Yargıtay Kararları › Yargıtay 12. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/3904 E., 2025/6548 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3904 E., 2025/6548 K. (21.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3904
Karar No
2025/6548
Karar Tarihi
21.10.2025

12. Hukuk Dairesi 2025/3904 E. , 2025/6548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.2024 tarih ve 2022/421 E.-2024/4 K. sayılı ilamında hükmedilen alacakların tahsili için adi yazılı temlik belgesi ile başlatılan ilamlı takipte, temlik alanın ilamın tarafı olmadığını, alacaklı sıfatı bulunmadığını, 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetim Kontrol Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca ödeme yapılabilmesi için temliknamenin noter onaylı olması gerektiğini ileri sürerek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince temlik alacaklısı tarafından temliknamenin UYAP'a 14.02.2024 tarihinde kaydedilip takip başlatıldığı, temlik sözleşmesinin icra dosyasına sunulması ile temlik alanın temlik edenin haklarına sahip olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf yoluna başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği görülmektedir. Borç ilişkisinin tarafları alacaklı ve borçlu olmak üzere iki taraftan ibaret olup takipte alacaklı ve borçlu olarak gösterilen kişilerin maddi hukuk bakımından da alacaklı veya borçlu olması gerekir. Sıfat, takibin sonuçlandırılması için gerekli olan bir maddi hukuk şartıdır. Alacaklının takip konusu alacak üzerinde tasarruf ehliyeti yoksa gerçekte alacaklı sıfatına haiz değildir. Taraf ehliyeti ve takip ehliyeti takibin zorunlu unsurlarıdır. Bazı hallerde, mevcut alacağın alacaklı tarafının değiştirilmesi mümkündür. Alacağın temliki ile ilgili hükümler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183. ve 184. maddelerinde yer almış olmakla birlikte bu konuda bir tanıma yer verilmemiştir. Türk Borçlar Kanun'nun 183. maddesinde; kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklının, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebileceği düzenlemesi mevcut olup, alacağı temlik alan üçüncü kişi alacakla ilgili olarak temlik edenin bütün haklarına sahip olmaktadır. Mevcut borç ilişkisinde alacaklı tarafın değişerek 3. bir kişi olması hususu alacağın temliki ile mümkün olmaktadır. Bu bağlamda alacağın temliki, alacaklı ve 3. kişinin ortak iradeleri ile ivazlı ya da ivazsız şekilde,yazılı şekil şartına bağlı,tek taraflı kazandırıcı nitelikte, borç ilişkisine taraf olan borçlunun iradesine ve rızasına ihtiyaç duyulmadan yapılması mümkün bir devir işlemidir. Alacağın temliki işleminin geçerli sayılması bakımından kanun koyucu bir takım şartlar aramıştır. Buna göre temlik işlemi yukarıda da belirtildiği gibi, adi yazılı şekilde, temlik edenin imzası alınmak koşuluyla ve yasa, ilgili sözleşmeler yahut işin niteliği gereğince taraflar arasında yasaklı olmayan hallerde yapıldığında geçerlilik kazanacaktır. Öte yandan Hukuk Genel Kurulunun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas-1997/776 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "...ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür, diğer bir anlatımla hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Dar yetkili icra mahkemesi hakimi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir." Somut olayda; icra takibine dayanak ilamdaki alacakları temlik alan ...'ın, ilama ve 14.02.2024 tarihinde UYAP'a kaydedilen adi yazılı temliknameye dayanarak borçlu hakkında örnek 4-5 ilamlı takip başlattığı, takip alacaklısının ilamın tarafı olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, adi yazılı temlikname icra dosyasına sunulduğu tarihten itibaren sonuç doğurur ise de; mahkeme ilamı ile lehine hükmedilen alacakları yalnız alacaklısı takibe koyabilir, ilamdan kaynaklı alacaklar, adi yazılı temlik sözleşmesi ile devralınarak ancak ilamsız takip yoluyla tahsil edilebilir. O halde; İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 18.03.2025 tarih ve 2024/1172 E.-2025/403 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 24.06.2024 tarih ve 2024/407 E.-2024/663 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0fdac2ac3526292e 1c144de2aec365c0

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı