Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/9409 E., 2025/1986 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/9409 E., 2025/1986 K. (25.02.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9409
Karar No
2025/1986
Karar Tarihi
25.02.2025
Konu
Boşanma

2. Hukuk Dairesi 2024/9409 E. , 2025/1986 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2090 E., 2024/2098 K. DAVA TÜRÜ : Ziynet Alacağı İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/302 E., 2024/187 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalılar vekili tarafından ek karar ile asıl kararda davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı kadın tarafından boşanma talebi ile birlikte açılan ve tefrik edilerek görülen ziynet alacağı davasında; ıslah dilekçesi ile ziynet eşyalarının aynen iadesine, kabul edilmemesi halinde fiili ödeme tarihindeki güncel bedellerinin (365.723,00 TL) davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda delillerin süresinde sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kadın vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, delilleri sunmak için usule uygun süre verilmediği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra, İlk Derece Mahkemesi davanın kısmen kabulü ile yazılı ziynet eşyalarının aynen iadesine, bunun mümkün olmaması halinde 365.723,00 TL’nin 5.600,00 TL’sinin dava tarihinden, 360.123,00 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş olup her iki taraf yararına da 56.858,45 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı kadının ıslah dilekçesi ile aynen iade, bunun mümkün olmaması halinde fiili ödeme tarihindeki bedeli talep ettiği, fiili ödeme tarihindeki bedele hükmedilemeyeceğinden sadece aynen iade kararı verilmesi ile yetinilmesi gerektiği belirtilerek kadının istinaf talebinin kabulü ile kararın ziynet alacağını düzenleyen 1. bendinin kaldırılmasına, yerine yeniden hüküm oluşturmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, toplam değeri 365.723,00 TL olan ziynet eşyalarının davalılar tarafından davacı kadına aynen iadesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, hükmün diğer bentlerinin aynen muhafazasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı kadın vekili 22.10.2024 tarihinde tavzih talebinde bulunmuştur. Tavzih talebi ile kararda miktar olarak reddedilen kısım olmadığı halde İlk Derece Mahkemesi kararında davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilerek hükmün bu yönden düzeltilmesi talep edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 23.10.2024 tarihinde ek karar verilerek kadının hükmün tamamlanması talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1. ve 4. bentlerinin kaldırılarak yerine yeniden hüküm tesisine, (diğer bentlerin aynen muhafazasına), 1. bent yerine geçmek üzere davanın kabulü ile tek tek ziynet eşyaları maddelenerek toplam değeri 365.723,00 TL olan ziynet eşyalarının davalılar tarafından davacıya aynen iadesine, 4. bent yerine geçmek üzere: davalılar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Asıl karar ve ek karar birlikte olacak şekilde taraflara tebliğ edilmiştir. Asıl ve ek karar yönünden davalılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Hükmün tavzihi” başlıklı 305 inci maddesinde “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” ve “Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü” başlıklı 306 ncı maddesinde “(1)Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” denilmektedir. Davalılar vekili 21.10.2024 tarihli dilekçesi ile davalıların hükmedilen miktardan ne şekilde sorumlu olduklarının açıklanmadığı, müştereken ve müteselsilen ödemeye ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığı belirtilerek tavzih talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin tavzih talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Bununla birlikte tarafların tavzih talepleri karşı tarafa tebliğ edilmemiştir. Böylelikle yukarıda yazılı maddeler ışığında usule uygun bir tavzih incelemesi yapılmamıştır. Tavzih talebi, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren Mahkemeden istenebilir. Cevap süresi İlk Derece Mahkemesince belirlenerek dilekçenin bir nüshası karşı tarafa tebliğ edilir. Karşı tarafın cevabı da tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. 6100 sayılı Kanun'un 306 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 306 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca gerekli görüldüğü takdirde duruşma da yapılmak suretiyle tavzih talebi hakkında bir karar verilmesi gerekir. Davalılar vekili, davacı vekilinden daha önce tavzih talebinde bulunmasına rağmen bu talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmediği gibi davacı kadının tavzih talebi yönünden ise incelemenin usule uygun yapılmaması doğru görülmemiş ve bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın kaldırılması gerekmiştir. Tarafların tavzih talepleri hakkında usule uygun tavzih incelemesi yapılarak bir ek karar verilmesi gerekmektedir. Verilecek ek kararın temyiz edilmesi halinde ve/veya temyiz edilmemesi halinde, davalılar vekili tarafından sunulan eldeki temyiz dilekçesi ile asıl karar da temyiz edildiğinden, dosyanın her halukarda Dairemize gönderilmesi gerekmektedir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.10.2024 tarihli ek kararın bozularak ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Asıl karar yönünden incelemenin, tarafların tavzih taleplerinin incelenmesinden sonra yapılacak olması nedeniyle sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı