3. Hukuk Dairesi 2023/4227 E. , 2025/431 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1409 E., 2023/392 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2010/222 E., 2021/200 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; 01.07.2006 tarihli "ortaklık sözleşmesi" uyarınca davalılar ile maden işletmek üzere kurulan ortaklığa müvekkilinin 750.000 Euro nakit sermaye getirerek ortaklığa maden ruhsatını sermaye olarak getirmeyi vadeden davalı ...'a ödediğini, davalı ... ile başka ticari ilişkileri de olduğunu, 01.07.2007 tarihli ortaklık ilişkisinin davalı paydaşlar tarafından en başından itibaren engellendiğini, işletilmediğini, eylemsel olarak hiç yaşama geçirilmediğini, maden işletmesinin ortaklık çıkarlarına uygun olarak işletilmek üzere teslim edilmediğini, dolayısıyla ortaklığa getirilmesi gereken sermayenin eda edilmediğini, davalı ...'ın ortaklığı temsil ve yönetim yetkisi olmamasına rağmen diğer davalının desteğini sağlayarak ortaklığı fiilen yönettiğini, kişisel çıkarları için gerçekte var olmayan ortaklık ilişkisinin suistimal edildiğini, ortaklık sözleşmesinde açıkça yazmasına rağmen hiçbir kararın davacıya danışılarak alınmadığını, faaliyetlerin raporlanmadığını, davalıların davacıyı kadar hep oyaladıklarını, davalı ...'ın haricen gerçekleştirilen tüm ticareti kendi nam ve hesaplarına yaptığını, gerçek hasılat ve kârın ortaklıktan kaçırıldığını, ortaklığın hiç hayata geçmediğini ileri sürerek ortaklımın feshinin tespitini, aksi halde feshi, ortaklık için konulan sermaye payının olduğu gibi iadesini, ortaklığın tasfiyesini, iade edilecek sermaye payının davalılara ödendiği günden itibaren işleyecek reeskont faiziyle tahsilini, ortaklığa ve davacıya verdiği zararlara karşılık şimdilik kaydıyla 20.000,00 TL tazminatın davalılardan müşterek müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili; ortaklık sözleşmesince ödemesi gereken parayı diğer davalıya ödediğini ancak köylülerin girişimleri sonucu mahkeme kararı ile bir süre üretimin durduğunu, kriz sonucu maliyetlerin artması ve üretilen malın değerinin düşmesi nedeniyle aldığı ortaklıktan ayrılma kararını diğer ortaklara bildirdiğini, davacı ve davalı ... tarafından davacının %25 hissesine sahip olduğu Som Nakliye Tekstil Maden. Eml. Pet. Ltd. Şti. (SOM) adıyla yeni bir ortaklık oluşturulduğunu, davalının adi ortaklık için verdiği 500.000,00 TL bedelli teminat çekini ortaklıktan ayrıldığı için bankadan aldığını ve yerine yeni ortaklığın ortaklarına ait çekin bankaya ibraz edildiğini, yeni kurulan şirketin kuruluş amacının bu maden ocağının işletilmesi olduğunu, bir süre işletildiğini, davacının bizzat maden ocağında çalıştığını ancak şirketin yeni ortaklarının mali sıkıntıya girmesi sebebiyle faaliyetlerinin durduğunu, ortaklığın tarafların anlaşması ile sonlandığını ve şekil şartına bağlı olmadığını, ortaklıktan aynlırken bu ortaklığa sermaye olarak koyduğu 375.000 Euro parasını alamadığını, ortaklığın ittifakla sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklığın fiilen faaliyete geçmediği ve ortaklardan davalı ...'in adi ortaklıktan ayrıldığı, davacı ve davalı ...'ın ise hisselerini adi ortaklıktan SOM şirketine aktardıkları, ortaklığın ittifakla sona erdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ortaklık sözleşmesinden davalılardan ...'