aşağı olmamak üzere icra tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 02.04.2013 tarihli kararıyla; sözleşme ile birden fazla yerin yetkili kılınması nedeni ile yetki anlaşmasının geçersiz olduğu bu nedenle genel yetki kuralı gereği yetkili icra dairesinde yapılan bir takip bulunmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 02.04.2013 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/31705 E., 2014/3111 K. ve 10.02.2014 günlü ilamı ile öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti gerektiği, zira sözleşmenin geçerli olması halinde, yetkiye ilişkin anlaşma da sözleşme ve takip tarihi itibari ile geçerli bir yetki anlaşması olacağı, bu nedenle mahkemece kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı ile kredi kartı sözleşmesinin geçerliliği tespit olunarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak 08.12.2015 tarih 2014/224 E., 2015/483 K. sayılı karar ile; grafoloji ve sahtecilik uzmanları bilirkişiler marifetiyle yapılan inceleme neticesinde sözleşmedeki imzanın davacı eli ürünü olmadığı belirlenmiş, davacının kimlik bilgileri kullanılarak sözleşme yapıldığı, buna göre taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/3505 E., 2019/170 K. ve 16.01.2019 günlü ilamı ile; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki imza incelemesine esas belgeler arasında sözleşme tarihinden önce samimi olarak atılmış belge asılları bulunmadığı, ayrıca bir kısım belgelerin fotokopi olduğu, fotokopi belgeler üzerinde yapılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen rapor hükme esas alınamayacağı nedenleriyle, mahkemece sözleşme tarihinden önceki döneme ait davalının imzalarını içeren belge asılları getirtilerek yeniden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sözleşmedeki imzanın davacı eli ürünü olmadığı belirlenmiş, davacının kimlik bilgileri kullanılarak sözleşme yapıldığı, buna göre taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı anlaşılmış olup, bu sözleşme nedeniyle oluşan borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; varlık şirketi olup harçtan muaf olduklarını, ATK raporunda imzalar arasında benzerlik olduğu ancak davalının eli ürünü olup olmadığı ile ilgili kanaat bildirilmediğini, diğer grup imzalar için kanaat bildirmesinin çelişkiye sebebiyet verdiğini, eksik inceleme yapıldığını, davalı müteveffa ile yasal düzenlemeler çerçevesinde sözleşme imzalandığını bu nedenlerle kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kredi kartı borcu nedeni ile davalı hakkında başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, bozma doğrultusunda bilirkişi raporu aldırıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacı, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. ve 143/5. maddesi gereğince her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olması gerekirken, harç alınmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı (6100 sayılı Kanunun) eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile; temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının ikinci bendi hükümden çıkartılarak yerine "Davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın talep halinde davacıya iadesine" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,03.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı