T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/688 Esas KARAR NO : 2025/823 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/09/2016 KARAR TARİHİ : 23/09/2025 KARAR YAZIM TARIHİ : 14/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili aleyhine GOP. ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip başlattığını, takipten müvekkilinin banka hesaplarına haciz konduğu tarihte haberi olduğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek GOP. ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkilince düzenlenen 5 adet fatura borcunun tahsili amacı ile takip başlatıldığını, ödeme emrinin 11.08.2016 tarihinde tebliğ edildiği, süresinde itiraz edilmemesi nedeni ile takibin kesinleştiğini, tebligat usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin GOP. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas karar sayılı ilamı ile red edildiğini, davacı tarafından düzenlenerek müvekkiline gönderilen 01.11.2015 ve 30.11.2015 dönemlerine ilişkin mutabakat mektuplarında kdv hariç olmak üzere müvekkilinin 78.590,00-TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, taraflar arasındaki mutabakata rağmen borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı firma arasında gerçekleşen ticaret neticesinde, müvekkili firma tarafından tanzim edilip davalı firmaya tebliğ edilmiş olan ; * 05.10.2015 tarihli ... numaralı 1.759,70 TL, * 23.10.2015 tarihli .... numaralı 103,15 TL,* 26.10.2015 tarihli .... numaralı 73.621,04 TL,* 16.11.2015 tarihli .... numaralı 27.449,16 TL,* 23.11.2015 tarihli .... numaralı 57.428,79 TL bedelli 5 adet faturanın tahsili amacıyla Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı icra takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine ilişkin ödeme emri 11.08.2016 tarihinde davalı firmaya tebliğ edildiğini, davalı tarafça söz konusu icra takibine yasal süresinde itiraz edilmediğinden icra takibi kesinleştiğini, davalı taraf, söz konusu icra takibine ilişkin ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği gerekçesi ile 02.09.2016 tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesinin .... E. sayılı dava dosyası ile ; “ Usulsüz Tebligat nedeniyle ödeme emrinin tebliğ tarihinin 02.09.2016 olarak düzeltilmesi ile süresinde yetkiye, imzaya, borca ve tüm ferilerine” itirazda bulunduğunu, söz konusu itiraza ilişkin olarak gerçekleşen inceleme neticesinde Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi .... E. ... K. 08.09.2016 tarihli karar ile; “ Usulsüz tebligata yönelik şikayetin reddine ve İİK m. 62 gereği yetkiye, imzaya, borca ve ferilerine itiraz doğrudan doğruya icra dairesine yapılacağından itirazın reddine ” karar verildiğini, davalı taraf, Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi ... E. ... K. 08.09.2016 tarihli kararına karşı istinaf incelemesi talebinde bulunduğunu, söz konusu talep doğrultusunda gerçekleşen istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....hukuk Dairesi ... E. .... K. 04.11.2016 tarihli ilamı ile ; “ Davacı – Borçlu vekilinin usulsüz tebligata ilişkin şikayetinin kabulüne, Gaziosmanpaşa 3. İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı icra takip dosyasında davacı – borçlunun usulsüz ödeme emrine mutalli olma tarihinin 02.09.2016 olduğunun tespitine, davacı – borçlunun yetkiye, imzaya, borca ve ferilerine yönelik itirazları yönünden ilk derece mahkemesi kesinleşmiş olmakla bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiğini, istinaf mahkemesinin söz konusu kararına ilişkin olarak gerçekleştirilen temyiz başvurusu neticesinde, Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E. , .... K. 03.05.2018 tarihli ilamı ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .... E. .... K. 04.11.2016 tarihli kararının onanmasına karar verdiğini, davalı tarafın icra takibine itirazı haksız ve hukuksuz olduğunu, taraflar arasındaki ticari defter, kayıt ve taraflar arasındaki alacak – borç ilişkisine ilişkin gerçekleştirildiğini, mutabakat incelendiğinde; davalı firmanın müvekkili firmaya borçlu olmadığı yönündeki itirazlarının hakikat olmadığı hususu açıklığa kavuşacağını, davalı firma tarafından tanzim olunarak müvekkili firmaya faks edilen mutabakat formunda ; 01.11.2015 ve 30.11.2015 tarihleri arasındaki döneme ilişkin müvekkili firmanın davacı firmadan KDV hariç olmak üzere 78.590,00 TL alacaklı olduğu belirtildiğini, davalı tarafından müvekkili firmaya faks edilen ve içeriğinde mutabık kalındığı takdirde “ kaşe ve imza edilmek sureti ” kendilerine faks edilmesi istenen mutabakat formu içeriğinde müvekkili firmaca mutabık kalınmış olması sebebiyle, davalının talebi ve uygulama doğrultusunda söz konusu mutabakat formu kaşe ve imza edilmek sureti ile davalı firmaya faks edildiğini, davalı firma tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. .... K. sayılı dava dosyası ile; “ davacı firmaya borçlu olmadığı ” gerekçesi ile menfi tespit davası açıldığını, mahkemece söz konusu dava dosyası celp edilip tetkik edildiğinde dava dosyası içerisinde yer alan ve tarafların ticari defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi neticesinde, bilirkişi tarafından tanzim edilen 20.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda; " takip tarihi itibari ile huzurdaki davalı şirketin 94.199,78 TL. alacaklı olduğu" belirtildiğini, izah edilen nedenlerle davalı tarafın Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasına gerçekleştirilen itirazın iptaline, yargılama giderleri ile karşı vekil ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, dilekçede belirtilen harca esas değer üzerinden harç yatırılmamış olup, öncelikle bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, huzurdaki dava, 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı tarafa gecikmiş itirazlarının kabulüne ilişkin mahkeme kararının 2016 yılında tebliği ile hak düşürücü süre işlemeye başlamışsa da dava bu süre içerisinde açılmadığını, yine usülsüz tebligata itiraz edildiğinde de aynı anda borca da itiraz edilmiş olup davacı tarafa tebliğ edildiğini, itirazın iptali davası İİK md. 67 uyarınca, borçlu tarafından icra takibine yapılan itirazın alacaklı veya vekiline tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, bir yıllık süre hak düşürücü süre olup, dava için mahkemeye başvurulduğu takdirde bu süre hakim tarafından re'sen nazara alınacağını, davacı taraf dilekçesinde de izah ettiği gibi; müvekkili şirket aleyhine GOP. .... icra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip başlatılmış, takipte müvekkilinin banka hesaplarına haciz konduğu tarihte haberdar olunduğunu, bu nedenle tarafımızca Gaziosmanpaşa İcra Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası ile ödeme emrinin tebliğinin usulsüz olduğuna ilişkin memur muamelesinin şikayeti başvurusu yoluna gidilerek gecikmiş itirazda bulunulduğunu, İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmişse de istinaf başvurusunun üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 04.11.2016 tarih ... esas karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulüne, ödeme emrinin usulsüz olması nedeni ile öğrenme tarihi olan 02.09.2016 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmiş ve karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 03.05.2018 tarih 2018/9252-4124 esas karar sayılı ilamı onanarak kesinleştiğini, bu halde bahsi geçen tüm dosyalarda taraf olan davacının takibe itirazın en geç, şikayetin kabulüne karar veren Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin kararının tebliğ edildiği 24.11.2018'de öğrenmiş olmakla 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği, zira karar içeriği ile takibe itirazımıza vakıf ve tüm sonuçlarından haberdar olmakla tebliğ şartı gerçekleşmiş olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ....; "Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklının ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir."Davacının herhangi bir alacak ve talep hakkı bulunmamakta olup, aksi kabul anlamına gelmemek kaydıyla, tüm taleplerin zamanaşımına uğradığı, bu minvalde zamanaşımı def'i savunmaları olduğunu, davacının, borcun müvekkilince kabul edildiği ve aralarında mutabık kalındığı iddiası yerinde olmadığını, tebliğ edilmeyen bu evraka karşı cevap hakları saklı tutmakla birlikte bahsedilen evrak vergi dairesine bildirilen ve taraflar arasındaki faturaların bildiriminin yapıldığı ba-bs formu olduğunu, bu form yalnızca taraflar arasındaki faturaların bildirilmesi anlamına gelmekte olup borcun kabulü, ayıpların ihbarı ve düşülmesi yahut taraflar arasında borç konusundaki bir mutabakat anlamına gelmediğini, davacının bahsettiği evrak yanlızca kasım ayında taraflar arasında kesilmiş faturaları gösterdiğini, halbuki davacıya yapılan banka ödemesi, kesilen iade ve reklamasyon faturaları daha sonraki tarihlere ait olduğunu, davacı dava dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından kendilerine 01.11.2015 ve 30.11.2015 tarihleri arasında kendilerinin KDV hariç 78.590,00 TL alacaklı olduğu yönünde bir mutabakat formu göndererek mutabık kalındığı takdirde kaşe ve imza edilmek sureti ile müvekkili şirkete gönderilmesi istendiği ve kendilerinin mutabık kaldıkları için kaşe ve imza edilerek müvekkili şirkete faks edildiğini iddia etmişse de bahsedilen ve üzerinde mutabık kalınan form müvekkil şirketin Vergi Dairesi'ne Aralık ayında bildirdiği 01.11.2015 ve 30.11.2015 tarih aralığında ... Tekstil'e ait ... firmasından KDV hariç alış faturaları toplamı beyanı olduğunu, o tarihten sonra 03.02.2016 tarih ve 53,0230.74 TL tutarında reklamasyon faturası ile 20.01.2016 tarih ... nolu ve 41,035.80 TL iade faturaları kesilerek davalıya gönderilmiş ve 05/05/2016 tarihinde davacıya ödeme yapıldığını, bu sebeplerle davacının haksız iddialarıının reddi gerektiği, davacı taraf, Bakırköy .... ATM ... esas sayılı dosyasndaki bilirkişi raporu ile sanki borçluluk durumu incelenmiş ve rapor esas alınarak karar verilmiş gibi bir izlenim yarattığını, halbuki ilgili dosyada gelinen aşamada dosyada mübrez tek bilirkişi raporuna itirazlar dahi henüz değerlendirilmemiş, ek rapor veya yeni bilirkişiden rapor vs alınmadan Yargıtay'ın usulsüz tebligat şikayeti onaması üzerine karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, alacağa ilişkin doğru ve net tespitler içeren, hükme esas almaya elverişli bir rapor dosya kapsamında mevcut değilken huzurdaki davada delil değeri ve bağlayıcılığı olmayan rapora istinaden davacının "müvekkil şirketin borçlu olduğunun tespit edildiğini" ileri sürmesi izaha muhtaç olup, dinlenemeyeceğini, müvekkilden herhangi bir alacağını olmadığını bildiği halde müvekkil aleyhine icra takibi başlatan davacının haksız ve kötüniyetli olduğunu, İİK’nun 67. maddesi uyarınca haksız ve kötü niyetli olarak müvekkil aleyhine icra takibi başlatan davacının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiği, izah olunduğu üzere müvekkili tarafından kesilen ve davacı tarafından kabul edilen ancak cari hesaplarına işlenmeyen iade faturası ile reklamasyon faturası toplandığında ve davalının hesabına yapılan ödemelere ilişkin tutarlar dikkate alındığında davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği bedelleri karşıladığı görüleceği, müvekkili şirketin davacı şirkete cari herhangi bir borcu bulunmamakta olup, izah edilen nedenlerle öncelikle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine; aksi kanaatte olunması halinde izah edilen nedenlerle esastan reddine, haksız ve kötüniyetli olarak takip başlatan ve dava açan davacı taraf aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Asıl dava, davalı tarafından faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit istemine, birleşen dava ise 5 adet faturaya dayalı alacağın tahsili için İİK'nun 67. maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl dava yönünden mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; "Alınan bilirkişi raporunda tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş olup mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davalı şirketin 94.199,78 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı ve davalı taraf defterlerinde alacak miktarı açısından oluşan farkın 41.035,80 TL mal iade faturası ile 53.230,70 TL bedelli fiyat farkı faturasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Mal iade faturasına konu malların hangi sebeple iade edildiğine dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığı gibi ayıp ihbarının da bulunmadığı, geç teslim nedeniyle fiyat farkı faturası kesildiği belirtilmişse de bu iddianın da yasal dayanaktan yoksun olduğu değerlendirilmiştir. Davacı tarafından buna ilişkin sunulan bir delil bulunmamaktadır. HMK’nun 190.madde ve TMK.6 maddesi uyarınca herkes iddiasını ispat etmek zorundadır. Bu nedenle hükme elverişli olduğu tespit edilen bilirkişi raporuna itibar edilerek söz konusu icra takibinde davalı şirketin alacaklı olduğu anlaşılmakla" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce verilen işbu karar İBAM ... HD .... Esas ve .... Karar sayılı ilamıyla; "Davalı alacaklı tarafından, davacı hakkında, Gaziosmanpaşa ..... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile 5 adet faturaya dayalı olarak 94.199,78 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itiraz süresini kaçırması sonrası takibin kesinleşmesi üzerine iş bu menfi tespit davasının açıldığı, aynı zamanda davacı tarafın tebligat usulsüzlüğü iddiası ile Gaziosmanpaşa .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... E .... K. Sayılı dosyasında şikayet yoluna başvurulduğu, yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş ise de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... E.- ... K. Sayılı kararı ile davacı istinaf isteminin kabulü ile ödeme emrinin davacı borçluya usulsüz tebliğ edildiğine hükmedilerek öğrenme tarihi olan 02/09/2016 tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilmiş ve karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine davalı alacaklı tarafça Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. Sayılı dosyasında davaya konu takip ile ilgili İtirazın iptali davası açılmış ve yargılamada iş bu menfi tespit davası bekletici mesele yapılmıştır. Davacı taraf, satım konusu bir kısım malların ayıplı olduğu ve sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmediği iddia edilmiş ve 13/01/2016 tarihli sevk irsaliyesinde belirtilen ürünlerin iadesi ve bu ürünlere ilişkin 20/01/2016 tarihli iade faturası bedeli kadar olan 41.035,80 TL ve yine fiyat farkı olarak belirtilen 03/02/2016 tarihli 14.000 EURO+KDV lik kısmından borçlu olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise cevap dilekçesinde, satım sözleşmesini kabul etmekle birlikte taraflar arasındaki 01/11/2015 ve 30/11/2015 tarihleri arasında gerçekleşen ticari ilişkiye ilişkin olarak düzenlenen mutabakat formu gereğince KDV hariç 78.590,00 TL alacaklı olduğunu, davacının iade faturasını ve reklamasyon faturasını noter ihtarnamesi ile iade ettiğini, davacı tarafça kendilerine yasal şartları ihtiva eden herhangi bir bildirim ihbar söz konusu olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki satım ilişkisinde davalının düzenlediği faturalar 05/10/2015, 23/10/2015, 26/10/2015, 16/11/2015 ve 23/11/2015 tarihlidir. Fatura içeriği malların davacıya teslim edildiği, her iki taraf şirket ticari defterlerinde bu faturaların kayıtlı olduğu ve davacının davalı şirkete 05/05/2016 tarihinde 65.813,96 TL ödeme yaptığı ihtilafsızdır. Yine davacı tarafça düzenlenen 13/01/2016 tarihli .... ve ... nolu faturalara istinaden düzenlenen iade faturasına konu sevk irsaliyesi davalı taraf temsilcisi ... tarafından imzalanmıştır. Davacı taraf satım faturalarını defterlerine kaydettikten sonra bir kısım malların ayıplı olduğu iddiasıyla düzenlediği 20/01/2016 tarihli 41.035,80 TL bedelli iade faturasını ve 03/02/2016 tarihli 14.000 EURO+KDV bedelli fiyat farkı faturasını düzenlemiştir. Taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle; iade faturası ve fiyat farkı faturasının davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı saptanmıştır. Ayıp, aynı nitelikte, cinste normal bir eşyada bulunması gerekli olan iyi niteliklerin satılan malda bulunmaması ya da bulunmaması gereken kötü niteliklerin ise, satılan malda bulunması olarak tanımlanabilir. Satıcının satılan mallardaki ayıplardan sorumlu olabilmesi için kanunun alıcıya yüklemiş olduğu yükümlülükler satılanı gözden geçirme, muayene etme ve var olan ayıpları satıcıya bildirme (ayıp ihbarında bulunma) yükümlülüğüdür. Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada, alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan sorumlu olmayacaktır. Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK.'nun 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur.. TTK'nun 23. maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Ayıp açıkça belli değil ise, alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde hakkını korumak için durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. Ayıbın, kullanma sonucu ortaya çıkan gizli bir ayıp olması halinde ise TBK'nun 223. maddesi uyarınca alıcı ayıbı öğrendiği tarih itibariyle hemen satıcıya bildirmelidir. Satım konusu malların ayıplı olduğu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat yükü HMK 190 ve TMK 6. maddelerine göre alıcıya ait olup, somut olayda bu hususların alıcı olan davacı tarafından ispatlanması gerekir. HMK'nın İspatın konusu başlıklı 187. maddesinde, İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz., düzenlemesi bulunmaktadır. TBK'nın 107. maddesi uyarınca da alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Somut olayda davacı taraf, davalı taraf ile yapılan mail yazışmalarına ve 13/01/2016 tarihli iade faturasına konu ürünlere ilişkin sevk irsaliyesine dayanmıştır. Davacının tek taraflı olarak düzenlediği iade faturası ispata elverişle belge olarak kabul edilemez. Zira TBK'nın 107. maddesi gereğince davacının iade faturasına konu ettiği malları davalı tarafa teslim etmesi yada tevdi mahalli ile iadeyi sağlaması gerekir. Davanın menfi tespit davası olduğu ve davacının TBK’nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme hakkı kapsamında iadeye konu malları davalı tarafa teslim edip etmediğinin dosya kapsamından anlaşılmaması karşısında; iadeye konu pantolonlar yönünden davalı tarafın iadeye rızasının olmadığı, davacının en geç 13/01/2016 tarihinde açık ayıp niteliğindeki ayıbı öğrendiği, davalıya ise 16/02/2016 tarihinde bildirdiği dolayısıyla davacı tarafın ihbar külfetini usulünce süresinde yerine getirmediği dosya kapsamından anlaşılmakla talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. İadeye konu kumaşlar yönünden ise, sunulan mail yazışmaları ve dosya kapsamından ürünlerin davalı tarafa teslim edilip edilmediğinin anlaşılamadığı bu konu açıklığa kavuşturularak gerekirse tevdi mahalli bildirilerek ve heyete tekstil mühendisi bilirkişi eklenmek suretiyle pantolonlara isabet eden kısım tespit edilip sözleşmeden dönme koşulları üzerinde de durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır."gerekçesiyle kaldırılmıştır. Bunun üzerine mahkememizce İBAM kararı doğrultusunda heyete tekstil mühendisi de eklenerek pantolonlara isabet eden kısmın tespiti ile sözleşmeden dönme koşullarının da değerlendirilmesi için asıl ve birleşen dosya yönünden değerlendirme yapmak üzere bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında; "Taraflar arasında imzalanmış sözleşmeye istinaden, kumaş tesliminde gecikme yaşanması nedeniyle davalı tarafın “boyama işlemi bedeli ile gecikmeden kaynaklı uçak bedelinin tarafımızdan karşılanacağını teyit ederiz ”beyanının sektör uygulamalarına uygun olduğu, boyama işlemi ve uçak bedeli masrafı yönünden dosya ekinde fiş/fatura/belge mevcut olmadığından değer hesaplaması yapılamadığı,-04.03.2016 tarihli e posta içeriği ile davalı tarafça “iade kumaş ve pantolon mevzuu..bu hususta kumaşların iadesi tarafımızca kabul edilmiş bulunup, bu tararın bize kesilmesini, pantolonlar ile ilgili iadenin şu aşamada kabul edilmeyip, bize dün gönderilmiş bulunan 2 adet pantolon üzerinde yapılacak deneme neticesinde tekraren karara bağlanacağı hususunda mutabık kalınmıştır” beyanı ile kumaşların iadesi hususunda mutabık kalındığı, pantolonlar yönünden mutabık kalınamadığı, ihtilafa konu 20.01.2016 tarih/309317 nolu davacı ...Tekstil tarafınca davalı ... Tekstil adına düzenlenmiş fatura içeriğinin; Şeftali ve taş rengi kumaşa tekabül eden kısmının 8.191,47 TL, 747 adet pantolonlara tekabül eden kısmının 32.844,33 TL olduğu,davacı firma tarafından faturanın dayanağı 03.02.20216 tarihli e posta içeriğinde açıklandığı, -03.02.2016 tarih/309321 nolu davacı .... Tekstil tarafınca davalı .... Tekstil adına düzenlenmiş fatura yönünden, 04.03.2016 tarihli yazışma içeriğinde ne şekilde mutabık kalındığı yönünde tespit yapılamadığı" belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi rapor içeriği dikkate alınarak İBAM kararında da belirtildiği gibi ayıp ihbarının süresinde olmadığı, kumaşların iadesi konusunda tarafların mutabık oldukları, pantolonların iadesi konusunda ise "...pantolonlar ile ilgili iadenin şu aşamada kabul edilmeyip, bize dün gönderilmiş bulunan 2 adet pantolon üzerinde yapılacak deneme neticesinde tekraren karara bağlanacağı hususunda mutabık kalınmıştır." şeklinde mesajlaşmanın olduğu ve mutabık oldukları kanaati oluşmadığı, bu kapsamda kumaşların iadesi nedeniyle sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğu ve kumaşlar isabet eden 8.191,47 TL'lik kısım yönünden davacının borçlu olmadığı, buna göre birleşen dosya davacısının da (94.199,78 - 8.191,47 = 86.008,31 TL) yönünden alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; 1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının Gaziosmanpaşa .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 8.191,47TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, 2-Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 86.008,31TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 559,55TL ilam harcından peşin alınan 768,49TL harcın mahsubu ile bakiye 208,93TL'nin davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 29,20TL Başvuru Harcı, 768,49TL Peşin Harç olmak üzere toplam 797,69TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından sarf edilen 6.800,00TL bilirkişi ücreti, 233,25TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.033,25TL den kabul red oranına göre hesaplanan 1.280,28TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 6-Davalı tarafından sarf edilen 473,35TL posta masrafı olmak üzere toplam 473,35TL den kabul red oranına göre hesaplanan 387,18TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davalı üzerine bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 8.191,47TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN; 9-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 5.875,22TL ilam harcından peşin alınan 1.608,70TL harcın mahsubu ile bakiye 4.266,52TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 10-Davacı tarafından sarf edilen 44,40TL Başvuru Harcı, 1.608,70TL Peşin Harç olmak üzere toplam 1.653,10TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacı tarafından sarf edilen 323,25TL posta masrafının kabul red oranına göre hesaplanan 295,14TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 12-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 13-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 8.191,47TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 14-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6e4a423b4d1d9497 1bd751ba4e9084c2
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/688 E., 2025/823 K. (23.09.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/688
- Karar No
- 2025/823
- Karar Tarihi
- 23.09.2025
- Konu
- Tazminat, Alacak, İtirazın İptali, Menfi Tespit, Çek
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3348 E., 2025/5496 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/5779 E., 2025/5493 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3606 E., 2025/5530 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3641 E., 2025/5514 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3615 E., 2025/5529 K. 23.09.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3614 E., 2025/5533 K. 23.09.2025