ın %95 oranında hissedarı olduğu ... şirketine ait kum ve çakıl ocağı işletmesine davacı ve davalılardan Malik'in nakdi sermaye koyarak ortak olduklarının anlaşıldığı, SOM şirketinin kurucu ortakları arasında davacının da bulunduğu, şirketin 06.11.2007 tarihinde kurulduğu, bu şirkete 24.01.2008 tarihinde ... şirketi tarafından kum ve çakıl ocağı işletme ruhsatının devredildiği, adi ortaklığın ortaklar tarafından tasfiye edildiği, davacının tasfiye payının yeni kurulan SOM şirketine hissedar olarak değerlendirildiği, bu şirket hakkında açılmış bir dava bulunmadığı ve maddi tazminat istemli davanın tamamının reddi halinde vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısım ikinci bölümüne göre davalı yararına maktu vekalet ücreti tayininin yerinde olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı ...'in ortaklıktan ayrılması ya da ortaklığın sonlandırılması yönünde oybirliği ile alınmış her hangi bir karar olmadığını, davalılarca bu hususun ispatlanmadığını, ortaklık sözleşmesinde yazı altına alınma şartı düzenlendiğini, farazi yaklaşımlarla karar verildiğini, yeni kurulan SOM şirketinin adi şirket işlerinden tamamen bağımsız olduğunu, sermayesinin nakden ödendiğini, kurucularının tacir olduğunu, bu şirketin adi ortaklığın devamı olmak üzere kurulduğu sonucuna ulaşılamayacağını, yazılı kuruluş belgelerinin aksinin ispatlanması gerektiğini, davacının maden ocağında kullanılıp da ... şirketine ait olan tüm ekipmanın %25’ini 375.000 Euro ödeyerek satın aldığını ve buna ilişkin yazılı belgenin sunulduğunu, bu sözleşmede de adi ortaklık sözleşmesine gönderme yapılmadığını, aralarında bağ olmadığını, adi şirket nakit sermayesinin tasfiyesinin zorunlu olduğunu, nakit sermayenin davalı ...'ın tasarrufunda kaldığını, davalı ...'ın sorumluluğu olduğunu, maden ruhsatının değeri dahil olmak üzere adi ortaklığın tasfiyesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. 1. Taraflar arasındaki ortaklık sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (BK) 520. maddesi "Şirket bir akittir ki onunla iki veya daha ziyade kimseler, saylerini ve mallarını müşterek bir gayeye erişmek için birleştirmeği iltizam ederler. Bir şirket, Ticaret Kanunu'nda tarif edilen şirketlerin mümeyyiz vasıflarını haiz değil ise bu bap ahkâmına tabi adi şirket sayılır." şeklinde olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 620. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verilmiştir. Maddenin lafzından anlaşıldığı üzere, adi ortaklık sözleşmesi, en basit tanımı ile iki ya da daha fazla gerçek veya tüzel kişilerin emeklerini veya mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olup; diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, diğerinin kabiliyet ve şahsına güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, ortak amacın gerçekleşmesini sağlayarak katılım paylarını ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. 2. Ortaklığın varlık sebebi olan amaç birlikteliğinin bir sonucu olarak, ortaklar arası ilişki karşılıklı güven ve iyi niyet temeline dayanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 10.04.1991 tarihli ve 1991/13-76 E., 1991/199 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; ortaklar öteki sözleşmelerden tamamen farklı şekilde, emeklerini ve katılım paylarını ortak bir amaç için birleştirdiklerinden, aralarında sıkı bir işbirliği kurulur ve güvene dayanan bu işbirliği ilişkisi nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etmek, ortakları zarara uğratmamak durumdadırlar. Buna bağlı olarak, adi ortaklığa esas doğruluk ve güven ilkesi, kanunda açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen, ortakların sadakat ve eşit işlem borcunu da beraberinde getirir. Sadakat borcu gereği ortaklar müşterek amacı engelleyen her türlü davranıştan kaçınmalı, sadece kendi menfaatlerini değil ortaklığın amacını koruyabilmek için diğer ortakların menfaatlerini de gözetmelidir. Eşit işlem borcu da, ortaklara ortaklıkla ilişkilerinde iradi olarak eşit olmayan bir şekilde davranılmaması anlamına gelir ve tıpkı sadakat borcu gibi doğruluk ve güven ilkesinin adi ortaklığa özgü tezahür şeklidir. 3. Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık mal varlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, katılım payları ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kâr ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. 4. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1. maddesi "Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir." hükmü uyarınca dava tarihinde 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte ise de, eldeki uyuşmazlığa yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 620 ve devamı maddelerinde yer alan tasfiye hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 5. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. 6. Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir: a) Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli, b)İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı, c)Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru, tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. 7. Somut olayda; davacı ve davalılar arasında imzalanan "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede sözleşmenin konusu; Antalya, Merkez, Yeşilkaraman köyünde bulunan, 20056320 numaralı, sahibi ... şirketi olan maden arama ruhsat sahasına kum ve çakıl ocağı yapılması ve işletilmesi işi olarak tanımlanmış, sözleşmenin "genel şartlar" kısmında orlaklığın oluşması için davalı ...'a diğer davalı ...'in 1/6 hisseye karşılık 375.000 Euro , davacının 2/6 hisseye karşılık 750.000 Euro elden ödeme yapacakları belirtilmiştir. Sözleşmenin "özel şartlar" kısmının 1. maddesinde " Ocak kurulması aşamasındaki ve işletilmesi süresindeki ortaklıkça karşılanacaktır.", 2. maddesinde " İşletmenin tüm gider ve gelirleri ayrı bir cari hesapta takip edilecek ve 3'er aylık ay bazında raporlar hazırlanıp, ortakları sunulacaktır. Daha sonraki gider ve gelir için alınacak kararlar 3'er aylık toplantılarda yazı altına alınıp konsensus sağlandığı takdirde uygulamaya koyulacaktır.", 3. maddesinde " ... ve ... yapılan iş bu ortaklık mukavelesinde yanlıca Antalya ... Nakl. İnş. Taah. Mad. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ne ait ocak işletmesine ortaklardır. Bunun dışında adı geçen şirketin diğer hiçbir işine ortak değillerdir." hükümlerine yer verilmiş, taraflarca imzalanmış olup tarafları bağlayıcıdır. 10. Davacı tarafından yukarıda bahsi geçen ortaklık sözleşmesi kapsamında davalı ...'a 750.000 Euro ödeme yapıldığı ileri sürülmüş, 600.000 Euro bakımından ödeme belgeleri sunulduğu gibi davalı ... tarafından da ikrar edilmiştir. 11. Taraflar arasında ortaklığın ittifakla sona erdirildiğine dair yazılı delil sunulmamış, adi ortaklığın yeni kurulacak bir şirketle sona ereceği yahut yeni bir şirket kurulana kadar geçerli olacağına dair hükme de adi ortaklık sözleşmesinde yer verilmemiş, davacı ile davalı ... arasında imzalanan "Anlaşma" başlıklı 18.09.2007 tarihli sözleşmede ve SOM şirketinin kuruluşuna dair belgelerde taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesine atıfta bulunulmamış, davacı tarafından adi ortaklık payına karşılık 18.09.2007 tarihli sözleşmenin imzalandığı yahut yeni kurulan SOM şirketine ortak olunduğu savunmalarına yönelik yazılı delil ibraz edilmemiştir. Yine davalı ..., adi ortaklıktan tarafların oybirliği neticesinde ayrıldığını ispat edememiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince; davacının talebinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin olduğu ve 600.000 Euro sermaye getirdiği dikkate alınarak tasfiye hükümlerinin uygulanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile ortaklığın ittifakla son bulduğu ve davacının ortakları da adi ortaklık ile aynı olmayan SOM şirketine ortak olduğu ve ortaklık payının bu şirketteki ortaklığa aktarıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4bae3b94de6ce034 2059ab387b7f42d6