Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/97 E., 2025/4662 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/97 E., 2025/4662 K. (30.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/97
Karar No
2025/4662
Karar Tarihi
30.06.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/97 E. , 2025/4662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1299 Esas, 2024/1641 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/248 E., 2022/19 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Türkiye’nin ilk elektrikli araçlar hakkında uçtan uca danışmanlık hizmeti veren şirketi olduğunu, bünyesinde elektrikli araçlara dair yazılım, donanım, şarj ekipmanı, servis, bakım ve teknik destek sağladığını, müvekkilinin 2020/122100 sayılı ve "şekil + ..." ibareli başvurusu davalı Kurum tarafından 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1 (b) ve (c) bentleri uyarınca reddedilmiş ise de, dava konusu markanın bütünüyle ayırt edici nitelikte olduğunu, ayrıca markanın elektrikli araçlarla ilgili tüm çevrelerde münhasıran bilindiğini ve tanındığını, bilhassa markanın başındaki ''...'' harfi ile müşterilerinin ve işbirliği içerisinde olduğu işletmelerin nezdinde hususiyeti bulunduğunu, bu bakımdan her ne kadar garaj sözcüğünün Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) gerekçesinde otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer veya otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer olarak anıldığı ve dolayısıyla tanımlayıcı mahiyeti olduğu ileri sürülse de, müvekkili markası açısından sözcüğün başındaki elektrikli/elektronik kavramının kısaltması olan ''...'' harfinin varlığı itibariyle ticari açıdan cins kelime olmadığını ve mezkur anlamlardan ayrımlı duruma geldiğini, sadece garaj kelimesinin dikkate alınması ve marka ibaresinin bir bütün halinde değerlendirilmemesi suretiyle başvurunun kısmen reddi kararına itirazlarının YİDK tarafından haksız ve hukuki olarak reddolunduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş uygulamasına göre YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle marka işlem dosyasına sunulmayan, ancak dava aşamasında ibraz edilen bilgi ve belgelerin değerlendirme dışı bırakıldığı; dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan hizmetlerin "Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu)." olduğu, dava konusu marka başvurusunun şekil ve kelime unsurundan müteşekkil karma bir marka olduğu, markanın şekil unsurunun "E" ve "G" harflerinin birbiri içine geçmiş stilize bir formundan oluştuğu, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, davaya konu marka başvurusunu gördüğünde, hemen ve ilk bakışta, markada yer alan şekil unsurunu, somut ayırt edici niteliği haiz bir logo olarak algılayacağı; "...", "... ..." gibi kavramsal çağrışımlar oluşturma fonksiyonu bulunan dava konusu ibarenin davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı ve verilen hizmetin karakteristik özelliğini doğrudan tanımladığı kanaatine varıldığı; her ne kadar bu ibare davaya konu hizmetler bakımından marka olma kabiliyetini haiz bir ibare olmasa da, bu ibarenin başında yer alan "..." unsurunun bir logo olarak ve davaya konu hizmetler bakımından asgari düzeyde ayırt edici niteliği bulunan bir unsur olarak algılanacağı, zira bu şekil unsurunun tertip tarzı ve kendi içinde barındırdığı özgünlük nedeniyle, davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesimi nezdinde hemen ve ilk bakışta davaya konu hizmetlerle bağdaşmayan, onların karakteristik özelliklerinden herhangi birini akla getirmeyen bir işaret olduğu, dolayısıyla marka fonksiyonlarını icra etme kabiliyetini haiz bir unsur olduğu, bu nedenle söz konusu marka başvurusunun SMK'nın 5/1 (b) ve (c) bendi hükümleri uyarınca mutlak tescil engeli barındırmadığı yan bir işaret olduğu; davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu marka başvurusunun tescilini de talep etmişse de, tescilin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğu, tescil isteminin ayrı bir dava olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle tescil istemi yönünde olumlu/olumsuz ayrıca hüküm kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f2a5958760dacc91 b8eb0ff13a66575c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı