Yargıtay Kararları › Yargıtay 12. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/7530 E., 2025/6178 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7530 E., 2025/6178 K. (13.10.2025) – Çek

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7530
Karar No
2025/6178
Karar Tarihi
13.10.2025
Konu
Çek, Fesih

12. Hukuk Dairesi 2025/7530 E. , 2025/6178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 13.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye Dr....'in ve Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; Şikayetçi borçlu vekili diğer fesih sebeplerinin yanında kendisine gönderilen satış ilanı tebligatının usulsüz olduğunu, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatın “en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerektiği halde tebligat mazbatasında tebligatın herhangi bir kişiye bildirilmediğinin anlaşıldığından usulsüz olduğu” bu hususun başlı başına bir fesih nedeni olup, ihalenin feshedilmesini talep etmiştir. Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrası; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenlerin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermektedir. Söz konusu hüküm, bu şekliyle iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki "adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Tebligat görevlisi tarafından belirtilen adrese gidildiğinde adresin doğru olduğu ancak muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmadığının tespit edilmesi halinde tebliğ imkansızlığı, adreste bulunan kimseler tarafından tebliğ evrakının kabulden kaçınılması halinde ise tebellüğden imtina söz konusu olur. MERNİS adresi şerhi verilerek yapılan tebliğler (TK m. 21/2) hariç, muhatap ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması veya tebellüğden kaçınılması halinde tebliğ işlemleri Tebligat Kanunu’nun 21/2. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1. ve 35/f maddelerinde öngörüldüğü şekilde yapılmalıdır. Aksi halde tebligat usulsüz olur(Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s.347-348). Muhatabın ya da muhatap adına tebliği almaya yetkili diğer kimselerin adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasında Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin 1. fıkrası; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanunu'nun "Tebligat mazbatası" başlıklı 23. maddesinde, tebliğin mazbata ile tevsik edileceği belirtildikten sonra bu mazbatanın ihtiva etmesi lazım olan hususlar düzenlenerek, 7. bendinde; "21 inci maddedeki durumun tahaddü halinde bu hususlara muttali muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi"nin tebligat mazbatasına yazılması zorunlu kılınmış, benzer şekilde Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi" başlıklı 35/1-f maddesinde "30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi hâlinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi"nin tebligat mazbatasına yazılacağı hüküm altına alınmıştır. Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Burada tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Yönetmeliğin 35/1-f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Muhatap veya yerine tebligat yapılacak kimseyi bulamayan tebligat memuru, önce o kimsenin sürekli mi geçici mi o adreste bulunmadığını ve bulunmama sebebini doğru şekilde araştırmakla yükümlüdür. Bu araştırma, özellikle muhatabın geçici belirli bir süre mi, yoksa tamamen mi adresten ayrılmış olup olmadığını tespit bakımından önemlidir. Böyle bir araştırma yapmadan ve bunu tutanağa geçirmeden, bir tebligat yöntemi belirlemek mümkün ve doğru değildir. Zira, muhatabın adreste geçici olarak bulunmaması ile tamamen ayrılmış olması hâlinde izlenecek tebligat usulü birbirinden farklıdır(Hanağası, E./Özekes, M.: Yargı Örgütü ve Tebligat Hukuku, Eskişehir 2017, 3. B., s. 120). Muhatabın tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi hâlinde ancak; maddede sayılan kişilerden birisine, imza karşılığı tebliğ edilip 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün tespiti hâlinde ise Yönetmeliğin 30. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Tebliğ tutanağında; beyanına başvurulmuş olup da isim ve imzadan imtina etmiş komşunun ad ve soyadının belirtilmemesi, haber bırakılan komşunun isminin, kim olduğunun, imzadan imtina edip etmediğinin tebliğ memuru tarafından tutanağa yazılıp imzalanmaması hâlinde tebliğ işlemi, Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Kanunu Yönetmeliğinin 30/1. maddesine hükümlerine göre usulsüz olur(Muşul, s. 359). Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre, yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, 2 numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. Hemen belirtilmelidir ki, tebligat ile ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemi olmakla, gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak Kanun ve Yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Somut olayda şikayetçi borçluya TK 21/1. maddesine göre tebliğ edilen satış ilanı tebligat mazbatası incelendiğinde; adresin kapalı olması sebebiyle kapıcı ...’den sorulduğu, “işe” gittiğini sözlü beyan etmesi üzerine tebliğ imkansızlığı sebebiyle tebliğ evrakının ... Mahalle Muhtarlığına teslim edilmiş olup, düzenlenen 2 nolu haber kağıdının adresteki evin binasının kapısına yapıştırıldığı ancak haber verilen kişinin isminin yazılı olmadığı görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere Tebligat Kanununun uygulanmasına dair Yönetmeliğin 31/1-a maddesine göre “muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmadıkları halinde aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre “(a) bendinde belirtilen hallerin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru tebliğ olunacak şerhe keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.” hükmünü ESAS NO : 2025/7530 düzenlemiştir. Söz konusu satış ilanı tebligatının da haber verilen komşu ismi yazılmadığından 22.05.2023 tarihli işlemi usulsüzdür. Tebligat mazbatasının metni çerçevesi dışında yan tarafa “...” isminin yazılı olması ...’e tebligatın haber verildiği şeklinde yorumlanamaz. Borçluya gönderilen satış ilanı tebliği usulsüz olup, bu husus tek başına ihalenin feshi sebebi oluşturduğundan, ihalenin feshine karar verilmesi gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumuzdan, kararın onanması yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.13.10.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 28e8b9e529787134 6823c80005aaa627

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı