12. Hukuk Dairesi 2025/3614 E. , 2025/5533 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 23.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. ...'in Karşı Oy Yazısı; İİK’nın 134. maddesinin son fıkrasına göre “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır” İİK’nın 135. maddesinin birinci fıkrasında ise “Taşınmaz alıcıya ihale edilip bedeli alındıktan sonra alıcı namına tescil edilmesi için 134’üncü maddede yazılı müddete riayet edilerek tapuya müzekkere yazılır.” İhalenin feshi talebinde bulunabilecek azami sürenin başlangıç tarihi ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihtir. İİK’nın 134. maddesinin ikinci fıkrası maddede sayılan kişilerin “ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde ihalenin feshinin icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteyebilirler” hükmünü düzenlenmektedir. Ancak 134. maddenin 9. fıkrası hükmüne göre, satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti itila tarihinden başlar. Şu kadar ki bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez. Somut olayda 13.04.2022 tarihli ihalenin feshi isteminin süreden reddine karar verildiği kararın 22.02.2023 tarihinde kesinleşmesi üzerine ihale alıcısının tahliye emri gönderilmesini talep ettiği icra memurluğunca 10.03.2023 tarihinde borçluya yeniden şikayete konu tahliye emrinin gönderildiği görülmektedir. Şikayetçi borçlu icra mahkemesine sunduğu 07.04.2023 tarihli dilekçesinde, ihaleye fesat karıştığını, fesadı henüz öğrendiklerini fesat nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesini icra mahkemesinden talep etmiş olup fesadı öğrenme tarihine göre süresinde olan bu dava derdest olduğundan ihalenin kesinleştiğinden söz edilemez. Daha önce açılan ihalenin feshi istemi süreden red edilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de bu kez fesat iddiasına dayalı olarak açılan ihalenin feshi şikayetinin sebebi farklı olup kesin hüküm oluşturmaz. Fesadı öğrenme tarihine göre süresinde ve derdest bulunan ihalenin feshi davası varken alıcı adına ihale konusu taşınmazların tescil edilmesi usulsüz olup bu tescil, ihale alıcısına İİK’nın 135/2. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesini isteme hakkı kazandırmaz. İhalenin feshedilmesi halinde alıcı adına tescil kaydı iptal edilerek taşınmazların tekrar borçlu adına tescil edilmesi söz konusu olur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; şikayetçi/borçlunun şikayetinin kabul edilerek 10.03.2023 tarihli tahliye emrinin iptaline karar verilmesi görüşünde olduğumdan, Sayın çoğunluğun şikayetin ret kararına karşı istinaf isteminin esastan reddi kararının onanması görüşüne katılamıyorum. 23.09.2025 .............'ın Karşı Oy Yazısı; İİK’nın 134. maddesinin son fıkrası; “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır.” İİK’nın 135. maddesinin birinci fıkrası; “Taşınmaz alıcıya ihale edilip bedeli alındıktan sonra alıcı namına tescil edilmesi için (134)'üncü maddede yazılı müddete riayet edilerek tapuya müzekkere yazılır.” şeklinde düzenlenmiştir. İhalenin feshi talebinde bulunabilecek azami sürenin başlangıç tarihi ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihtir. İİK’nın 134. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kişilerin “ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde ihalenin feshinin icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteyebilirler” hükmünü hâvidir. Ancak 134. maddenin 10. fıkrası hükmüne göre; "...Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez..." şeklindedir. Somut olayda; 13.04.2022 tarihli ihalenin feshi isteminin yasal süre aşımından reddine karar verilmesi üzerine, bu kararın 22.03.2023 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle, ihale alıcısı tarafından tahliye emri gönderilmesinin istenildiği, icra müdürlüğünün 12.03.2023 tarihli tahliye kararı nedeniyle borçlunun şikayette bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince ihalenin feshi davasının reddi kararının 20.12.2022 tarihinde kesinleştiğinden bahisle şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçelerle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş olup, şikayetçi/borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Şikayetçi borçlu icra mahkemesine sunduğu 07.04.2023 tarihli dilekçesinde özetle; ihaleye fesat karıştırıldığını, fesadı henüz öğrendiklerinden dolayı ihalenin feshine karar verilmesini icra mahkemesinden talep ettiklerini, fesadı öğrenme tarihine göre süresinde olan ihalenin feshi şikayeti derdest iken ihalenin kesinleşmesinden söz edilemeyeceğini belirtmiş olup, daha önce açılan ihalenin feshi isteminin süre aşımından reddi kararı kesinleşmişse de bu kez fesat iddiasına dayalı olarak açılan ihalenin feshi şikayetinin sebebinin farklı olması nedeniyle ihalenin kesinleşmesinden söz edilemeyeceğini, fesadı öğrenme tarihine göre 1 yıllık yasal sürede açılan ve derdest olan ihalenin feshi davası varken, alıcı adına ihale konusu taşınmazların tescil edilmesinin usulsüzlüğünü, bu tescil ihale alıcısına İİK’nın 135/2. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesini isteme hakkı kazandırmayacağını, ihalenin feshedilmesi halinde alıcı adına tescil kaydının iptal edileceğini ve taşınmazların tekrar borçlu adına tescil edilmesinin gerekeceğini belirtmiştir. Şikayetçinin fesat iddiasına dayalı ihalenin feshi şikayeti ile ilgili Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.02.2024 tarih, 2024/813 Esas-2024/1287 Karar sayılı kararında; "...Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda 13.04.2022 tarihli ihalenin feshini istediği, İlk Derece Mahkemesince, borçlunun aynı ihaleye ilişkin ihalenin feshi isteminin Bakırköy 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 26.07.2022 tarih ve 2022/228 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararı ile reddedildiği ve bu kararın 20.12.2022 tarihinde kesinleştiği gerekçesi ile şikayetin HMK'nın 114/1-i (kesin hüküm) dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonradan oluşturulacak aynı konuda, aynı takiple ilgili ve tarafları aynı olan kararlar yönünden birbirlerine karşı kesin hükmün sonuçlarını doğururlar. 6100 Sayılı HMK'nın 303/1. maddesi; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” şeklinde düzenleme ihtiva etmektedir. HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, kesin hüküm oluşturan bir mahkeme kararının varlığının tespiti halinde, aynı Kanunun 115/2. maddesi gereğince, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerekir. Somut olayda, borçlunun ihalenin feshi talepli Bakırköy 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/228 Esas sayılı dosyasındaki şikayeti ile temyize konu dosyadaki şikayetin tarafları ve konusu aynı olmasına rağmen, ileri sürülen ihalenin feshi sebeplerinin farklı olduğu, borçlunun iş bu dosyada daha önce ileri sürmediği fesat iddiasına dayanarak ihalenin feshini istediği anlaşılmıştır. O halde, borçlunun fesat iddiasına dayalı ihalenin feshi şikayeti incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir..." şeklinde bozma kararı verildiği anlaşılmış olup, neticede söz konusu taşınmaz ihalelerinin henüz kesinleşmediği görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve özellikle Dairemizin 14.02.2024 tarih, 2024/813 Esas-2024/1287 Karar sayılı bozma kararına göre; şikayete konu ihale henüz hukuken kesinleşmediğinden, borçlunun şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerektiğinden, Sayın çoğunluğun aksi yöndeki onanma görüşüne katılamıyorum. 23.09.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0e20dbf956b71d15 ab2239ffd8442feb This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 12. Hukuk Dairesi 2025/3614 E. , 2025/5533 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 23.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. ...'in Karşı Oy Yazısı; İİK’nın 134. maddesinin son fıkrasına göre “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır” İİK’nın 135. maddesinin birinci fıkrasında ise “Taşınmaz alıcıya ihale edilip bedeli alındıktan sonra alıcı namına tescil edilmesi için 134’üncü maddede yazılı müddete riayet edilerek tapuya müzekkere yazılır.” İhalenin feshi talebinde bulunabilecek azami sürenin başlangıç tarihi ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihtir. İİK’nın 134. maddesinin ikinci fıkrası maddede sayılan kişilerin “ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde ihalenin feshinin icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteyebilirler” hükmünü düzenlenmektedir. Ancak 134. maddenin 9. fıkrası hükmüne göre, satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti itila tarihinden başlar. Şu kadar ki bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez. Somut olayda 13.04.2022 tarihli ihalenin feshi isteminin süreden reddine karar verildiği kararın 22.02.2023 tarihinde kesinleşmesi üzerine ihale alıcısının tahliye emri gönderilmesini talep ettiği icra memurluğunca 10.03.2023 tarihinde borçluya yeniden şikayete konu tahliye emrinin gönderildiği görülmektedir. Şikayetçi borçlu icra mahkemesine sunduğu 07.04.2023 tarihli dilekçesinde, ihaleye fesat karıştığını, fesadı henüz öğrendiklerini fesat nedeniyle ihalenin feshine karar verilmesini icra mahkemesinden talep etmiş olup fesadı öğrenme tarihine göre süresinde olan bu dava derdest olduğundan ihalenin kesinleştiğinden söz edilemez. Daha önce açılan ihalenin feshi istemi süreden red edilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de bu kez fesat iddiasına dayalı olarak açılan ihalenin feshi şikayetinin sebebi farklı olup kesin hüküm oluşturmaz. Fesadı öğrenme tarihine göre süresinde ve derdest bulunan ihalenin feshi davası varken alıcı adına ihale konusu taşınmazların tescil edilmesi usulsüz olup bu tescil, ihale alıcısına İİK’nın 135/2. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesini isteme hakkı kazandırmaz. İhalenin feshedilmesi halinde alıcı adına tescil kaydı iptal edilerek taşınmazların tekrar borçlu adına tescil edilmesi söz konusu olur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; şikayetçi/borçlunun şikayetinin kabul edilerek 10.03.2023 tarihli tahliye emrinin iptaline karar verilmesi görüşünde olduğumdan, Sayın çoğunluğun şikayetin ret kararına karşı istinaf isteminin esastan reddi kararının onanması görüşüne katılamıyorum. 23.09.2025 .............'ın Karşı Oy Yazısı; İİK’nın 134. maddesinin son fıkrası; “Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır.” İİK’nın 135. maddesinin birinci fıkrası; “Taşınmaz alıcıya ihale edilip bedeli alındıktan sonra alıcı namına tescil edilmesi için (134)'üncü maddede yazılı müddete riayet edilerek tapuya müzekkere yazılır.” şeklinde düzenlenmiştir. İhalenin feshi talebinde bulunabilecek azami sürenin başlangıç tarihi ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihtir. İİK’nın 134. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kişilerin “ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde ihalenin feshinin icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteyebilirler” hükmünü hâvidir. Ancak 134. maddenin 10. fıkrası hükmüne göre; "...Satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet müddeti ıttıla tarihinden başlar. Şu kadar ki, bu müddet ihalenin yapıldığına ilişkin kararın elektronik satış portalında ilan edildiği tarihten itibaren bir seneyi geçemez..." şeklindedir. Somut olayda; 13.04.2022 tarihli ihalenin feshi isteminin yasal süre aşımından reddine karar verilmesi üzerine, bu kararın 22.03.2023 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle, ihale alıcısı tarafından tahliye emri gönderilmesinin istenildiği, icra müdürlüğünün 12.03.2023 tarihli tahliye kararı nedeniyle borçlunun şikayette bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince ihalenin feshi davasının reddi kararının 20.12.2022 tarihinde kesinleştiğinden bahisle şikayetin reddine karar verildiği, bu kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçelerle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş olup, şikayetçi/borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Şikayetçi borçlu icra mahkemesine sunduğu 07.04.2023 tarihli dilekçesinde özetle; ihaleye fesat karıştırıldığını, fesadı henüz öğrendiklerinden dolayı ihalenin feshine karar verilmesini icra mahkemesinden talep ettiklerini, fesadı öğrenme tarihine göre süresinde olan ihalenin feshi şikayeti derdest iken ihalenin kesinleşmesinden söz edilemeyeceğini belirtmiş olup, daha önce açılan ihalenin feshi isteminin süre aşımından reddi kararı kesinleşmişse de bu kez fesat iddiasına dayalı olarak açılan ihalenin feshi şikayetinin sebebinin farklı olması nedeniyle ihalenin kesinleşmesinden söz edilemeyeceğini, fesadı öğrenme tarihine göre 1 yıllık yasal sürede açılan ve derdest olan ihalenin feshi davası varken, alıcı adına ihale konusu taşınmazların tescil edilmesinin usulsüzlüğünü, bu tescil ihale alıcısına İİK’nın 135/2. fıkrasına göre taşınmazın tahliyesini isteme hakkı kazandırmayacağını, ihalenin feshedilmesi halinde alıcı adına tescil kaydının iptal edileceğini ve taşınmazların tekrar borçlu adına tescil edilmesinin gerekeceğini belirtmiştir. Şikayetçinin fesat iddiasına dayalı ihalenin feshi şikayeti ile ilgili Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 14.02.2024 tarih, 2024/813 Esas-2024/1287 Karar sayılı kararında; "...Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda 13.04.2022 tarihli ihalenin feshini istediği, İlk Derece Mahkemesince, borçlunun aynı ihaleye ilişkin ihalenin feshi isteminin Bakırköy 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 26.07.2022 tarih ve 2022/228 Esas, 2022/373 Karar sayılı kararı ile reddedildiği ve bu kararın 20.12.2022 tarihinde kesinleştiği gerekçesi ile şikayetin HMK'nın 114/1-i (kesin hüküm) dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İcra mahkemesince verilen kararlar, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte, aynı takip dosyası nedeniyle, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararları, kesinleşmek koşuluyla sonradan oluşturulacak aynı konuda, aynı takiple ilgili ve tarafları aynı olan kararlar yönünden birbirlerine karşı kesin hükmün sonuçlarını doğururlar. 6100 Sayılı HMK'nın 303/1. maddesi; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir” şeklinde düzenleme ihtiva etmektedir. HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm dava şartı olup, kesin hüküm oluşturan bir mahkeme kararının varlığının tespiti halinde, aynı Kanunun 115/2. maddesi gereğince, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerekir. Somut olayda, borçlunun ihalenin feshi talepli Bakırköy 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/228 Esas sayılı dosyasındaki şikayeti ile temyize konu dosyadaki şikayetin tarafları ve konusu aynı olmasına rağmen, ileri sürülen ihalenin feshi sebeplerinin farklı olduğu, borçlunun iş bu dosyada daha önce ileri sürmediği fesat iddiasına dayanarak ihalenin feshini istediği anlaşılmıştır. O halde, borçlunun fesat iddiasına dayalı ihalenin feshi şikayeti incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir..." şeklinde bozma kararı verildiği anlaşılmış olup, neticede söz konusu taşınmaz ihalelerinin henüz kesinleşmediği görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve özellikle Dairemizin 14.02.2024 tarih, 2024/813 Esas-2024/1287 Karar sayılı bozma kararına göre; şikayete konu ihale henüz hukuken kesinleşmediğinden, borçlunun şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerektiğinden, Sayın çoğunluğun aksi yöndeki onanma görüşüne katılamıyorum. 23.09.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0e20dbf956b71d15 ab2239ffd8442feb ... ...
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3614 E., 2025/5533 K. (23.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3614
- Karar No
- 2025/5533
- Karar Tarihi
- 23.09.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/688 E., 2025/823 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3641 E., 2025/5514 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3615 E., 2025/5529 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3510 E., 2025/5482 K. 22.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3418 E., 2025/5485 K. 22.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3312 E., 2025/5481 K. 22.09.2025